Adem

Adem
@ad3mkaraca
Ad astra per aspera.
Puan vermedi·128 syf.··
2024 4. kitabı
Bu değerlendirme yazısında, modern Japon edebiyatının en önemli kalemlerinden biri olarak görülen Cuniçiro Tanizaki'nin "Bir Kedi, Bir Adam, İki Kadın" isimli novella¹ türündeki eserini ele alıyorum. Adettendir, yine yazarımızı tanıyarak başlayalım: Cuniçiro (Jun'ichirō) Tanizaki, yirminci yüzyılın en önemli Japon yazarlarından ve modern Japon edebiyatının mihenk taşlarından biri görülmekte. Japonya'nın Batı etkisiyle büyüdüğü ve hızla modernleştiği bir dönemde yaşamış olan Tanizaki, bu değişim sürecinde Batı kültürüne duyduğu hayranlık ve Japon geleneklerine olan bağlılığı arasında bir denge kurmaya çalışmış. Bu dengede, geleneksel Japon kültürünün incelikleri ve Batı modernizminin getirdiği değişimler arasındaki çelişkileri ustalıkla işlemiş. Tanizaki'nin yaşadığı süreçte Japonya, büyük dönüşümler geçirmiş: Meiji Restorasyonu² sonrası modernleşme çabaları, 1923 yılında yaşanan Büyük Kanto Depremi³ ve Batı'nın kültürel etkisi gibi hadiseler yazarımızın edebi kariyerinde belirleyici roller oynamış. Özellikle Kanto Depremi, Tanizaki'nin hayatındaki en önemli dönüm noktalarından biri olmuş; Tanizaki'nin Tokyo'dan Kyoto'ya taşınmasına sebebiyet vermiş. Kyoto ve Osaka gibi geleneksel şehirlerin kültürel atmosferi ve dolayısıyla bu göç onun Japon kültürüne ve estetiğine olan bakışını önemli ölçüde değiştirmiş, bu değişim de eserlerine doğrudan yansımış. Tanizaki'nin Batı'ya olan ilgisinin yerini, Japon estetiğine duyduğu hayranlığa bırakmasına yol açmış. Bu da yazarın edebi üslubunda belirgin şekilde yer bulmuş. Bir Kedi, Bir Adam, İki Kadın da bu geçişin etkilerini taşıyan eserlerden biri ve ilişkiler üzerindeki Batı modernizmi ile Japon gelenekselliği arasındaki çatışmayı ince bir şekilde işliyor. Japonya'nın batılılaşma süreci ve bu sürecin toplumsal hayata yansıyan
Bir Kedi, Bir Adam, İki KadınCuniçiro Tanizaki · İthaki Yayınları · 20224,998 okunma
Reklam
Puan vermedi·56 syf.··
2024 1. kitabı
·
72 günde okudu
·
Okunma: 15 Mart 2024 00:10
Bu incelemede modernist edebiyatın önde gelen temsilcilerinden Katherine Mansfield'ın 1919 isimli anı-günce türündeki eseri hakkında deneyim ve görüşlerimi ele alıyorum. Öncelikle yazar ile başlamak istiyorum: Katherine doğum adıyla Kathleen, 1888 yılında Yeni Zelanda'da İngiliz kökenli bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş. Genç yaşında edebiyata ilgi duymaya başlamış ve yazar olabilme idealiyle İngiltere'ye taşınmış. Londra'da öğrenim gördükten sonra Avrupa'nın birçok noktasına seyahatlerde bulunmuş. Bu seyahatler edebi kişiliğini ve edebiyat kariyerini şekillendirmesinde etkili olmuş. Mansfield, aynı zamanda hayatı boyunca sağlık sorunlarıyla mücadele etmiş. Verem teşhisi konulmasıyla birlikte başlayan bu süreç, hayatının sonuna kadar kendisini bırakmamış. Nitekim 1923'te henüz otuz beş yaşında genç bir kadın olarak bu hastalık yüzünden vefat etmiş. Dünya edebiyatı açısından, özellikle yirminci yüzyılın önemli kısa hikaye yazarlarından ve modernist edebiyatın önemli temsilcilerinden biri olarak kabul görmüş: İncelikli anlatımı, karakter analizlerinde kullandığı ölçü ve derin insan iç dünyasını yansıtmadaki kabiliyeti ile öne çıkmış. Bilhassa hikayelerinde sıklıkla kullandığı modernist teknikler, iç monologlar ve sembolizm gibi unsurlar yazarın edebiyatındaki kimliğini yansıtan ve öne çıkaran detaylar olarak kullanılmış. Ayrıca o günün şartları da göz önünde bulundurulunca, mevcut düzende kendisine yer açmaya çalışan ve mücadele eden kadınlar açısından da son derece önemli rol model olarak görülmüş. Genç, kadın bir yazar olarak öne çıkmış, eserlerinde kadınların iç dünyasını ele almış, sosyal normlarla, toplumsal beklentilerle olan çatışmalarına ve bireysel özgürlük arayışlarına sıklıkla değinmiştir. Kısaca edebiyat dünyasındaki yerini öncü kadın kalemlerden
1919Katherine Mansfield · Can Yayınları · 2021391 okunma
Puan vermedi·48 syf.··
2023 12. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 28 Aralık 2023 00:54
Bu inceleme, modern Türk edebiyatının en önemli yazarlarından Ömer Seyfettin'in Dama Taşları isimli kitabı hakkında fikirlerimi sunacak. Öncelikle yazarımız ile başlamak istiyorum. Ömer Seyfettin yazar, şair olmasının yanında farklı dönemlerde asker ve öğretmenlik görevlerinde bulunmuş, Yeni Lisan hareketinin ve dolayısıyla Milli Edebiyat döneminin öncülerinden kabul edilmiştir. Edebiyata şiir ile başlayan yazar, dilde sadeleşmeyi savunmakla birlikte, döneminde yükselişe geçen Türkçülük akımının kurucularından ve simge isimlerinden biri olarak kabul görmüştür. En önemlisi modern Türk kısa hikayeciliğinin kurucusu olarak kabul edilmektedir. Dama Taşları isimli kitap altı kısa hikayeden oluşmakta, bunlar; kitaba ismini veren Dama Taşları, Nadan, Kesik Bıyık, Tütün, Rüşvet ve son olarak da Yüz Akı. Ömer Seyfettin'in yaşadığı dönemde dergi ve benzeri organlarda yazdığı kısa hikayelerin ölümünden sonra kitaplaştırıldığı biliniyor. Bu eserde yer almış altı öykü de ilgili yayınevi tarafından bu şekilde derlenmiş ve bizlere sunulmuş. Ömer Seyfettin'in hikayelerinde kullandığı insan doğası, ahlaki ve toplumsal sorunlar çevresinde gelişen temalar, basit ve etkileyici dil kullanımı ve yazarın özgün mizacıyla birleşince okuyucuyu çeken ve okuması son derece keyifli hikayeler ortaya çıkarmış. Yazarın sade ve etkileyici dil becerisini, hikaye anlatıcılığındaki ustalığıyla birleştirince ve her hikayenin farklı bir temaya odaklanması esere zenginlik katmış. Yazarın, karakterlerini detaylı tasvir ederek derinlik kazandırması hikayelerinin etkileyiciliği ve mizahi yönünü güçlendirmiş. Ömer Seyfettin, bu becerilerini harmanlayarak düşündürten ve toplumsal eleştiri yönelten eserler ortaya koymayı başarmış. Eleştirel olarak ise hikayelerin kısalığı ve çok derinlikli olmaması gibi
Dama TaşlarıÖmer Seyfettin · Can Yayınları · 2021525 okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2023 11. kitabı
·
82 günde okudu
·
Okunma: 21 Aralık 2023 01:31
Bu inceleme, George Orwell'in ölümsüz karşı-ütopyası, 1984 hakkında fikirlerimi içermekte. Bu, yazarın okuduğum ikinci kitabı; daha evvel, alegorik hiciv türünde başarılı eseri, Hayvan Çiftliği kitabını severek okumuştum. Öncelikle, yazar-eser ilişkisini daha açık ortaya serebilmek adına yazarımızdan ve siyasi duruşundan bahsetmek istiyorum: Orwell, asıl adıyla Eric Arthur Blair, İngiliz yazar ve gazeteci; 1903 yılında Hindistan'da doğdu ve çocukluğunu İngiltere'de geçirdi. Hayatının büyük bir bölümünde sosyalist bir duruş sergiledi: Orwell, gençlik yıllarında sıkı bir sosyalistti, öyle ki İspanya İç Savaşı sırasında faşizme karşı savaşan uluslararası bir tugayda yer aldı ve burada ölümden döndü. Bu aynı zamanda Orwell'in hayatı için en önemli dönüm noktalarından biriydi. Orwell, eserlerinde genellikle kendi politik görüşleriyle ve yaşadığı dönemdeki siyasi atmosferle güçlü bağlantılar kuran; kalemini sıkça siyasi ve toplumsal eleştiriler için kullanan bir yazar olarak öne çıkmayı başardı. Ölene dek sosyalizmin ideallerine bağlılığını sürdürse de onun sosyalizme bakışı, ideallerle gerçek uygulamalar arasındaki farkları vurgulayacak şekilde evrildi: Her ne kadar sosyalist ideallere inanmış bir birey olsa da zaman içinde sosyalist devletlerin ve otoriter rejimlerin bu ideallerden sapmasına karşı şiddetli bir eleştiri geliştirdi. Özellikle alegorik eseri Hayvan Çiftliği ve yazıma konu olan distopyası 1984 ile politik duruşunu ve dönemin atmosferini yansıtmasındaki çarpıcı başarısıyla ölümsüzlüğünü ilan etti. Biraz da 1984 eseri özelinde bir şeyler söylemek istiyorum: Orwell'in 1948 yılında yazıp 1949 yılında yayımladığı eseri genel olarak, distopik bir gelecek tasviri yaparak totaliter rejimlere ve otoriterliğe karşı bir eleştiri olarak tanımlayabilirim. Yazarımızın
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023199,9bin okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2023 10. kitabı
·
61 günde okudu
·
Okunma: 27 Eylül 2023 00:22
Bu inceleme; uzun sayılabilecek bir zaman evvelinde kütüphaneme eklediğim ve okumaya başladıktan sonra bitirmem çeşitli nedenlerden ötürü epey bir zaman alan, İranlı yazar Sadık Hidayet'in Kör Baykuş isimli eserine dair fikirlerime ışık tutmaya çalışacak. Öncelikle yazarımıza değinmek istiyorum. Doğrusu bu eserle tanışmam öncesinde yazar ile ilgili herhangi bir fikre sahip değildim: Yazarımız, eserlerinde İran'ın kültürel mirasına ve de sorunlarına ışık tutmuş bir yazar olarak bilinmekte, bundandır ki modern İran edebiyatının önemli bir temsilcisi ve ülkesi toplumu üzerinde de önemli etkileri olan bir yazar olarak kabul görmekte. Bunu yaparak ülkesini uluslararası arenada tanıtan bir yazar olmayı başarmış. Hidayet ile ilgili olarak öne çıkan en önemli yönüne baktığımızda ise edebi üslubu ve dil kullanımındaki ustalığı ile tanınması yönü karşımıza çıkmakta. Bu ustalığını da eserlerine yansıtırken sıkça psikolojik analizlere ve sembolizme başvurmuş; bunu Kör Baykuş eserinde de sıkça görmekteyiz. Eser-yazar ilişkisi yönünden de söyleyebileceğim bir başka şey ise Kör Baykuş eseri yazarın en önemli ve etkili eseri olarak kabul edilmekte. Bazı eserler vardır; gözleriniz kelimeleri aşıp giderken kurgunun içinde kaybolmak yerine odağınıza anbean yazarı alırsınız. Daha ilk cümleyle birlikte yazarla kurguyu direkt eşleştirmeye çalışır, her cümlenin yazara dair bir ayna olabileceği şüphesine kapılırsınız. Kitabın ne gibi bir haletiruhiye içerisinde yazılmış olabileceği ve yazarın karakteristik yapısına ilişkin şeyler şekillenir, zihninizde. İşte bu da buna benzer hisleri bende uyandıran bir eser oldu. Eminim ki bu hissi yaşamış okuyucu-eser eşleşmesi çoktur. Kitabın ilk cümlesiyle psikolojik bir erozyonun içerisine çekildiğiniz çok açık. Bunu hissetmemek olanaksız. Evvela şunu
Kör BaykuşSadık Hidayet · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202436,6bin okunma
Reklam