Tanrılar bilir ancak, hangi denizlerin girdabına kapılmış
Zavallı gemiler gibi dönüp durmaktayız! Eğer kurtulmak varsa
Alın yazımızda, o zaman küçücük bir tohumdan bir gövde çıkar
Koskoca!
Ayaklarımın altında halılar, dokumalar olmadan da
Yayılır benim ünüm ve tanrının verdiği en yüksek
Erdemdir bize, günahkar şatafattan kaçınmak.
Ömrünü gönül huzuru içinde geçiren içindir ödül.
İşte sözüm budur, dışına çıkmamı da bekleme benden
Eskinin kibri, yine kibir, hep kibir üretir
Ve acıdır onu yeşertip büyüten toprak...
İster bugün, ister yarın,
Vakti saati geldiğinde
Zifiri karanlık suçun
Tanrılarca lanetli soyundan
Güneş ışığının tiksindiği,
Başa çıkılması mümkünsüz
Bir nefretlik türer ki,
Aynen babaya benzer o da!