adem özcan

Yeni doğmuş duyguları, düşleri, tazeliğini bozmadan, o ilk güzellikleriyle koruyabilsek nemize yetmez; ışıtıverir hemen günümüzü. Ama bir şeytan var, şeytanımız. Aksine bozuyor, çirkinleştiriyor onlan. Kötüleşiyor böylece, çok kez de elimizde olmadan, dostluklarımız, aşklarımız, sanatımız kötüleşiyor.
Reklam
Biz kendimizi bile doğru dürüst anlayamıyoruz. Kaldı ki başkalarına, o başkaları isterse en yakınlarımız olsun, anlatalım. Olur mu böyle şey? Görülmüş müdür bir insanın bir başka insanın içinden geçenleri tıpatıp anladığı?
Sayfa 34 - "Geceye Doğru" isimli öykü·Kitabı yarım bıraktı
Edebiyat
Bundan otuz, kırk sene evvel insanlar sadece iş veya eğlence için bir yere gelmezlerdi. Hattâ asıl birleştirici olan şey, bunlar değil ibadetti. İman dediğimiz duyguyu içinde duysun veya duymasın herkes evinden çıkarken onun kisvesine bürünürdü. İman, sadece bizi Allah'a bağlayan bağ değil, müşterek kıyafet, yüz ifadesi, muaşeret şekli, hulâsa cemiyet hayatında nezaket ve merasim dediğimiz şeylerin, yani karşılıklı münasebetlerin tek kaynağıydı. Onu içlerinde gereği gibi bulamayanlar, yahut onun emirlerine gereği gibi itaat etmeyenler de sanki her evin taşlığında, veya kapının yanıbaşında küçük bir dolap varmış gibi onun hâllerini, o kendinden geçme, çok yüksek bir varlığa bağlanma ve tevekkül maskesini yüzlerine geçirmeden dışarıya çıkıp insan içine karışmazlardı