gel çabuk
beni üzüntünün koynunda beklet
orada tohum serpecek kadar
bana zaman tanı.
ve konuş
varsa eğer yazgımızın beş duyusu
yazgı dediğimiz şeyin deveran ediyorsa kanı
söyle ona vazgeçsin beni üstümden esip yönetmekten
bana diş geçirsin de anlasın bakalım hangimiz kekre
''öyle bir çalımlarla gecenin çitlerinden atlardım
bir güneş sayardım kendimi denizin karşısında
çünkü çam kokularına sürtünüp ağırlaşan ruhların
inanmazdım dosyalara sığacağına'' diyor ismet bey.