ölümü iliklerime kadar hissettiğim bir kitap. bazı cümleler üzerine ne kadar uzun uzun bakılırsa baktım. öyle derinlere götüren cinsten. “ölüm yaşayana gelir değil mi?” bu satır üzerine yazılacak ne çok şey olurdu. bu kitabın hissettirdiklerini bir yazıyla aktarmak gerekirse..
ölümün ruhumun en derinliklerinde bıraktığı sızıdan doğdum. ruhuma ince ince işledi sızısı. aynı zamanda kurtuluşum da bu oldu. dünyadan dünyalıklardan, çağımın hayranlıklarından uzak bir yerde barındım. soğuk duvarlarım oldu. karanlık soğuk duvarlarımdan beslendim. insanların arasında ama gerisinde kaldım. bundan şikayetçi olmadım bunu ben istedim. ama yalnızlığın bende bıraktığı yorgunluğu da taşıyorum. benim için ölüm ise en güzel kurtuluş. ölüm aydınlık..
ölüm ile kaybettiğim kişinin acısıyla yere çarpıldım. gerçekten hiç kolay olmadı. bu acıdan beslendim yıllarca. acı benim kalemimin izlediği yolu aydınlattı. ölüm aydınlık çünkü acının sızılarının bitişi. ölüm kurtuluş çünkü yüreğimin acıya çarpmadığı günün haberi..