Özlem

10/10
·105 syf.··
Beğendi
·
2018 72. kitabı
Sevgi sözcüğü bir kadına her zaman bir şeyler anlatır, derken yazar; içindeki sevgiyi mi gün yüzüne çıkartıyor yoksa yolunda gitmeyen bir şeyleri bu sözleriyle iyileştirmeye mi çalışıyor? Bilemiyoruz. Bütün kadınca bilmeyişlerin tek adı kendisi oluyor birden. Acaba o cümleyi kurarken bizim bu bilemeyişlerimizi, ürkekliğimizi, özgüvensizliğimizi mi kastetmişti? Ben biliyorum ama. Biz biliyoruz. Bunun yolunda gitmeyen şeyleri iyilleştirmek için söylendiğini biliyoruz. Bir daha hiçbir yaşantımızın üstüne basmayacağımızı bilerek cesurca ve kimseye aldırmadan yürüyoruz. Tante rosa "Kadınım ve güçlüyüm." mesajını veren bir romandır benim nazarımda. Her şeyin bir çaresini bulan, tüm toplumsal baskılara rağmen ayakta durabilen, eşlerinden birinin ölümüyle Viyana Ormanları'nın öldüğünü anlayan, sokakta evsizken de zengin bir adamın yanındayken de aynı güzel yüreği taşıyan kadınların romanı.
Edebiyat
Tante RosaSevgi Soysal · İletişim Yayınları · 20195,3bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·148 syf.··
Beğendi
·
2018 32. kitabı
Kitabı okumadan önce Aylin Balboa ve onun abisi hakkında bilgi sahibi olmanızı öneririm. Bunu bilip okuyunca normalde hissedeceğiniz acının belki 4. kuvvetini falan almış olacaksınız ama bilmeyip okununca da tadı çıkmaz diye düşünüyorum. Akıcı bir dili var ve ara sıra tebessüm ettiriyor. Benzer acıları yaşamış olduğunuzu görüp oh be diyeceğiniz bölümler olabilir. Oh be. Bir ben değilmişim. "Abiye araba mı çarptı?" Ama insan gerçekten seviniyor, kontrolsüz bir şekilde. Hayır, sevincini gizlemeye de çalışmıyorsun işin ilginci. Hayat öyle güzel oluyor herhalde. "Abiye araba çarptı di mi?" Çünkü evet dersen sevineceğim. Ooh süper. Demek ki contaları yakan yalnız biz değiliz. Hadi bi' çay içip araba tarafından ezilmemiş, o tip acıları hiç bilmemiş, hatta genel olarak hiçbir şey bilmemiş o sıradan ve zavallı insanlara olan nefretimizi masaya yatıralım. Ben çilekli limonata da içebilirim. Çünkü neden içmeyeyim?
Belki Bir Gün UçarızAylin Balboa · İletişim Yayınevi · 20214,492 okunma
10/10
·248 syf.··
2018 27. kitabı
Kuşlar Yasına Gider'in aile özlemini şiddetlendiren, Ege insanını sevdiren, yeni türküler kazandıran, içimize hitap edebilen bir eser olduğu kanaatindeyim. Türkçe kullanımının efsane oluşundan falan bahsetmiyorum, bunu edebiyatçılar yorumluyorlar zaten. Ama ben ilk defa bir kitapta cağıl cuğul ikilemesinin kullanıldığına şahit oldum. "De gidi müslüman de" söz kalıbını gördüm. Bunlar egelilerin dillerinden düşmeyen sözler hep. O yüzden zaman zaman sırıtarak okudum sanki bir hemşerim ile sohbet ediyormuşum gibi. Bunun dışında ilk defa okuduğum hembembe sekmek, hapahap karşılaşmak gibi sözler de vardı. Bunlar güzel ayrıntılar. Ben çok sevdiğim bazı bölümlerden bahsetmek istiyorum, okumayanlar için küçük bir 'spoiler içerir' uyarısından sonra. Anlatıcının, gördüğü rüyayı eşine anlattığı bir bölümü hatırlıyorum. Anlattıktan sonra rüya hakkında yorum yapmak da istiyor anlatıcı. Fakat eşinin zekasına ayıp etmemek için susuyor. Yine aynı naiflikle, kendisi hakkında yazılan biyografinin yalan yanlış şeylerle dolu oldugunu görünce sinirleri bozuluyor ve fakat babası "Neyin var?" diye sorunca derdini paylaşmıyor; babasını bunca derdinin arasında yormak istemeyerek ve kendi derdinin önemsizliğine canı sıkılarak. Israr üzerine anlatiyor sonra. Bu sayede "Sana da aldatılmak yakışırdı oğlum." gibi muazzam bir cümle hayatımıza giriyor. Böyle incelikler barındırıyor kitap. Sonra kendi hayatınızda yakınlarınızı düşünerek yaptığınız ya da sizin için yapılan düşünceli ve maneviyatı göklerde olan hadiseleri anımsatıp gülümsetiyor. Detaylarla dolu bir büyük güzellik bence kitap. Zübeyir ile Cavit arasında geçen sohbette muhatapsız kalmak ile domuzun ölmemesindeki ilişkinin anlatılışı, Ayperi'nin kuyruğu kısa olan Boncuk adlı kedinin adını da Cu olarak kısaltması ve Martesi soyadını
Edebiyat
Kuşlar Yasına GiderHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 202022,1bin okunma
10/10
·208 syf.··
2018 21. kitabı
Kitabın başlarında, bir kitabı bitirdiğimizde kitabı yazanın çok yakın bir arkadaşımız olmasını ve her istediğimizde ona telefon edip onunla konuşmayı diliyorsak o iyi bir kitaptır diyor. Ben Salinger'ı aramak istemezdim. arayıp Allie'yi dinlemek istemezdim mesela. Allie'nin mezarına gittiğinde yağmur yağınca herkesin kaçıştığını, sadece Allie'nin kaçamadığını, Holden'ın bu duruma canının sıkıldığını ve bu yüzden mezara gitmediğini de bilmek istemezdim. Phoebe yağmurun altında mavi elbisesiyle neşe içinde dönüp dururken Holden'ın mutlu olması da öğrenmek için can attığım şeyler arasında değil. Keşke Allie'nin kızıl saçlarından ve beyzbol eldiveninden hiç haberim olmasaydı diyorum örneğin. Sakın böyle kitapları bitirmeyin. Ağlamaya başlıyorsunuz sonra.
Edebiyat
Çavdar Tarlasında ÇocuklarJ. D. Salinger · Yapı Kredi Yayınları · 202171,3bin okunma