Bilirim ne yapsam hata,
Yanlış, attığım her adım;
Ellerim elma dalında;
Âdem ’le Havva ecdadım.
Belli ne birdir ne iki;
Günahım başımdan aşkın.
Yarab sen de bilirsin ki
Bir Sen varsın bana yakın.
"Cenneti yitirmiş olsam da "onu" bulduğuma memnunum. Beni varıyla yoğuyla seviyor. Ben de onu tutku dolu doğam gereği tüm gücümle seviyorum ki bu da gençliğimle cinsiyetimin gereklerine uygun düşüyor sanırım. Kendime onu sevme sebebimi sorunca bilmediğimi fark ediyorum. Bilmek de pek umrumda değil doğrusu."
“Bazı şeyleri benim yaptığım gibi gerçek deneylerle ispatlamak en iyisi; o zaman sahilden biliyor insan; halbuki tahmine, varsayıma ve kestirime bağımlı kalırsan kendine tahsilli demek mümkün olmaz.”
Allahu Azîmüşşân, Âdem aleyhisselâmı yarattıktan sonra Havva anamızı onun kaburga kemiğinden halk ve îcâd etmiştir. Kadın-erkek arasındaki tabiî meclûbiyetin sırrı bu halk sırrında mündemiçtir. Kadının erkeğe muhabbet ve arzusu bir parçanın âid olduğu bütüne veya bir varlığın vatan-ı aslîsine muhabbeti gibidir. Erkeğin kadına meclûbiyeti ise, bir şeyin kendinden husûle gelen bir parçaya düşkünlüğü gibidir.