...Sen yıllardır içimdeki kurttun benim, kemerip duruyordun. Tahtakurlarının kemirdiği eski bir sandalye gibi, bir gün olduğum yerde çökeceğim belliydi.
Burası, "kitlelerin içinde balık olma" hayaliyle yola çıkmış devrimcilerin yakalanıp hapsedildiği daracık bir akvaryuma benziyordu. Akvaryumun bulanık sularında kuyrukları birbirine değerek yüzüp duran balıklar, daracık dünyalarının aldatıcı gerçeklerine, yaşayabilmek için zorunlu hayallere, taşlaşmış inançlara ve kendi yanılsamalarına mahkumdurlar.
Gazali diyor ki:
"Harp bitti. Maktuller harp meydanında yatıyor. Bütün çığlıkları, ızdırap ve kin çığlıkları sustu. Her beşeri kasırgayı takip eden sükut, bütün bu şeylerin ne kadar boş olduğunu ne iyi gösterir!"