10/10
·140 syf.··
2025 18. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2025 17:07
Fyodor Dostoyevski Yeraltından Notlar Yeraltından Gelen Mektup İnsan olmak bazen etinle kemiğinle istememektir, ancak doğa buna izin vermez. İşte ben de buyum: istemediğim halde insan olmaktan kaçamayan, ahlakı bildiği için kendine cehennem yaratan biri. Oysa denedim onlarla yaşamayı, onlara uyum sağlamayı. Onların sahte gülüşlerine, ikiyüzlü selamlaşmalarına, ucuz tesellilerine tutunmayı denedim. Üst gördüğüm duygularım mani oldu bu alçaklığa. Körler ülkesinde tek gözlüler kral olurmuş; ama sahtekrallıklar bana göre değil. Sahtelikler dünyasında “sahilicikler” olsa olsa limandaki kamyon lastiği olur: hiçbir yere gitmez, sadece görünür. Ben de görünür olmaktan ibaret kalmamak için kendimi gömdüm. Yeraltına. Ne zaman dürüst olmaya kalksam, dışarı itildim. yalnız bırakıldım. hemen ardından pişman olup yalan maskemi geri taktım — çünkü gerçeği taşımaya gücüm yetmedi. dürüstlüğüm kadar yenilgilerim de büyüktü. çünkü insan, sahte olmaya dayanamıyor belki ama dürüstlüğün de dişlerini kıracak kadar keskin olduğunu öğrenince bir daha kolay kolay konuşamıyor. ⸻ Liza… aslında sana değil, kendime söyledim bütün o sert sözleri. “düşersin,” dedim. “batarsın,” dedim. ama ben çoktan düştüğüm için sana da yer hazırlıyordum belki. benim yeraltım, senin düşeceğin en dibin bile olamazdı.
İnsan ve Duygular
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,7bin okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2025 63. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2025 16:35
#alımtı Raven daima sessiz bir fırtına gibi olmuştu: beklenmedik ama bir o kadar da kuvveti. Ne düşünürse düşünsün başından beri karşısında acizdim. #kitapyorumu #windsorserisinin ilk kitabı Öteki Gelin yorumumla geldim. Benim için romantik gerilim kitabı oldu. İlk sayfadan son ana kadar gerilerek, sinir olarak okudum. Aile ilişkisi olsun, kendi ilişkileri olsun bence çok toksikti. Entrika, gerilim, ihanet ne ararsanız vardı. Kitabı @cha ile okuduk ve her bölümde saçımızı başımızı yolduk Kitabı beğendim mi evet seriye devam edeceğim mi kesinlikle evet ama son zamanlarda bu kadar beni geren bir kitap okumamıştım. Size kısaca kitaptan bahsedeyim. Ares Windows altı kardeşin en büyüğüdür. Anne ve babaları ölünce büyükanneleri onları yetiştirmiş, yapacağı evlilikleri görücü usulü ile kendisi seçmişti. Ares için Raven evleneceği gelin olarak seçilmişti. Raven'in ailesi Windsor şirketleri ile bu evlilik sayesinde birleşecekti. Büyükanne Raven'i seçse de Ares bir anda Raven'in ablası Hannah ile sevgili olur. Hannah ünlü bir oyuncudur ve beş yıllık nişanlılık döneminde birkaç kez düğünü kariyeri için iptal etmişti. Bu sefer düğüne bir hafta kalmış tüm hazırlıklar bitmişti ama Hannah yine vazgeçer. Büyükanne bu sondu der ve Raven ile Ares'in evlenmesini söyler. Raven beş yıldır zaten Ares'e aşıktı. Düğünden sonra Hannah bütün yüzsüzlüğüyle benim nişanlımla nasıl evlenirsin diyerek karşısına çıkar. Şimdi diyeceksiniz ki haklı Raven ona yalvardı eğer sen evlenmezsen beni evlendirecekler çünkü ortada bir anlaşma var. Ama ablanın umurunda mı Hannah'ın yaptıkları, annenin tavırları, Ares'in tutarsızlıkları derken kitabı bir günde okudum. Bütün kaosa rağmen birlikte olmayı başarıyorlar mı? Bunuda kitabı okuyunca öğreniyoruz.
Öteki GelinCatharina Maura · Olimpos Yayınları · 2025523 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Hz. Ebu Bekir
10/10
·96 syf.··
2023 88. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 05 Temmuz 2023 09:35
Hz. Ebû Bekir’in hayatını okurken, kendi hayatımızın ne kadar değerli olduğunu gördüm. Aklıma Efendimizin(sav) yüzünde, üzerinde uyuduğu hasırın izini görüp ağlayan Hz. Ömer’e “istemez misin ya Ömer, dünya onların ahiret bizim olsun…” sözü geldi… Onlar dünyaya değer vermeyip ahireti kazanırken bizde hayatımıza değer verip dünyamızı güzelleştirmek üzere çaba üstüne çaba harcayıp ahiretimizi bıraktığımızın farkında bile değildik… Sedece kimliğimizde yazan Müslüman ibaresine sığınarak kendimizi öyleyiz sandık… >Onun Allah Resulüne(sav) bir şey olmasın diye ayağını mağaradaki deliğe koyup yılanların ayağını sokmasıyla ve o anda uyuyan Allah Resulü(sav) uykusunda rahatsız olmasın diye acısını dile getirmeyip sabretmesiyle hayrete düştüm. Oysa ki ben bir sinekten bile korkan, bir böceğe, sineğe ayakkabı ile bile basamayan, yerde ölmüş bir böceği peçete ile bile alamayacak kadar korkak bir insandım. >Onun sahabelerin en zenginlerinden olmasına rağmen malını çoğunu esir olan sahabeleri hürriyetine kavuşturmaya ve kalanı da Tebük Seferi’nde Efendimiz aleyhisselatü vesselam açıktan infak isteyince tamamını tek seferde bağışlayıp “Eve ne bıraktın ya Ebu Bekir?” Diyen Efendimiz’e(sav) “Eve Allah ve Resulünü bıraktım” diyecek kadar cömertliğini okuyunca kendimden utandım. Oysaki ben elimde bir miktar param olsa hemen gelecek ay lazım olur diye kenarı atmayı düşünüp bir yere yardım yapılacak olsa önce kendimi sağlama alıp sonra kalandan infak yapan insanlardandım. >Babası Ebû Kuhafe iman edince çok sevinen Efendimizin(sav) yanında gözyaşlarına boğulup “Ben mutlu oldum ama Sen(sav) olamadın, Sen’de amcan Ebû Talib’in iman etmesini ne çok isterdin” deyişini ve bunu duyan Efendimiz’inde(sav) gözyaşlarına boğulduğunu okuyup bende ağladım. Oysaki ben bırak başkasını kendi imanıma
Hz. Ebu Bekir (R.A.)Mehmet Yıldız · Timaş Yayınları · 2023432 okunma
9/10
·560 syf.··
2023 31. kitabı
Bir yanım küçük bir kız çocuğuyken bir yanım koca bir kadındı şimdi. İçimde dinmek bilmeyen o fırtınalar durulmuştu. Kadındım ben. İçimde herkese yetecek kadar sevgi vardı. Onun tüm yaralarını sarabilecek güçteydim. Küçük bir gözyaşına teslim olabilecek kadar da acizdim aslında. Kırılgandım, binbir parçaya bölünebilirdim ama tekrar ayağa kalkabilirdim. Çocuktum ben üstelik. Hatalarımla büyüyüp, olgunlaştım. Öncem yoktu, önceliklerim vardı. Başlı başına bir dünyaydım ben artık. “Aşiyan; yuva, kuş yuvası, ev demekmiş,” dediğinde sustum. O konuşsun, o anlatsın istedim. Konuşurken öyle güzeldi ki. “O kelimeyi ilk gördüğümde sen geldin benim aklıma. Her şey kadere bağlı. Kuşlar uçar ama hepsinin bir yuvası vardır. Ama yerde, ama gökte, mutlaka vardır. O yuva aşiyandır,” dedi. Vücudum yandı, kalbim alev aldı. “Senin içinde olduğun her yer bana ev olur, yuva olur, sıcaklık olur, sevda olur. Benim hikâyemin Aşiyan’ı sevgilim…” Gözlerini kapadı, elimin üzerinde iç çekti ve gözlerime bakarak, “Sensin,” dedi.
1000Kitap
Aşiyan 3 - YeganeHümeyra · Dokuz Yayınları · 2022872 okunma
7/10
·264 syf.··
2022 1. kitabı
Yola çıkarak macerası başlayan karakterin yolda anlatarak aslında öğrendiklerini konu alıyor. İnsanın yolculuğunu bir çembere benzeten yazar aslında yolculuk başladığı yerde bitiyor ve önemli olan yolu nasıl katettiğidir. Yazar, arayışa koyulduğu dönemde seyahat etmeye karar verir. Bu yolculukta tanıştığı kişi ona yardım eder. Bu yardım sonrasında aradaki ilişki dostluğa dönüşür ve iki kişinin yaşamını etkileyen kararlar alınmasına vesile olur. . . . Bilgiyi ve fikri doğru sentezlemek gerekiyor. İkisini birlikte kullanabildiğinde diğer canlılardan üstün olabilir. Dogmalarla yaşamamalı insan. Kültür ve farkındalık anlamında kendini geliştirmeli. Küsmüştüm her şeye. Biraz ona, biraz onu benden aldığı için İstanbul'a da küsmüştüm. Çünkü acizdim. Acıyla baş edecek gücüm yoktu. Bu bir ayrılık, bir kopuş gibi geliyordu bana. Oysa James'e anlatırken kendime öğrettiğim şey, kainatta ayrılığın olmadığı oldu. James rast gelmeseydi, sanırım kendimi asla ikna edemezdim buna. Bir çok insan geldi geçti ve şimdi isimlerini bir kaçı hatırlıyor. Bu gerçeği fark ettiğinde yaşamak için bir sebebin olmalı. Bu sebebi bulduğunda sebepsiz hayata geri dönemezsin. Hakikat basittir, karışık olan onu arayanlar. Ölmek için değil, anlam bulmak için doğar insan. Arama git bul! Yolun tuzağı insanı arama patikasına hapsetmesidir. Tanrıya her an O'nunla olduğunu düşünmek, onun her yerde her şeyde olduğuna tanıklık etmek..
Ne İçin Varsan Onun İçin YaşaHikmet Anıl Öztekin · Destek Yayınları · 20217,7bin okunma
Puan vermedi·198 syf.··
2021 44. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 02 Aralık 2021 22:39
Tarık Akan, 1980 darbesi sonrası Almanya'da yaptığı bir konuşmada, "Birinci Kurtuluş Savaşı'nı kaybettik ikincisini kazanacağız." dediği iddiasıyla, Türkiye'ye geldiği gün havalimanında tutuklanır. Böylece uzun bir yargılama ve tutukluluk dönemi başlar. Savunmasında söylediklerinin çarpıtıldığını, Tercüman gazetesinin yalan ve yanlı haber yaptığını, yaptığı açıklamanın kültür emperyalizmi ile ilgili olduğunu söylemiştir. Götürüldüğü şubede iki metrekarelik hücrelerde yedi kişinin kaldığı insanlık dışı muamelelere şahit olmuştur. Siyasi şube, sorgulamalar, itilip kakılmalar, aşağılanmalar, soğuk hücreler, bitli-fareli koğuşlar, sağcılar- solcular, devrimciler, TKP'liler,TİKKO'cular... Dayanılmaz işkencelere maruz kalan gencecik çocuklar, ölüme bile korkmadan sloganlarla giden yiğitler... İskencede Filistin askısına asılanlar, kaburgaları kırılanlar, verilen elektriğin etkisiyle kan işeyenler... okurken bile dayanamıyor insan. Adalet sisteminin dipte olduğu o dönemde kendisi ve kendisi ile aynı kaderi paylaşan insanların, psikolojisini, çaresizliğini çok yalın ve etkileyici bir dille kaleme almış Tarık Akan. Ayrıca Yılmaz Güney'in Yol filminin serüvenine de yer vermiş. (Alıntı) " Korkumu, heyecanımı bir yana koysam bile bütün bu olup bitenleri kendime konduramıyordum. Burada böyle çaresizce oturmayı hazmedemiyordum. Kişiliğimle, onurumla oynanıyordu ve ben hiçbir şey yapamıyordum. Elindeki boş çay bardağını bile bir yere koyamayan zavallının biriydim. Ne kadar da âcizdim. Gözyaşlarımı kontrol edemedim. #okudumbitti #tarikakan #annekafamdabitvar
Siyaset & Politika
Anne Kafamda Bit VarTarık Akan · Can Yayınları · 20247,1bin okunma