Hep böyleydim. Her konuda. En iyi şimdiki an gelecekteki en kötü an tarafında berbat edilirdi daima. Hayatın kendisinin bize sunduğu küçük zevklerin tadına varmayı asla beceremedim, nasıl son bulacaklarının gölgesi düştü hep üzerlerine.
Alt dudağımı dişlerimin arasına aldım. Yeterince uğraşırsam bütün vücudumu bu şekilde ağzıma çekebilirdim belki. Bay Stetman bir şeyler mırıldanınca Rachelle kirpiklerini kırpıştırdı. Beni dirseği ile hafifçe dürttü. Artık oturmamız gerekiyordu. Yerlerimize doğru ilerlerken bütün sınıf güldü. Kendimi yutmak için yeterince çaba gösterememiştim.
'Ne yapıyorsun?' diye sordum. Kasanın arkasındaki kadın tuhaf tuhaf bakıyordu ki haklıydı.
A cevap vermedi. Çubukları kullanarak masayı kaplayacak büyüklükte bir kalp yaptı. Sonra da bizim masamızdaki ve diger masadaki tatlandırıcı paketlerini alıp kalbin içini soluk pembe ile doldurdu.
Bu çok fazlaydı. Ve aynı zamanda harikaydı.
Bitirdiginde gururla kalbi gösterdi. Kalesinin inşaasını bitirmiş anaokulu çocuğu gibi görünüyordu.
'Bu' dedi 'sana karşı hissetiklerimin sadece doksan milyonda biri.'
Kahkaha attım. Kalbinin tatlandırıcı ile dolu olduğunu unutmuştu galiba.