Hakan

Hakan
@adacan76
Yarıda kalmış,tamamlanmamış,olmamış,kursakta kalmış, gideni ayrı kalanı ayrı yaralanmış ya da tükenmiş her aşkın hakkıydı son bir veda… (Babamın Bağlaması/Kemal VAROL)
HUKUK
Lisans
IĞDIR
454 okur puanı
Temmuz 2021 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Şairler de kıskanır birbirini. Keşke o şiiri, o dizeyi ben yazsaydım dediği zamanlar olur. Gülten Akın bir röportajında "Ömeğin, keşke bu dizeleri Murathan Mungan değil de, ben yazsaydım: 'Bazı sözler karanlıkta söylenir/Bazı sözler hiçbir zaman'. Hani değiştokuş mümkün olsa, ben bütün şiirlerimi versem; o, bana bu iki dizeyi verse."der. Murathan Mungan bu röportajdan uzun zaman sonra haberdar olur. Ve bir cevap yazar. Uzun zaman sonra cevap verdiği için mahçup hisseder kendini. Ve nice şiirden daha güzel cümleler dökülür yüreğinden. “Oysa gönülborcu zamansızdır, hele sizi gırtlağınızda bir düğümle bıraktıysa... “
Reklam
Her bayram ah o eski bayramlar diye başlayan cümleler çalınır kulaklarımıza. Kime dokunsanız maziye dair bir hatıra dökülüverir dilinden. Bayram onlar için eş,dost,akraba ziyaretidir. Dargınlıkların bitirilmesi için aranan bir fırsat, belki de bahanedir. Bir büyüğün elinden alınacak kolalı mendildir bayram. Gurbetten sılaya bir özlemin,hasretin giderilmesidir. Belki de uzak bir diyara bir mektup göndermeye vesiledir. En güzel sofralar o gün kurulur. Çeşit çeşit rahiyalar dolar genzinize. Aslında en çok çocuklar sever bayramları. Ta akşamdan başlar bayram telaşı çocuklar için.Yeni elbiseler yatak kenarına serilir sabah giyinmek için. Hele alınmışsa yeni bir ayakkabı yeri başucunda hazırdır. Bayram sabahı alınan harçlıkların keyfi bir başkadır. Şanslıysanız sokağınıza bir dondurmacı,kağıt helvacı uğramıştır. Sonrası zaman akmaya başlar inceden hissetmezsiniz. Ve bir gün siz de ah o eski bayramlar diye başlayan cümleler kurarsınız…
Belki zor belki uzak… Yine de bir ihtimaldir tutunduğum…
Babamın Sandalyesi İnsanın anne babası, çocukluğunun tanıklarıdır. Onları yitirdiğinde, sanki çocukluğunu da kaybetmiş gibi hisseder insan. Baba hep yarım kalmış bir hikâyedir. Kendini tam anlatamamış, kimseye tam açılmamış bir hikâye. İnsan, kaybettikleriyle bağını onlardan geriye kalan şeyler üzerinden kuruyor. Bazen bir fotoğraf karesi oluyor bu; bazen duvara çakılmış eski bir çivi.Benim için tahta bir sandalye. Kimi zaman insan istiyor ki, ölünce eşyalar da sahipleriyle birlikte gömülsün Çünkü her eşya, yarım kalan hikâyeyi hatırlatıyor; dudakta düğümlenmiş, kursakta kalmış o hikayeyi… Babamın bir sandalyesi vardı. Bahçede, güneşi en iyi alan yere bırakırdı onu. Sırtını güneşe verir, yüzünde belli belirsiz bir huzur olurdu. Köye gittiğimde onu orada bulacağımı bilmenin garip, iç ısıtan bir heyecanı olurdu içimde. Şimdi babam yok. Ama her gidişimde gözlerim yine o sandalyeyi arıyor. Yıllar geçse de, sanki hâlâ orada… Sırtını güneşe vermiş, sessizce oturuyor gibi. Şair diyordu ya: Sizin hiç babanız öldü mü? Benim bir kere öldü kör oldum.
Heybemde seni anlatacak kadar güzel bir şiir yok…
Reklam