Kitapta korku ve gerilim unsurları tam anlamıyla kendini hissettiriyor.Başlangıç kısmında bir kadının hasta ruhlu bir eşle uzun süren birlikteliklerinden kısa bir şekilde bahsediliyor ve sonrasında gelişen kimi yerde olağanüstü olaylarla konu ilerliyor.
Olağanüstü kısımlar hakkında biraz fikrimi söylemem gerekirse, konuya tamamiyle etki ettiği için okurken veya okuduktan sonra insanda keşke bu kısımlar bir şekilde ortak bir noktada bağlansa hissi yaratıyor. Bu olağanüstü olan kısımları bir kenara koyarsak kitaptaki karakterlerin çok iyi bir şekilde anlatıldığını söylemek gerek. Özellikle ruh hastası eşinin ne kadar sınırları olmayan bir manyak olduğunu kitabı okudukça anlıyorsunuz.
1Q84 Haruki Murakami'nin okuduğum ilk kitabıydı başlarda sayfa sayısı fazla olması nedeniyle acaba bitirebilir miyim endişesi yaratsa da kitaba başlamamla birlikte sayfalar ilerledikçe kitaba daha da bağlandım. Kitabın 1256 sayfa olması sadece okumaya başlamadan önce göz korkutuyor sonra kitabı okumaya başladığınızda ne kadar hızlı ilerlediğinize siz de şaşırabilirsiniz.
Kitapta detaylı bir anlatım var ama rahatsız edici bir durum yaratmıyor. Betimlemeler başarılı. Olayların ilerleyişi merak oluşturması açısından, acaba sonrasında ne olacak hissini çoğu zaman yaşatıyor. Zevkle sıkılmadan okunacak bir kitap. Kitabın bir kısmında kısa bir şekilde bahsedilen "Kediler Şehri" benzetmesi de oldukça başarılı.
Son olarak kitapta konusu geçen "Leoš Janáček - Sinfonietta" senfonisini de dinlemelisiniz. Senfoniyi dinlerken ister istemez kitap aklınıza geliyor ya da insanda böyle bir anı hissettiriyor.