Refik Halit’in İstanbul’un İç Yüzü ve Mithat Cemal’in Üç İstanbul romanlarında üç konağın sembolize ettiği devirler tespit edilmiştir. Konaklarda, dönemine göre yapılan fiziki
değişiklikler vurgulanırken bu mekânların insan-siyaset ilişkileri üzerinde de durulmuştur.
Kuntay, Üç İstanbul’da İstanbul’un üç dönemini anlatır. Bunlar, II. Abdülhamit Dönemi, İttihat-Terakki ve İstanbul’un İşgal yıllarıdır. Her dönemi de bir konak temsil eder.Bu romanda Sultan Abdülhamit dönemini temsil eden mekân Hidayet’in konağıdır. Bu dönemde yalnızca onun konağında Sultan Abdülhamit’e yüksek sesle küfredilmektedir. Hidayet’in konağı, âdeta Fransız inkılabının ilk ihtilal kulübü gibi çalışır.
Hiç kadın girmeyen bu konakta yemekler nefis pişirilir. Konağın seyislerini Reji besler. Konak, Comus’un hiç çıkmadığı, Venüs’ün hiç girmediği bir binadır.. Konağın ihtişamı, âdeta Napolyon’un mekânını andırır.tarih gibi gürültülü bir konaktır. Büyük duvarda, İsa’sı sökülmüş ve yerine Hidayet’in resmi konmuş çerçeveli büyük yağlı boya bir resim bulunmaktadır.Konakta bir de büyük ve tarihî bir kütüphane bulunur. Kütüphane, Anadolu’daki Bizans kiliselerinin yaldızlı, oymalı tahtalarından yapılmıştır. Siyah, kızıl sütunlarda, Mesih’in hâlâ elleri, ayakları kanamakta ve sanki kan pıhtıları, et parçaları titremektedir. Raflarında operet generalleri gibi yaldızlı kitaplar durmakta, önlerinde “Sevr Biscuit”inden yapılmış Fransa ihtilalcileri, küçük heykelleriyle düşünmektedirler.Gelen insanların tamamı Abdülhamit muhalifidir ve onunla ilgili çok ağır eleştiriler yaparlar. Onlara göre Abdülhamit, Ayastafenos muahedesiyle devleti Ruslara satmıştır.Hidayet, kimse yokken Naima okur; fakat misafirleri karşılarken elinde yabancı eserler bulundurur. İşinde yükselmek isteyenler ona yanaşır, mevkilerini