Devrim

Devrim
@anarchsoul
Bilinç bir lanettir...
Yeryüzündeki diğer organizmalar açısından varoluş görece basittir. Yaşamları üç temel işleve indirgenebilir: hayatta kalmak, üremek ve ölmek... Bunun ötesinde bir şey yoktur. Oysa biz, yalnızca hayatta kalmak, üremek ve ölmekle yetinebilecek durumda değiliz; çünkü fazlasını biliyoruz. Yaşadığımızın bilincindeyiz ve öleceğimizi de biliyoruz. Dahası, ölüme yaklaşırken -yavaş ya da hızlı biçimde- yaşamımız boyunca ıstırap çekeceğimizi de biliyoruz. Doğanın bağrından çıkmış en zeki organizmalar olarak "sahip olduğumuz" bilgi işte budur.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Tarihin de doğruladığı gib, insanlar hangi tanrıya taptıklarından saçlarını nasıl kestiklerine kadar neredeyse her konuda fikirlerini değiştirebilirler. Ama varoluşsal yargılar söz konusu olduğunda, insanlık genel olarak kendisi ve bu dünyadaki durumu hakkında sarsılmaz derecede olumlu bir kanaate sahiptir ve özbilinçli hiçlikler yığını olmadıkları konusunda da kararlı bir güven içindedir.
Felsefe
Anlam
Hayatın bir anlamı yoktur. Verilmiş veya doğuştan gelen bir anlamı yoktur. Bu, insanları korkutur. Bu yüzden amaç, din, başarı ve miras gibi şeyler icat ederler. Ama işin sırrı şudur: Anlamın yokluğu bir lanet değildir. Özgürlüktür. Kader, görev ya da beklentilere bağlı değilsiniz. Siz boş bir sayfasınız. Anlamı aramak yerine onu yaratın. Neden var olduğunuzu sormak yerine, neden var olduğunuza kendiniz karar verin. Boşluk düşmanınız değildir. O sizin tuvalinizdir.
Burjuvazi ve Marx
Marx’ın burjuvaziye yönelik eleştirilerinin tamamına katılıyorum. Hatta bugün yaşananlara bakınca, söylediklerinin yetersiz kaldığını bile düşünüyorum. Son yıllarda ortaya çıkan büyük skandallar, sermaye sahiplerinin yalnızca ekonomik değil, siyasal ve toplumsal alanlarda da ne kadar belirleyici olduğunu açıkça gösterdi. Kapitalist düzende servet yalnızca para değildir, aynı zamanda güçtür. Milyarderler medyayı finanse eder, siyaseti etkiler, hukuk sistemini dolaylı ya da doğrudan yönlendirebilir. Devlet aygıtı ise çoğu zaman tarafsız bir hakem değil, egemen sınıfın çıkarlarını koruyan bir mekanizma gibi işler. Bu nedenle adalet söylemi ile gerçeklik arasında ciddi bir uçurum oluşur. Sermayenin bu denli yoğunlaştığı bir düzende sıradan bir insanın hak arama mücadelesi eşitsiz bir zeminde yürür. Hukukun kâğıt üzerindeki eşitliği, sınıfsal güç farkı karşısında anlamını yitirebilir. Çünkü ekonomik güç, politik nüfuz ve medya kontrolü bir araya geldiğinde, egemen sınıf kendisini koruyacak araçları zaten inşa etmiş olur. Mesele sadece “kötü zenginler” değil, yapısal bir sorundur. Sorun, üretim araçlarını elinde tutan küçük bir azınlığın toplumun geri kalanı üzerinde kurduğu hegemonik düzendir. Bu düzende demokrasi biçimsel, eşitlik ise büyük ölçüde yanılsamadır. Kapital Cilt: 1Kapital Cilt: 1
Siyaset
ALINTI PAYLAŞANLARIN DİKKATİNE !
Lütfen alıntı paylaşırken alıntının imla kurallarına uygun yazılmış olduğundan emin olun, yani gramer hatası olmayan alıntılar paylaşırsanız çok daha iyi olur.