Gitmek filinin altını çift çizgiyle en güzel trenler çizebilirmis ona göre. Otobüs koltuğunda Ramses gibi kıpırdamadan oturanlara, yolculuk ediyor denemezmiş doğrusu. Sonra, trenler her zaman bir sır taşıma olasılığı taşırlarmış. İnsanlar vagondan vagona geçtikçe, tuvalete, restorana gidip geldikçe ilginç şeylerle karşılaşabilirmiş.
Kimi zaman, sana diyeceklerimi tutup onlara desem diyorum, sana susacaklarımı onlara sussam, sonra sen gelip bir sazan seçsen sözgelimi, kırmızı bir çekime kapılıp gene
o bakkaldan bir şişe şarap alsan ve yavaş yavaş eve doğru yürüsen... Sen böyle yaptığına göre, günlerden pazardır nasılsa, gürültüsünü cumarteside bırakan caddeler upuzun serilmis dinleniyorlardır ve zaman senin gözünde o an caddeler kadar geniştir. Sen bu genişliğin içinde, sazanla sevişeceğini bilmesen de hissediyorsundur. Kimseciklere
göstermediğin bir sözlükte, yoklar toplamıdır çünkü bir sazan. Ama sen bunu bir türlü itiraf edemezsin kendine. Ben de edemem elbette; bize göre en büyük itiraf, kimi zaman gitgide derinleşen bir sessizlik kuyusunun içinden,
yeryüzüne ölü bir sazan gibi bakmaktır. Yalnızca bakmak.