Carl Jung - Çocukluk dönemi
Bir gün okuldan sonra Carl Jung, bir katedralin bulunduğu meydana gitti. Gökyüzü masmaviydi ve güneş ışığı katedralin çatısından yansıyordu. Manzaranın güzelliği Jung'u büyüledi. Sonra korkunç, günahkar bir düşüncenin yaklaştığını hissetti ve onu zihninden uzaklaştırmak için çok çabaladı. Birkaç gün boyunca çok acı çekti, uyuyamadı ve kabuslarla işkence gördü. Sonunda, Adem ve Havva'nın günah işlemesini isteyenin Tanrı olduğunu anladığı gibi, bu düşüncelere sahip olmasını da Tanrı'nın istediği sonucuna vardı. Bu fikre odaklandığında, Tanrı'nın tahtında otururken mutlak gücüyle katedralin üzerine pislediğini, yeni çatısını parçaladığını ve tamamen yok ettiğini gördü. Bu vizyondan sonra Jung, daha önce hiç yaşamadığı bir mutluluk ve rahatlama hissetti. Bunun, İncil ve Kilise'nin ötesinde duran yaşayan Tanrı'nın doğrudan deneyimi olduğuna inanıyordu. Babasının eksikliğinin, Kilise ve Kutsal Yazıların ötesinde yaşayan Tanrı'nın bu anlık ve doğrudan hissi olduğunu fark etti. Jung, ilk komünyon ayininde kiliseyle ilgili bir başka hayal kırıklığı daha yaşadı. Ona bunun büyük bir ruhani deneyim olacağı söylenmişti, ancak hiçbir şey hissetmedi. Şöyle dedi: “Benim için bu, dinin ve Tanrı'nın yokluğu anlamına geliyordu. Kilise artık gidebileceğim bir yer değildi. Orada benim için artık hayat yoktu, sadece ölüm vardı.”
Sad süresinin 71'den 85'e kadar olan o ayetlerini hayal edemiyorum? Yani bir tiyatro gibi. Allah var, melekler ve şeytan var. Şeytan Allah'a bir şey söylüyor. Allah, Şeytan'a cevap veriyor. Sanki doğaçlama bir an yaşanıyor. Şimdi mesela hayatına anlam vermeye çalışan İslam'a inanan bir insan gözüyle şöyle bir soru soruyorum; yani şeytan secde etse Adem'e bizim hikayemiz başka mı olacaktı?
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Üç cemre
ÜÇ CEMRE Hayat üç cemreden ibaretmiş; duydum, gördüm ve yaşadım. İlk cemre gözlerime düştü. "Cürmü kadar yer yakarmış" dediler, inandım. Doğrudur sandım ve çocukça kandım. Oysa öyle değilmiş... yanmak şifa imiş. Sonradan anladım. Her zehrin içindeki panzehir gibi, dertte saklıymış devası. Yağmur olup akıp gitsin diye ağladım. Sürdü gitti sefası. Her gözyaşı damlası, kul olmanın ifası. İkincisi yüreğime düştü, ateş olup yaktı. Ceremesi ne ki, dedim. Ateşin kini Âdem'e... toprak çaldı galebe. Kin lanetlendi ebede. Maharet kendi içine bakmak, Hem de ta derine nefsine. Nefsin kefil olur mu şu kibirli cismine? Hangi mührü vurdun, bak hayatın bu resmine? Üçüncüsünü bekliyorum, beni buradan alıp gitsin diye. Üçüncü ve son cemre... Son bir emre kadar tatil edilsin bu sahte hayat. Hesap kesilsin, defter dürülsün; berzahtır gelen... heyhat! Ve sura üflesin İsrafil, kudretin nefesiyle, Göklerle yerin ıstıraplı sesiyle. İlkinde yerle bir kâinat; avdet imkânsız. İkincisi dosta davet, Farz-ı mübin icabet. Ruhu mücerret gibi fışkırsın naaşım yerden. Sizin bildiklerinize yoktur şahitliğim ve nedametim.
Şiir
İyi ki Adem elması var. Her yutkunuşta aşağıya düşüyor insan ve yüceler yükseliyor gözü önünde..
Muharremin 10. gününde tarihte önemli olaylar yaşanmıştır ◾ Cenâb-ı Hakk, 10 peygamberine şu 10 önemli ikramı ihsan etmiştir: 1. Allah, Hz. Musa'ya (as) Aşura gününde bir mucize ihsan etmiş, denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür 2. Hz. Nuh (as) gemisini Cûdi Dağı'nın üzerine Aşura gününde demirlemiştir. 3. Hz. Yunus (as) balığın karnından Aşura günü kurtulmuştur. 4. Hz. Âdem'in (as) tevbesi Aşura günü kabul edilmiştir. 5. Hz. Yusuf (as) kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan Aşura günü çıkarılmıştır. 6. Hz. İsa (as) o gün dünyaya gelmiş ve o gün semaya yükseltilmiştir. 7. Hz. Davud'un (as) tevbesi o gün kabul edilmiştir. 8. Hz. İbrahim'in (as) oğlu Hz. İsmail (as) o gün doğmuştur. 9. Hz. Yakub'un (as), oğlu Hz. Yusuf'un (as) hasretinden dolayı kapanan gözleri, o gün görmeye başlamıştır. 10. Hz. Eyyûb (as) hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur.💥💥
Din İslam
Akıncı il gazi bey çeşitli yolsuzluklarda bulunanlar, tapınak soyan, insan tüccarlığı yapan, duvar delen, soygunculuk, hırsızlık edenler, işledikleri suçlara göre ad alırlar. Soner A. Soner A. ­İl Gazi Bey Akıncı Beyiydi Pek çok kale ehline emanet edilmişti Seslendi yeniçeri ağasına Dursun çavuş bilir ne gelir başına Yolsuzluklar yapanın mescitler soyanın Dursun çavuş dediki elbet bilirim ağam Soygunculuk edenler cana kıyan İnsan soysuzdur çulsuzdur ruhsuzdur Onun korkusu yoktur Cenabı Haktan Hiç bir insana haksızlık yapılmaz Onlar işledikleri suçlara göre yargılanır Her insan kendi mükâfatını cezasını alır Bilal emmi hırsızlık yapmış ah almıştı Osmanlıda ah almanın cezası yanmaktı İnsan tutacaktı bir mekânı ıslah edecekti Tarihin tanıkları idi kaleler Günde yüz kere yüzler sürmeli Dua etmeliydi O sultanı görmek için Getirin dedi İl Gazi Bey Suçlu Bilal Emmi çıkarıldı huzuru divana İl Gazi Bey sordu Çamlıhemşinde Akıyordu fırtına deresi sessizce Kaleler surlar şahitti yaptıklarıma
Din