"To be an enemy of America can be dangerous, but to be a friend is fatal." (Amerika’nın düşmanı olmak tehlikeli olabilir, ama dostu olmak her zaman ölümcüldür.)
Henry Kissinger bu cümleyi 1975 yılında, tam da Vietnam Savaşı'nın son günlerinde, Washington'ın müttefiklerini nasıl bir gecede yüzüstü bıraktığını bizzat itiraf ederken sarf etmiştir. Sözü popüler hale getiren ve yazılı literatüre geçiren en önemli kaynak, ünlü gazeteci ve dış politika analisti William Shawcross'un "Sideshow: Kissinger, Nixon, and the Destruction of Cambodia" (Görünmeyen Sahne: Kissinger, Nixon ve Kamboçya'nın Yıkımı) adlı kitabıdır.
1975 yılında, Kuzey Vietnam ordusu Saigon'a doğru ilerlerken, ABD bölgedeki müttefikleri olan Güney Vietnam yönetimini ve Kamboçya'daki Lon Nol rejimini kaderine terk etme kararı almıştı. Kissinger, ABD'nin bu geri çekilme kararının ardından, Washington'ın müttefiklerine karşı takındığı bu acımasız ve pragmatik tavrı bizzat bu cümleyle nitelendirmiştir.
Kissinger bu sözü söylediği aynı yıl (Mart 1975), Irak Kürtlerini de tam anlamıyla felakete sürüklemiştir. Kissinger, 1972-1975 yılları arasında Molla Mustafa Barzani liderliğindeki Irak Kürtlerini, Saddam Hüseyin rejimini zayıflatmak amacıyla gizlice (CIA ve Şah İran'ı üzerinden) silahlandırmış ve desteklemişti. Saddam Hüseyin, petrol zengini Şattülarap bölgesinde Şah ile anlaşıp Cezayir Anlaşması'nı imzaladığı an, Kissinger Kürtlere olan tüm yardımı bir günde bıçak gibi kesti. Barzani, Kissinger'a mektup yazıp "Halkımız toplu katliamla karşı karşıya, bize söz vermiştiniz" diye yalvardığında, Kissinger tarihe geçen o soğuk, katı ve tam anlamıyla reelpolitik cevabı vermişti:
"Gizli operasyonlar, misyonerlik faaliyeti değildir." (Covert action should not be confused with missionary work.)
Dolayısıyla,