Tavşanların bilinci boa yılanlarının büyük alçaklığı ile bozulmuş durumda. Bu büyük alçaklığa kendi küçük alçaklıklarını, insanların bostanlarının meyvelerini yağmalama alçaklığını da kattılar. Bu bilinci sarsmak... İşte bizim zor işimiz.
... Değiştirilmiş birisiydim şimdi ben. Artık olmadığımız ve bir daha da olamayacağımız hallerimizle tanıyorduk birbirimizi. Yabancı olmak hiç kuşkusuz bir yük, ama olmayacak bir yakınlık içinde yabancılaşmak aşırı büyük bir yük.
İki-üç yıl önce diktiği kiraz ağacının şimdi ilk defa meyve verecek olmasının verdiği hüzün. Hüznün ağacı tam da gelecekte çiçek açacak, meyveye duracak ve dallanıp budaklanacak. Ölüm sensiz olgunlaşan bir kiraz ağacıdır.
Sanırım Ecinniler'de bir yerde, Dostoyevski, insanın mutlu olduğunu bilmediği için mutsuz olduğunu, tek sebebin bu olduğunu söyler. Babam Dostoyevski ile pek içli dışlı olmasa da, tam tersini iddia ederdi. Bir keresinde, sesini hafifçe kısarak -belki bu yüzden aklımda kaldı bir grup arkadaşına şöyle dediğini duydum: Biz burada ne kadar mutsuz olduğumuzu bilmediğimiz için mutluyuz. Bu düpedüz siyasi bir açıklamaydı elbette. Ve o kapalılık, bizden esirgenen, sadece kıyaslamak için bile bizden esirgenen o öbür dünya, tam da bizim "mutluluğumuzun" lehine çalışıyordu.