Bir kalleşle, hırsın insanlıktan çıkardığı bir yüze gülücü, bir dost görünen hainle uğraşmaktansa bir yaylım ateşine karşı hücuma kalkmak çok daha kolay, kolaydan da fazla bir şeydi; insanın göğsünü estiren, türkü söyler gibi, ilâhî okur gibi nâra attıran bir yiğit oyunu idi.
Artık ordumuz vardı yaaa... Dev gibi toplarımız bile vardı. Salih onları ateş ederken gözleriyle görmüştü... Bi patlıyordu ki, eleleee, Kudret topu gibi len.. Fistanlı Yunan eskerlerinin kaçışını seyret sen gayrı.
Sanki Anadolu kocaman bir kovandı da oğul vermeye hazırlanıyordu, ölen arılar dışarı atılacak, bölümler temizlenecek, çiçek tarlalarına doğru o yaratıcı, o biriktirici, o eşsiz uçuşların şevki başlayacaktı.
Ölümün eşiğine gelen memleketi ancak ve ancak Anadolu hareketi kurtatabilirdi. Bu hareket memleketin yüreğinden gelen bir hareketti. Tıpkı hücuma uğrayan bir adamın kendini korumak ve kurtarmak için yaptığı işti.