Kuşkusuz herkes, sözde, Kutsal Kitap'ın insanlara sonsuz mutluluğu ya da kurtuluş yolunu gösteren Tanrı kelamı olduğunu kabul eder. Ama olgulara bakılırsa bambaşka bir durumla karşılaşılır. Çünkü göründüğü kadarıyla, sıradan insan Kutsal Kitap'ın derslerine göre yaşamayı hiç umursamıyor. Hemen herkes, kafasından uydurduğu şeyi Tanrı sözü diye saydırmaya uğraşıyor ve din maskesi altında, yalnızca, başkalarını kendisi gibi düşünmeye zorlamak istiyor. Yine görüyoruz ki, genelde teologların umurunda olan tek şey, kutsal metinleri saptırmak için en uygun yolu bulmak, böylece ortaya attıkları uydurmaları onlara dayandırmak ve bunları tanrısal otoritenin kanatları altına sokmaktır. En utanmazca ve en pervasızca yaptıkları iş, kutsal metinleri, yani Kutsal Ruh'un zihnini yorumlamaktır. Kutsal Ruh'a yanlış bir öğretiyi yakıştırmak ve kurtuluş yolundan uzaklaşmak onları tedirgin etmez. Onları kaygılandıran şey, hatalarının yüzlerine vurulması, otoritelerinin ayaklar altına alınması ve horgörülmektir.