Gizem Çetin

Gizem Çetin
@acimatriyarka
Gizem Çetin Okur-yazar teriminin iki kısmını da hakkıyla icra etmeye çalışır. Doğal ve tarihi güzellikleri gezmeyi sever. 𐰏𐰃𐰔𐰢
İsmiyle Müsemma Bir Kitap
9/10
·376 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2026 15:06
İsmiyle müsemma, okuru daha ilk sayfadan itibaren kıpkırmızı bir kâbusun içine hapseden, alışılagelmişin çok dışında bir eser. Türk edebiyatında korku ve fantezi türlerini harmanlayan işlere rastlasak da bu kadar cesur bir "gore" (açık/aşırı şiddet) estetiğini, derin bir evren kurgusuyla birleştiren örnek bulmak oldukça güç. Kitabı okurken bir korku oyunu oynadığımı hissettim. Hatta bu kitabın oyunu yapılmalı bence. Baş karakter Lila hırslı, bencil ve mükemmeliyetçi bir babanın gölgesinde, sevgiyi sadece başarıyla ve hatasızlıkla kazanabileceğine inanarak büyümüş bir genç kadındır. Modern dünyanın efendisi olma uğruna vicdanından arındırılmaya çalışılan bir kurbandır. Kusursuzluğunun tökezlediği her an babasından yediği azarlar, ruhunda kapanmaz yaralar açar fakat dışarıya karşı tıpkı babası gibi acımasız ve benmerkezci bir zırh kuşanmıştır. Derken Lila, kendisini bir hastane odasında, beline kadar yükselen bir kan okyanusunun içinde bulur. Artık bir hayatta kalma mücadelesinin tam ortasındadır. Hayatta kalmaya çalışarak, karşısına çıkan değişik yaratıklarla ve iblislerle savaşarak ilerlerken aslında daha karanlık bir yapının parçası olduğunu fark eder. Başlarda karakterin bencil tavırları ve kibri, okuyucu olarak sizi ondan uzaklaştırıyor. Hatta yaşadığı dehşet karşısında "hak ettiğini buluyor" diye düşünmekten kendinizi alamıyorsunuz. Ancak Can Temiz, Lila’nın o sert kabuğunun altındaki kırılganlığı ve çocukluk travmalarını öyle ustalıkla işliyor ki, hikâye ilerledikçe bu nefret yerini anlayışa ve sonunda takdire bırakıyor. Korkak bir kızın, karşısına çıkan iblislerle savaşarak cesur bir lidere dönüşmesi etkileyici bir kendini bulma hikâyesine dönüşüyor. Lila’nın karakter gelişimi kitabın en güçlü yanlarından biri. Tabii ki okumak sağlam bir mide istiyor. Kitap,
Rahatsız Edici Miktarda KanCan Temiz · Karakarga Yayınları · 202514 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
9/10
·273 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 18 Mart 2026 02:09
Gerçekliğin sınırlarını kadınların hayal gücüyle aşmaya hazır mısınız? Gezegenin Etrafındaki Kadınlar, 15 farklı kadın yazarın kalemiyle bizi lunaparkların gizemli kapılarından geçirip teknolojinin soğuk ama düşündürücü labirentlerine bırakıyor. Antoloji, modanın acımasızlığını yansıtan hologramlardan, toplumun kıyısına itilmiş kadınların görünmez direnişine uzanıyor. 1. Opalesans / Selin Arapkirli Hemzendiyar adında baskıcı, kadını ikinci sınıf sayan bir ülkede yaşayan Ayla, kaybolan kocasını ararken içinde yaşadıkları düzenin nasıl yalanlar üzerine kurulu olduğunu keşfeder. Selin Arapkirli, mürekkepbalığı genetiği ile insan derisini birleştirdiği bu distopyada, kadının kamusal alandaki "yokluğunu" ironik bir "görünmezlik gücüyle" tersyüz ediyor. Kadının sesinin ve varlığının sistem tarafından silinmesine karşı, sarsıcı bir direniş… Peki Ayla, diğer Hemzendiyarlı kadınları uyandırabilecek mi? 2. Yapay Zekâ Manifestosu / Zeynep Okçu Duyguların birer lüks sayıldığı, empatinin ise çoktan tarihe karıştığı karanlık bir gelecekte, yazılımcı Bahar, “Empatix” adında bir proje geliştirir. Ne var ki proje yarım kalır. Peki, empatinin yitirildiği bir gelecekte, yapay zekâ, insani duyguları restore edebilir mi? Birçok öyküde yapay zekâ duygusuzluğuyla felaket getirirken, bu öyküde tam tersi, teknoloji umut veriyor. 3. Uzay Bunalımı / E. Nihan Acar Zamansızlık ve anlamsızlık içindeki varoluş sancısından hiçbir evren kurtaramaz ana karakteri. Simülasyon teorisi ile harmanlanan öyküde, ana karakterin, sistemin dayattığı sahte gerçekliğe duyduğu inançsızlık hiçbir senaryoya rağmen geçmez. Zamanın bir oyun alanına dönüştüğü bu öykü, modern yabancılaşmaya zarif bir eleştiri getiriyor. 4. Modelist / Melisa Parlak "Daha şık giyinmelisin" baskısıyla başlayan bu teknolojik distopya,
Gezegenin Etrafındaki KadınlarKolektif · Kitap Cumhuriyeti · 20245 okunma
Ölümün, Huzursuzluğun ve Hayal Sanatının Şairi Pessoa
9/10
·680 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
230 günde okudu
·
Okunma: 17 Mart 2026 07:37
230 gün boyunca kumaş mağazasında yardımcı muhasebeci olarak çalışan Bernando Soares ile yürüdüm. Var olmaktan duyduğu ızdırabı ve gerçekleri elinin tersiyle itip hayallerinde yaşamayı tercih edişini sayfa sayfa okudum. Bazen şımarıkça ve fazla romantikçe buldum hislerini. Bazen düşlerinde bir krallık kurmasına şapka çıkardım. Çoğunlukla afakanlar bastığı için 5-6 sayfadan fazla okuyamadığım oldu, ama elimden de bırakamadım ve 8 aya yakın sürse de nihayet kitabı bitirdim. Huzursuzluğun Kitabı, Portekizli şair Fernando Pessoa'nın yarattığı karakterlerden biri olan Soares'in günlüğü formatında yazılmış bir kitaptır. Yaşadığı hayattan ve kendinden memnun olmayan birini görürüz, fakat bu memnuniyetsizlik, basit bir bunalımdan ibaret değil, bilinçli olarak seçilmiş bir tavırdır. Sayfalar ilerledikçe kendi içinde tutarlı bir felsefeyi kurar Soares. Eylemi reddeder, hayal kurmayı yüceltir. Ona göre hayal edilen bir gün batımı manzarası, "gerçek" bir gün batımından daha kalıcı, daha gerçektir. Çünkü güneşin batışını izlediğinizde hemen olup biter ama düşlediğiniz bir gün batımını dilediğinizce uzatabilir, detaylandırabilir ve mükemmelleştirebilirsiniz. Bir fikir ya da ilham, kafanızın içindeyken mükemmeldir. Yazdığınızda ya da ortaya koymaya başladığınızda ise gerçekliğin kusurlarıyla lekelenir. Bu yüzden Soares'e göre, zihninizde, en mükemmel haliyle durması doğru tavırdır. Buna rağmen içindekileri yazar, çünkü kendisiyle çelişmeye, saçmalamaya çalışır. Saçmalıkları ve gereksizlikleri, mantıklı ve faydalı olana yeğler. Kendi olmaya mahkûm olmanın ızdırabından sık sık bahseder. Mesela ben Gizem'sem, sadece Gizem'im, Ayşe ya da Fatma olamam, ya da bir bulut, bir kuş olamam. Bu bir trajedidir yazara göre. Oysaki yeterince hayal kurduğumuzda başka biri de olabiliriz. Kuşa
Huzursuzluğun KitabıFernando Pessoa · Can Yayınları · 201714,5bin okunma
İnanç mı gerçekliği yaratır, yoksa gerçeklik mi inancı doğurur?
8/10
·189 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
52 günde okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2026 22:40
"Böylece İsa, başındaki dikenli taç ve üzerindeki mor kaftanla dışarı çıktı. Pilatus onlara, 'İşte o adam!' dedi." Yuhanna 19:5 İsmini, bu İncil ayetinden alan bu kitap, Karl Glogauer adında bir adamın, Hz. İsa dönemine gitmesiyle başlar. Karl, burada Essenliler adında bir tarikatla ve Hz. Yahya (Hıristiyanlık'taki adıyla Vaftizci Yahyâ) ile karşılaşır. Aramice bildiği için onlarla anlaşabilir. Karl'ı kitabın başında tanımayız. Çocukluğundan bir psikiyatrist olana ve zaman makinesine girene kadar olan anılarını; zaman makinesiyle gittiği geçmiş çağda yaşadıklarıyla paralel olarak okuruz. Karl, Jung ekolüne bağlıdır. Bir agnostiktir ancak dinin insan ruhunun gizemini açıkladığını düşünür. Karl'ın Monica adında bir kız arkadaşı vardır. Monica ise Karl'ın aksine gerçek bir ateisttir, bilimin her şeyi açıkladığına ve din kavramına gerek kalmadığına inanır. Aralarındaki çatışma, onları birbirlerine çeker. Karl'ın zaman makinesine girme sebebi de budur aslında. MS 29.'a, Filistin'e gitmek... Hristiyanlığın doğuşunu kendi gözleriyle görmek. Ancak, kutsal kitaplarda anlatılan masum Meryem'i, beşikte konuşan İsa'yı bulamaz. Hiç ummadığı durumlarla karşılaşır. Bunlar, onu kendinden büyük bir role bürünmeye zorlayacak, inandığı hikâyeyi kendi eliyle oluşturmaya teşvik edecek, seyirci olmak yerine başrol yapacaktır. İnanç mı gerçekliği yaratır, yoksa gerçeklik mi inancı doğurur? Psikolojik, felsefi ve tarihsel yanı güçlü bir kitap. Beni bu kitapta içine çeken, Karl'ın arayışını ve ruhsal açmazlarını işlemesi oldu.
İşte O AdamMichael Moorcock · Phoenix Yayınevi · 20021,853 okunma
Döngülerle barışmak
8/10
·314 syf.··
2026 5. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2026 10:07
Bu kitap ilk bakışta kişisel gelişim başlığı altında yer alsa da, asıl gücünü kullandığı dilden ve konuyu ele alış biçiminden alıyor. “Aynı Film Kaç Kez Oynar?” yaşamın içinde dönüp duran tekrarları bir problem gibi değil, bir mesaj gibi okumayı öneriyor. Hepimizin “Bu sahneyi daha önce yaşamıştım” hissi vardır. Aynı tip insanlarla karşılaşmak, benzer hayal kırıklıkları yaşamak ya da aynı başlangıçları tekrar tekrar yapmak… Kitap bu tanıdık hissi romantize etmediği gibi dramatize de etmiyor. Masaya yatırıyor ve “Burada kaçırdığın ayrıntı ne?” diye soruyor. Eserin en dikkat çekici yönlerinden biri, döngü kavramını tek bir psikolojik açıklamaya sıkıştırmaması. Çocukluktan gelen izler, ilişkiler, kariyer seçimleri, korkular, hatta sessizlik ve sabır gibi çoğu zaman gözden kaçan temalar bile ayrı başlıklar altında ele alınıyor. 40 başlığın her biri, bir iç konuşma gibi tasarlanmış. Kitabı tek oturuşta bitirmekten ziyade arada açıp bir bölümle yüzleşmeye uygun. Sanki bir roman değil de dönem dönem başvurulan bir rehber gibi. Yazarın en güçlü mesajı ise döngülerden “kaçmak” yerine onları “anlamak” gerektiği düşüncesi. Öfke, şikâyet ya da inkârın döngüyü kırmadığını; aksine daha görünmez ve daha inatçı hâle getirdiğini vurguluyor. Bunun yerine şefkat kavramını merkeze alıyor. Şefkat, aktif bir farkındalık biçimi. Okuyucuya, yaşadığı tekrarları bir öğretmen gibi görmeyi ve “Neyi öğrenmem gerekiyordu?” sorusunu sormayı öneriyor. Genel olarak kitap, büyük vaatlerde bulunmuyor, hayatı mucizevi şekilde değiştirecek formüller sunmuyor. Onun yerine küçük ama dürüst bir pencere açıyor. Döngülerin tamamen yok olmayabileceğini, fakat onlarla kurulan ilişkinin değişebileceğini söylüyor. Bu da kitabı iddialı sloganlardan uzak, daha insani ve daha gerçek kılıyor. Okur bu kitabı
Aynı Film Kaç Kez Oynar?Fikriye Kaya · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202529 okunma