Homo Sapiens'in Açmazları
Puan vermedi
Daha önce deneysel bir roman olan 1960’ta yazdığı Solgun Ateş’le tanışmış Nabokov’la ve sevmiştim kalemini. 1955’te ABD’de İngilizce kaleme almış Lolita’sını. Amerika’da 1958’de yayımlanmış. İngiltere’de 1959’da yayımlandığında parlementoda tartışma konusu olmuş. Bir programda neden böyle bir roman yazdığını sorar bir spiker ona. Kafes içindeki bir maymun çizer bir kağıda ve burdan yola çıktım der. Evrimini tamamlayamayan insanın kafese hapsedilmiş, bastırılmış ilkel duyguları olsa gerektir Nabokov’a bu satırları yazdıran duygunun. Biyografik olduğunu söyleyip Nabokov’u eleştirenlere karşı karakterine kendi kişiliğini yansıtmaktan çok, yeni karakterler yarattığını savunsa da, çok samimi gelmedi o programdaki hali. Ve ister istemez Peyami Safa’nın bir cümlesine geldi aklıma: “Ve düşünün ki, en afakî zannettiğimiz romanlar bile, muharririn ruhunu muhayyel kahramanlar vasıtasiyle aksettiren bir otobiyografiden başka bir şey değildir.” Kitap çocuklara bakışı (yetimhanelere gidip çocukları cinsel fantezileri için seyretmesinden, sokaktaki çocukları görünce kasıklarının harekete geçmesinden, 12 yaşındaki Lolita’dan çocuk yapıp onun çocuğuna da şehvetle bakabilmeyi hayal edebilmesi) noktasında oldukça rahatsız edici olsa da değindiği konular kayda değer. Ahlak yasaları, kültürel rölativizm, ahlak yargılarımızın insan doğasına uygun olup olmaması gibi. Kitabın edebi niteliği çok iyi kuşkusuz ama “anadilinden okunduğunda çok daha iyi bir fonetiği var” dedi İngilizce bilen bir arkadaşım. İletişim yayınlarından çıkan kitap kapağında kelebek figürü var. Nabokov, lepidopteristmiş (kelebek bilimci). Bu konuda bilimsel çalışmalar yapmış biridir. Hatta bulduğu bir kelebek türü de vardı diye hatırlıyorum. Ekim Devrimi’nden sonra Rusya’yı terk etmiş bir aristokrat.
LolitaVladimir Nabokov · İletişim Yayınevi · 20193,522 okunma
Vedalar Emare Bırakır,Bu Kitabı Hiç Unutma!(spoilersız)
10/10
·736 syf.··
2026 17. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2026 20:59
Hiç biten bir melodinin acısını yaşadınız mı?Bu kitap benim için o melodiydi sanırım.Çok uzun konuşmak istemiyorum,canım yanıyor. Emare benim için gerçekten bir emare olacak.Armağan belki ama çok can yakacak.Emare,emare.Bu seri beni çok yıprattı,çok üzdü ama yine de nefes almaya çalışıyorum.Emare ruhumda bir leke belki de bilemiyorum. Bu kitabı çok sevdim,bu seriyi de.Ruhumdan bir parça gömüyorum Emare'ye.Korel'in yetmeyen kalbine kendi düzgün atmayan kalbimi ekleyerek gömüyorum bu kitabı.Bu kitap benim acılarım. Dediğim gibi çok uzun konuşmayacağım çünkü canım yanıyor, yanıyorum. Korel,yakıyorlar beni.Minel,yanıyorum ben.Kalbimi size gömüyorum. Bu kitap çok mahvetti beni,ben hiç iyi değilim.
Emare - MaskeAslı Arslan · İndigo Kitap · 20221,946 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Günümüz Türkiye
7/10
·118 syf.··
2026 29. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2026 12:09
Okurken utandigim yeni bir kitap daha lakin bu sefer yazarin kurgusundan degil yasananlarin gercek olmasindan utandım.. İnsanlarin hala ayık olmamasindan kaldırılmaya hazır olmasından, inanc ve degerlerin kullanilarak halkin yozlasmaya müsait olmasından utandım.. Tarikat denen birleşmiş grupların bu denli güçlenebilmesi, buna musade edilmesi de tartisilmasi gereken ve beni aşan baska bir konu.. Bu kitapla bazi bakış açılarım çok değişti. Kur'an-ı Kerim in ilk ayeti gibi.. Oku ! İlla oku ! İllede oku !
1000Kitap
Şehvetiye Tarikatıİsmail Saymaz · İletişim Yayıncılık · 20193,074 okunma
Puan vermedi·90 syf.··
2026 42. kitabı
ÇAĞLA FULYA~SAÇIMI BOYADIM AMA TRAVMALARIM KOYU KALDI~ Selam.Bugün size kalemini çok sevdiğim sevgili @çaglaFulya kaleminden #saçımıboyadımamatravmalarımkoyukaldı kitabı ile geldim.Bu kez yazarımız tarzında çok farklı bir kitabı bizlerle buluşturmuş ve yine kaleminin akıcılığını konuşturmuş.Benim çok okuduğum bir tür olmasa da ben çok sevdim ve bazı yerlerinde kendimi de gördüm.Evet aslında bence de bu böyle dediğim satırları okumak da ayrı güzeldi.Bu kitap ne bir roman ne de bir kişisel gelişim.Bir iç dökme,yazarın yaşadıklarını kaleme döküşü ve o anlarda yaşadıkları,aslında bize bu böyle olmalı diye diretilen şeylerin aslında öyle olmak zorunda olmadığını anlatma şekliydi.Zaten bu sebepten dedim ya bazı yerlerinde kendimi buldum.Sadece Türk kahvesi konusunda sanırım farklı düşünüyoruz çünkü ben günde dört-beş fincan içiyorum İçinde kendinize dair de satırlar ve düşünceler bulacağınız bu kitaba bir şans vermelisiniz diyorum ve size kitaptan alıntılar bırakıyorum. Çektiğin acıyı neden hatırlamak isteyesin? Gülümsettin beni. Çünkü biz çılgınız! Acı çekmeyi seven bir yanımız var. Bu bizi canlı tutar. Hala hissedebilmeyi nimet sayan insanlar var ve acı, hislerin en koyusu. Çok acıyor hala. Çok acıyacak, biliyorum ama ait olduğun yerde olduğu müddetce acılarım hafifleyecek, buna inanıyorum. Şimdi elimden gelmeyenlerin yanında elimden gelen tek şey tutunuyorum; dua ediyorum. Rahat uyu yüreği güzel kadın… Ardında bıraktığın mis kokuları hafızama kazıdım. Bana kattığın sayısız iyi şeyin yanına bunu da ekledim. Sayende tamamen büyüdüm. Hem varlığınla büyüttün beni hem de yokluğunla…
Saçımı Boyadım ama Travmalarım Koyu KaldıÇağla Fulya · Kaktüs Sanat Yayınları · 202530 okunma
Onca derdimiz varken (buraya gözyaşı gelecek)
10/10
·190 syf.··
2026 25. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2026 23:25
“Tek başıma kaldıramayacağım kadar insan vardı içimde.” İki tür canlıyla ve onların çektiği acılara empati yaptığında kalbim uzun süre kırık kalıyor; çocuklar ve hayvanlar. Üstelik ilk cümledeki gibi, her birini tüm acılarıyla biriktiriyorum içimde. Benim içimdeki dolmakalemi de dürten bu sanırım, üstelik, üstümde beyaz gömlek varken. Emile Ajar’ın yazdığı Onca yoksulluk varken, Momo ve Madame Rosa’nın hikayesini okurken de tam böyle oluyor. Tam gülümserken canımın yandığı bir yer oluveriyor. Sonra gülüşlerimle, acılarım birbirlerini baskılamaya çalışıyor. Kitabın üç bölümü var aslında ilk bölüm karakter tanıtımları ile geçiyor ama sanmayın ki karakter tanıtımları sadece ilk bölümde var, iki ve üçüncü bölümde de Madem Rosa’nın sözüm ona yetimhanesine onlarca insan girip çıkıyor, tabii Momo’nun hayatına da. Tüm karakterler aslında o bildiğimiz mahalle kültüründen çıkma karakterler, Hikaye her ne kadar Fransa’da geçse de tüm karakterler tanıdık. Tanıdık bir dışlanmışlık var her birinde, tanıdık bir hor görülmüşlük, tanıdık bir yabancılık, tanıdık bir istenmeyişlik. Ama tüm bunlardan kaynaklı tanıdık bir insanın insana sığınması hikayesi Onca Yoksulluk Varken. Dil, din, ırk, cinsiyet, yaş farklarını gözetmeksizin insanın şefkat duyabileceğinin hikayesi. Buradan sonra Spoiler devreye girer Kısaca özetleyecek olursak, Madam Rosa eski bir fahişedir. Yaşlandıktan sonra ise diğer fahişelerin çocukları için (Yasalar fahişelerin çocuklarını sosyal hizmetlere almaktadır.) bir kreş işletmektedir. Kreşte ise en büyük çocuk Momo’dur (Muhammed) Demiştim ya kitap bence üç bölümden oluşuyor, ilki daha önce anlattığım tanışma, ikincisi, çocuk olma ve üçüncüsü yetişkin olma üzerine. Çocuk Momo’nun bölümleri inanılmaz eğlenceli ve gerçekten bir çocuğun ağzından anlatılmış gibi. Bu
Onca Yoksulluk VarkenRomain Gary (Emile Ajar) · Sel Yayıncılık · 20225,8bin okunma
MODERN KLASİKLER’DE 20. KİTAP!
8/10
·59 syf.··
2026 9. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2026 22:02
Bazı kitaplar sessizdir. Sayfaları arasında saklar bütün duyguları. Okudukça insanı yaralar ve bittiğinde de vicdanıyla başbaşa bırakır. Ama bu kitaplar bitmez aslında, bir sonu yoktur. Buruk bir hüzünle, derin yaralar açar okurlarında. Bu kitaplar onları okuyanların yüreklerinde sessizce yaşarlar. İşte Sahaf Mendel, öyle bir kitaptı. Kitabı bitirdiğimi zannettim ama karakterlerinin yaşadığı acılar benim acılarım oldu. Bu kitapta gördüğüm en büyük hakikat. Evlatları analarından ayıran, bereketli toprakları kana bulayan savaşın, hayatın normal akışında olan, kendi içlerinde ufak dünyalarında yaşayan insanlara ne kadar yıkıcı bir etki bıraktığıydı. Bu kitapta Demir Ökçe’nin altında ezilen o masumları gördüm. Zweig’ın savaş karşıtlığını onun kadar anlayıp idrak edemesem de her zaman destekleyip takdir etmişimdir. Bana en çok dokunan cümle ise şu oldu; “Savaştan sonra Mendel ne eski Mendel’dir artık ne de Viyana eski Viyana“ Soğuk bir İstanbul gecesinde, her ne kadar bana buruk bir hüzün bıraksa da içimi ısıtan bir kitap oldu. Ayrıca bu kitabı bana tavsiye eden sevgili dostum Hüseyin Ocak’a yürekten teşekkür ederim. Okumanızı Kesinlikle Tavsiye Ederim. Saygılarımla. A O K 22/01/2026 Sahaf Mendel
Edebiyat
Sahaf MendelStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202412,7bin okunma