Puan vermedi·
Hasan İzzettin Dinamo'nun anne ve babasını erken yaşta kaybederek ve zorlu şartlarda büyümesini bilerek bu romanı okumak insana çok acı hisler yüklüyor. • Savaş ve Açlar tam olarak böyle bir kitap. Bir çocugun gözünden açlığı, yokluğu; bir annenin gözünden çaresizligi,yetirememeyi okumak.. En çok da açlık dokunuyor insana. Bir lokmanın hayal olduğu, bir annenin çaresizliginin kelimelere sığmadığı o cümleler. Okurken karnımızın tokluğunu utançla hisseder, yürek burkulur ama bu kırılgan öykü, sessiz kalmayıp okuru derinden sarsan bir direniş marşına dönüşür.O kadar gerçekçi bir şekilde anlatılmış ki açlık, dibine kadar hissediyorsunuz. Annelik ne büyük bir yük yüklüyor sırtımıza. Ama tüm karanlığın içinde küçücük bir şey var: UMUT .. Çok zayıt da olsa 10/10
Savaş ve AçlarHasan İzzettin Dinamo · Tekin Yayınevi · 20172,204 okunma
9/10
·376 syf.··
2026 2. kitabı
Savaş ve Açlar Başkasının başına gelenleri neden yüreğimde daha çok hissediyorum? Bu his, kendime olan saygımın ve benlik duygumun zayıflığını mı çarpıyor yüzüme? Epeydir, doğrusunu söylemek gerekirse çokça yıldır; belki de kendimi bildim bileli başkası önce gelirdi kendi varlığımdan. Nedenini düşünmekten yoruldum, istemiyorum artık bunu düşünmeyi. Benliğime, ötekine ve ikisinin omuz vererek şekillendirdiği hayat denilen şeye yönelttiğim kavrayışımı keskin bıçaklarla kesmek, kanatmak istemiyorum artık. Çok kanadım. Böyleyim işte; ister kendime saygımın olmadığını açığa çıkarsın bu özgecilik ister merhametimin özümü delip mahvedecek büyüklükte olduğunu, irademin ise nefesime dahi kuvvet veremeyecek cılızlıkta olduğunu söylesin bana, umurumda değil artık. Dünyayı böyle görmeye eğilimliyim ve ne yaparsam yapayım bu değişmeyecek. Yaşadıkça, umut edip umuduma ihanet ettikçe öğreniyorum. Başkasına yönelmiş bu adanmışlık hali; kendi duygularıma, hislerime, korkularıma ve insana dair her türlü duygu durumuna kendini layık görmeme tehlikesini içinde barındırıyor bence. Acı, başkasının acısı olduğunda onarılmaya değer oluyor. Mutluluk, ancak başkasına yaraşıyor; sevgi, ancak ötekine yöneldiğinde anlam kazanıyor sanki. Peki ya ben? Ben, benliğim, özüm nerededir bunca hengamenin arasında? Bana layık bir sevgi, bir hikâye, bir aşk, bir hüzün, bir öfke ve bir heyecan yok mudur? Varmış. Hasan İzzettin Dinamo ile öğrendim. İnsanın hikayesi Rus yazarlar anlatınca özeldi bu zamana kadar. Yalnızca o büyük Moskof yazarlar anlatabilirdi sanki varoluşa haykırılan büyük trajedileri. Yalnızca Fransızlar destansı bir romantizm yazabilirdi hayatımızı uğruna adayabileceğimiz bir masal uğruna. Sadece İngilizler bilebilirdi nezaketi, nükteyi, büyük ama temkinli iştahları. Öyle değilmiş, savaşın
Savaş ve AçlarHasan İzzettin Dinamo · Tekin Yayınevi · 20172,204 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
9/10
·376 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 02:13
Kitabın her sayfasını okurken insanlığımdan utandım. Savaş yıllarında yaşanan zorlukları bu kadar vurucu bir şekilde anlatabilmesi için yazarın yaşamış olması gerekir bütün bu olanları ki zaten hikayedeki Musa da yazarın kendisi.. Cephede olmak mı zor yoksa geride kalmak mı? Kesinlikle geride kalmak. Herkese okutturun bu kitabı..
Savaş ve AçlarHasan İzzettin Dinamo · Tekin Yayınevi · 20172,204 okunma
CEPHENİN GERİSİNDE KALIP AÇLIKLA SAVAŞANLARIN HİKAYESİ
Puan vermedi·376 syf.··
2026 14. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 23:57
Trabzonlu yazar Hasan İzzettin Dinamo’nun otobiyografik özellik taşıyan bu romanını az önce bitirdim. Uzun zamandır beni bu kadar etkileyen bir roman okumamıştım. Kitapta Yemen Savaşı yıllarında cephede 7 yıl savaşmış Hasan İzzettin Dinamo’nun babası Temel Çavuş ve fedakar ana Şakire’nin ailesi üzerinden Kurtuluş Savaşı dönemindeki açlığa, sefalete en derinden şahit olmaktayız. Zaten kıt kanaat geçinen ve bir ekmeğe muhtaç yaşayan aile yokluk içinde çırpınırken seferberlik ilanı ile birlikte Temel Çavuş ve evin en büyük oğlu Ali de cepheye gönderilir. Altı ufak evladı ile beraber cephenin gerisinde kalan Şakire açlığın o sert yüzüyle her geçen gün tekrar tekrar yüzleşmek zorundadır. Evde her günden ondan bir parça da olsa kuru ekmek bekleyen altı tane yavrusu vardır fakat ufak bir lokma yemek için gittiği her kapı yüzüne daha sert kapanmaktadır. Kitabın tamamı yazarın bizzat kendi yaşamından olaylar olup bu şekilde kaleme alındığından olsa gerek kitabı okuduğunuz esnada bu açlığı iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Cephenin gerisinde tek başına altı evladına hem analık, hem babalık yapıp her gün bir şekilde çocuklarını ölümden korumaya çalışan Şakire Milli mücadele döneminde ekmeğini taştan çıkaran yüce,cefakar, fedakar Türk kadınının en güzel örneklerinden birini simgelemektedir. Milli mücadele dönemini anlatan çok eser vardır fakat açlığı böylesine sarsıcı bir biçimde aktaran, insana evindeki sıcak yemeğini yerken vicdan azabı çektiren, okuyucuyu kendi vicdanıyla böylesine baş başa bırakan böyle bir dönem kitabı daha önce okumamıştım. Bu topraklarda şu an rahatça yaşayan, evinde rahatça yemeğini yiyen tüm vatan evlatlarının bu kitabı mutlaka okuması gerektiği fikrindeyim.Mutlaka okuyalım ve okutturalım. 
Savaş ve AçlarHasan İzzettin Dinamo · Tekin Yayınevi · 20172,204 okunma
Puan vermedi·210 syf.··
2026 15. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 21:59
Bu kitap acıların sadece bir topluma veya bir millete has olmadığını dünya üzerindeki bütün insanların benzer acıları olduğunu göstermekte... hasan izzettin'in savaş ve açlar ini cengiz aytmatovun toprak ana sini animsatmakta çok acı dokunaklı ve bir o kadar akıcı bir eserdi
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,5bin okunma
Savaş ve Açlar üzerine...
Puan vermedi·376 syf.··
2026 4. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 17:26
Savaş ve Açlar, Türk edebiyatında savaşın yalnızca cephede yaşanmadığını gösteren en sert ve en insani romanlardan biridir. Hasan İzzettin Dinamo, bu romanda kahramanlık destanı yazmaktan çok, savaşın yoksul halkın hayatında açlık, korku ve çaresizlik olarak nasıl yaşandığını anlatır. Bu yönüyle eser, resmi tarih anlatılarından ayrılır ve savaşın görünmeyen tarafına odaklanır. Romanın en güçlü yanı gerçekçilik duygusudur. Dinamo’nun dili süslü değildir; aksine yalın, sert ve doğrudandır. Okur, Anadolu insanının çektiği açlığı, yorgunluğu ve hayatta kalma mücadelesini neredeyse fiziksel olarak hisseder. Kitap boyunca savaş, romantik bir zafer hikâyesi olmaktan çıkar; insanların ekmek bulamadığı, çocukların büyüyemediği, yoksulluğun insan onurunu zorladığı bir hayat hâline gelir. Eserde dikkat çeken bir başka unsur da “açlık” temasının yalnızca biyolojik bir ihtiyaç olarak verilmemesidir. Açlık aynı zamanda adaletin, eşitliğin ve insanlığın eksikliğini simgeler. Dinamo, savaşın yükünü en çok yoksulların taşıdığını gösterirken sınıfsal bir eleştiri de yapar. Bu nedenle roman yalnızca tarihsel değil, toplumsal bir metin olarak da okunabilir. Karakterler klasik roman kahramanları gibi idealize edilmez. İnsanlar korkar, yorulur, bazen bencilleşir, bazen dayanışır. Bu gerçeklik hissi romanı güçlü kılar. Dinamo’nun başarısı, okuru büyük söylemlerle etkilemekten çok, sıradan insanların acılarıyla yüzleştirmesidir. Bununla birlikte eser bazı okurlar için ağır gelebilir. Çünkü romanda umut duygusu çoğu zaman geri plandadır; karamsarlık ve yoksulluk atmosferi baskındır. Ancak tam da bu yüzden kitap etkileyicidir. Okur savaşın “kazananlar” kadar “unutulanlar” tarafını da görür. Genel olarak bakıldığında Savaş ve Açlar, savaşın insan ruhu ve toplum üzerindeki yıkımını anlatan
Edebiyat
Savaş ve AçlarHasan İzzettin Dinamo · Tekin Yayınevi · 20172,204 okunma