"Evet Cenab-ı Hak tarafından adem ve esîr ve sema perdelerini açıp, Güneş gibi, dünyayı ışıklandıran pırlanta-misal bir lâmbayı, hazine-i rahmetinden çıkarıp dünyaya gösterdi. Dünya kapandıktan sonra, o pırlantayı perdelerine sarıp kaldıracak."
O'nun nuru, ilk defa Âdem Peygamber' in alnına nakşedildi. Mânada, bütün fezayı, zaman ve mekânı dolduran, ışık üstü ışık….
Nur, Adem Peygamber'den, oğlu Şit Peygamber' e geçti. Şit Peygamber de oğluna, babasından aldığı öğüdü devretti:
- Bu nuru ancak temiz, temizin temizi, Allahın huzurunda alacağınız kadınlar yolu ile, oğuldan oğula geçiriniz!
Hazret-i Ömer'in naklettiği bir hadîs, cennetten çıkarılan Âdem Peygamber'i, Allah'a şöyle yalvarırken tasvir ediyor:
«- Yâ Rab, M....... hürmetine beni affet!
Ve Allah'tan cevap alıyor:
«- Yâ Adem, O, benim için insanların en sevgilisi...
Değil mi ki, benden, O'nun hürmetine af istedin; suçunu bağışladım!»