Puan vermedi·424 syf.··
2026 51. kitabı
"Sen bir engel değilsin, Wyatt. Sen benim kanatlarımın altındaki rüzgarsın. " Selam Bu kitabın bu kadar güzel olduğunu biliyordum. Çünkü serinin ilk kitabı da harikaydı ve kesinlikle yine kovboy temalı ikinci kitap Wyatt da beni hiç yanıltmadı. Okurken gözümde canlandırdığım o çiftlik hayatı, sıcacık ve samimi insanları, barları, çiftlik evleri, hayvanları ve en önemlisi de sizi kendisine bağlayan kovboylarıyla bu seriyi okuyan herkes sever diye düşünüyorum. Ve kesinlikle Jessica Peterson erkek karakter yazmayı biliyor arkadaşlar Çekici, samimi, yakışıklı kovboylar sanırım onun alanına giriyor. Hikayemiz arkadaşlıktan aşka giden nefis bir hikayeyi konu alıyor. Ama bu öyle kolay olmuyor. 12 yıl kadar önce başlayan bir aşkın hikayesi. Ama karakterlerimiz bu konuda biraz çekingen davranmış ki bu konuda son derece haklılar. Lucky River Çiftliğinde kardeşleriyle birlikte yaşayan Wyatt çiftliğin ustabaşı görevini yapıyordu. Ailesiyle birlitke çiftlikte yaşamak, atalarının mirasını yaşatmak ve burda bir aile kurmak en çok istediği şey. Ama uzun yıllar önce başlayan Sally'e olan tutkusu ve takıntısı tamamen aşk boyutundaydı.Fakat genç kızın şehirde iyi bir iş imkanının olması ona açılma isteğini bastırıyordu.Çünkü Wyatt en yakın arkadaşının ki ona göre aşkının onun önünde engel olmak istemiyor hayalini yaşamasını istiyordu.Ne var ki bilmediği şey Sally'in de aynı duygular içerisinde ona aşık olmasıydı.Ama genç kız onu arkadaş olarak görüyor düşüncesiyle Wyatt'a açılamıyor ve böylece bizimkiler uzakta birbirlerinin gözünün içlerine baksalarda uzun zaman alıyor itirafları. Ama ondan sonrası .... En az Cash kadar sevdim.Sanırım Rivers kardeşler yeni favori karakterlerim.Wyatt'in genç kıza olan aşkı, onu özgür bırakması, geçmişe ait dövmesi ve bunun üstüne yaşanan olaylar o
WyattJessica Peterson · Artemis Yayınları · 20265 okunma
Necip Mahfuz , Midak Sokağı
Puan vermedi·304 syf.··
2026 27. kitabı
Necip Mahfuz , Midak Sokağı Nobel ödüllü (Nobel edebiyat ödülünü alan ilk ve tek Müslüman -Arap yazardır Mısırlı yazar Necip Mahfuz’un ikinci Dünya Savaşı sırasında Kahire’de Midak sokağı sakinleri arasında geçen toplumsal gerçeklik türünde yazdığı bir romandır. Necip Mahfuz ulusal solcu El-Akram gazetesinde 40 dile yakın yazı yazmıştır Romanlarında eserlerinde kahve kültürü önemli bir yer edinir Midak Sokağında da olaylar bir kahve etrafında şekillenir ki Necip mahfuzda sürekli gittiği iki kahve bulunmaktadır ve Necip mahfuz çok fazla gezmeyi sevmez kahire dışına da çıkmamıştır Kendisine Mısır’ın Balzac ı ve Mısır’ın Yaşar Kemal’i de denilmektedir Romanlarında genellikle sade bir dil kullanmıştır ağdalı dilden oldukça uzaktır Roman belli karakterleri odaklamak yerine sokakta yaşayan sokağın önde gelen tüm sakinlerine odaklanarak farklı bir deneyim sunar, bir nevi sokağı canlı bir organizmaya sokak sakin yerinde canlının uzuları gibi anlatmıştır. Kitabı okurken bir Kızılderili atasözü geldi aklıma” bir derede iki balık kavga ediyorsa oradan İngilizleri geçmiştir.” Savaş ve İngiliz askerlerinin varlığı babanın Oğla geçen geleneksel meslek anlayisini değersizleştirerek İngilizlere hizmet ederek daha iyi yaşam standartları sunarken onları köklerinden koparır İngilizlerin varlığı gençlerin batıya açılma isteği doğu batı çatışması beraberinde getirir yani gelenek ve medeniyetin çatışmasıdır, çünkü Midak sokağı sakinleri geleneksel yaşam biçimlerine bağlıdır ancak savaşın etkisiyle dış dünya sokan içine girer ve nüfuz eder bu da bir gerilime neden olur Kitapla işlenen diğer bir konuda sınıf atlama arzusudur kültürel uzlaşma karakterleri incelerken bunu daha net bir şekilde göreceğiz Kitap temel çatışmalar üzerinde kurulmuştur İnançlar ve kültürel uzlaşma Kanaat etme ve
Midak SokağıNecib Mahfuz · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20201,771 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
10/10
·560 syf.··
2026 52. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 03:08
Aha da delirmeme ramak kaldı kitabın sonundaki üçüncü kitap alıntısı neeeee yazar benim psikolojimi bozmaya yemin etmiş. (istemiyorum o karıyı geri öldür sevmedim ben o detayı al onu burdan) Şimdi burayı görmezden geliyoruz, üçüncü kitaba kadar kendimizi kahretmeden önce birinci kitabın sonunu hatırlayıp ikinci kitabımızdan birazcık bahsediyoruz. Hazırsanız başlıyorum İlk kitabın sonunda babası Farah' a kendisine sadık olacak, ve tır teslimatlarını kocasına çaktırmadan yapacak bir ekip kurar. Bu ekip ise tam bir karmaşadan ibarettir zira Farah' ın anne ve baba tarafından kuzenlerinden oluşmaktadır. Her biri birbirinden farklı karaktere sahip, hepsi kendi götünü kollayan, grup çalışmasını pek de bilmeyen tiplerdir. Ama ikisi vardır ki daha bir araya gelmeden kötü bir şekilde tanışmışlardır: Kılıç Aslan ve Esvet. (Bu ikisi var ya gerilim hattı bu kitapta en çok bu ikisini okumayı sevdim, her sahneleri ayrı keyif verdi bana aralarındaki çekimden bahsetmeme gerek yoktur diye düşünüyorum üffff ) Ekip birbirlerine alışmaya çabalarken arka plan da biz Farah' ın aslında o ürkek halinden ne kadar da farklı olduğunu öğreniyoruz. İnanılmaz donanımlı bir kadın karşıladı bizi bu kitapta. Yaşadığı karanlık evreni alt edecek kadar da iyi eğitimliydi. Tabi bunu kendisinden başkası bilmemektedir. Ta ki tırların teslimat günü gelip kocasıyla birebir dövüşüp, ifşa olana kadar. (Sahneyi okurken kitlendim kitaba resmen) İşte bu olaydan sonra çiftimizi fena bir güven sorunu beklemektedir. Kitapta her ikisine de bakınca ikisi de haklı diyorsunuz. Yazar o empatiyi okura çok güzel hissettirmiş. Ama bu güven sorunları beni en az onlar kadar kırdı diyebilirim. Ayrıca biz bu kitapta inanılmaz kıskanç bir Gurur Kalender okuyoruz a dostlar düştüm kaldırmayın. Çiftimizin her fırsatta çekişmesi,
Sarkaç 2Maral Atmaca · Ephesus Yayınları · 2026268 okunma
10/10
·552 syf.··
2026 10. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 13:35
Bu kitabı nasıl anlatacağımı inanın hiç bilmiyorum. Ne desem sanki az kalacakmış gibi... Sonu iyi mi bitti, kötü mü bitti... Bilmiyorum... Ama kime göre neye göre diye soruyor insan. Kesinlikle herkesin okuması gereken bir kitap. Öncelikle bunu söyleyerek başlayayım. Çünkü geçmişte yaşanılan gerçek bir hayatı ele alan bu kitaba hiçbir zaman geçmişi anlatıyor diyemeyiz. Çünkü bu kitapta geçenlerle şu zamanda bile karşılaşabiliriz. Ama farklar var tabi ve belki bu zamanki daha tehlikeli... Şimdi diyeceksiniz ne diyor, neyden bahsediyor bu kız; belki anlaşılmayacak bir şekilde yazmışımdır, bilmiyorum... Ama şöyle açıklamak isterim; 28 Şubat dönemi... Bazılarımızın çok iyi bildiği bazılarımızın da ilk defa duyduğu bir ifade -yaşanmışlık-. O zamanda tesettürlü olanlar gerçekten tesettürlerinin hakkını veriyorlardı. Biliyorlardı başlarında ayet taşıdıklarını ve bunun farkındalığıyla her türlü dayatmaya karşı dimdik duruyorlar. Ama şimdi... Belki de bu yüzden bu kitabı kesinlikle herkesin okuması lazım, özellikle de tesettürlü -başı kapalı-, tesettüre girmek isteyenler ve bunu düşünenler okumalı. Çünkü... Hani dedim ya o dönemde insanlar farkındaydı ama şimdi çoğu kişi farkında değil o başındaki örtüyü niye taktığının... O yüzden sadece başı kapalı gençler var bu kadar çok. O yüzden genç kızlarımızın arasında açılma oranı bu kadar yüksek. Hadi kapalı insanları geçtim açık insanlar bile farklı bu asırda... Farkında mısınız bilmiyorum ama herkes birbirine benziyor... Sanki hepsi de kodlanmış gibi, herkes aynı saç stili, yüzler bile benzer, özellikle de kıyafetler... Neyse bu konu buranın konusu değil o yüzden burada bırakıyorum. Şimdiki zamanın gençlerine bir şey lazım. Öyle bir şey olmalı ki bu, herkesin gözünü açmalı; gerçeği görmelerini sağlamalı... Ama... Gerçeği görmek
Huzur SokağıŞule Yüksel Şenler · Timaş Yayınları · 202518,3bin okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2026 36. kitabı
Yıkanan Kadınlar ,Çin Kültür Devrimini ve sonrasını , kadın karakterler üzerinden anlatan bir roman. Büyüme dönemleri 1960-1970 arasına denk gelen romanın ana karakterleri aşkı ,dostluğu,cinselliği öğrenirken geçmişin travmaları ile de yüzleşirler. Romandaki her kadın karakter üzerinden ayrıntılı bir değerlendirme yapılabilir. Chiao,Fen,anneleri Wu,arkadaşları Fei ve You You,sonradan dahil olan Ven karakteri....incelikli psikolojik tahliller ile çok güzel çizilmiş. Eğer bir karakteri anlayabiliyor,onunla bağ kurabiliyorsan orada karakterler iyi anlatılmış demektir. Romanı o anlamda çok başarılı buldum. Ama tabii ki aksayan yerleri vardı. Romanda hiçbir şeye hizmet etmeyen gereksiz ayrıntılar gibi.Kurguya ve karaktere hiçbir katkısı yoktu.(Gereksiz sevişme sahneleri ...) Romanın genel konusu ise şu: Pekinli iki mimar olan Wu ve Yixun, Kültür Devrimi sırasında cezalandırılarak "Sazlık Nehri" adlı bir zorunlu çalışma kampına sürülür. Kızları Tiao (12) ve Fan (7), Fuan şehrindeki küçük bir apartman dairesinde yapayalnız kalarak başlarının çaresine bakmak zorunda kalırlar. Kamptaki ağır koşullara dayanamayan anne Wu, şehre dönüp orada kalabilmek için sahte bir kalp hastalığı raporuna ihtiyaç duyar. Bu süreçte bir doktor olan Dr. Tang ile ilişki yaşamaya başlar. Bu sadakatsizliği ilk fark eden, annesine karşı derin bir öfke ve utanç duyan büyük kızı Chiao olur. Bu yasak ilişkiden Kuan adında küçük bir kız bebek dünyaya gelir. Chiao annesinin ihanetine duyduğu kızgınlıktan, Fan ise annesinin sevgisini kıskandığından bu bebeği asla kabullenmez. Chiao ve Fan, bir gün küçük kardeşleri Kuan'a göz kulak olurken onu kasıtlı olarak görmezden gelen oyunlar oynarlar. Bu ihmalkârlık esnasında küçük Kuan, sokaktaki açık bir lağım çukuruna düşerek feci şekilde can verir. Bu ölüm, iki
Yıkanan KadınlarTie Ning · Altın Kitaplar · 201439 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2026 52. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 00:54
Merhabalar, tavsiye edeceğim bu kitap kendinize biraz daha yaklaşmanızı sağlayacak. Her şeyi halledebilen, herkesle başa çıkabilen “sen”i esas alan, durup düşünmeni sağlayacak biraz da kendine merhem olabileceğin bir kitap. Okurken kendini yakın bir dostunla yer yer de kendinle sohbet içerisindeymiş gibi hissediyorsun. Oldukça yalın dille yazılmış okurken yormadan aksine onararak ilerliyor. Kitabı okuduktan sonra kendime karşı acımasız davrandığımı fark ettim. “Arsızın yüzüne ayna tutmak yerine, Sırtını dönüp yürümek en asil savunmadır.” “Kendini affetmek, iyileşmenin ilk adımıdır.” Her şeyi kontrol etmeye çalıştığında düzen kurduğunu sanırsın; oysa çoğu zaman sadece kendi huzurunu dağıtırsın. Hayat, sen düzeltmeye çalışmadığın anlarda da akmayı bilir. Duygusal kapanma bir son değildir; bazen insanın kendine dönebilmesi için gereken moladır. Ve hepsinin özünde şu gerçek vardır: kapanma kendini korumaktı; açılma ise kendine güvenmeye yeniden başlamaktır. Duygusal kapanma dediğimiz bu süreçten çıkmak kolay değildir çünkü kapanma uzun bir yorgunluğun sonucudur. Bu yüzden “Hadi artık açıl” demek, kapanmış bir kalbi harekete geçirmez. Kalp, kendini güvende hissettiği anda yavaşça açılır; tıpkı bir yaranın zorlanmadığı zaman daha hızlı iyileşmesi gibidir. Bazen sadece bir duyguyu adıyla anmak bile yükü hafifletir. “Küçük adımlar” değerlidir; çünkü duvar bir anda yıkılmaz ama bir tuğlası bile yerinden oynadığında toz dağılır, ışık içeriye sızar. “Zihnini susturmaya çalışma, ona yön vermeyi dene. İşte o zaman zihnin de oraya akmayı öğrenir.” Görmezden geldiklerinizi fark etmek, kendinizle yüzleşmek isterseniz okumanızı öneririm, kahvenize eşlik edecek çabuk okuyup bitecek akıcılığa sahip. “Ve insan bir gün yorulur. İşte o gün sessizce geri çekilirsin. Ne kavga
Kendimden Özür DilerimMiraç Çağrı Aktaş · İndigo Kitap · 2026208 okunma