Odysseus, Akhilleus’tan farklı olarak gücünü kaslarından değil aklından alan, duygularını anlık patlamalarla değil kontrollü hamlelerle yaşayan bir kahramandır; İlyada’daki Akhilleus onuru zedelendiğinde her şeyi yakıp yıkarken, Odysseus hayatta kalmak için kimliğini gizlemeyi, beklemeyi, hatta yalan söylemeyi göze alır. Onun yolculuğu bir zafer yürüyüşü değil, kayıplarla ve yalnızlıkla dolu uzun bir eve dönüş sürecidir ve bu süreçte asıl sınav canavarlar değil, kendini kaybetmeden var olabilmektir. Eve döndüğünde bile hemen ortaya çıkmaz; bakar, ölçer, gezinir, çünkü Odysseus için kahramanlık her duyguyu olduğu gibi yaşamak değil, doğru zamanda doğru yüzü takabilmektir (adamın tarzı bu gerçekten bazen salak olduğunu felan düşünüyorsun okuyunca ama çok zeki :)). Zaten bu hikâyenin bugün hâlâ bu kadar güçlü olmasının nedeni de bu; yakında Christopher Nolan’ın uyarlamasıyla gelmesi de Odysseia’nın sadece bir destan değil, zamansız bir hikâye olduğunu düşündürtecek cinsten. Sonuç olarak Homeros abimizin birbirini tamamlayan bu iki eseri; İlyada ve Odysseia okunması ve dersler çıkarılması gereken kitaplardır.