kikapú

kikapú
@adhafrea
can you remember who u were before the world told you who you should be?
( theatrekid!¡ )
РЯЛ — erü
kediler bataklığı
izmir, 19 Ağustos 2003
12 kütüphaneci puanı
442 okur puanı
Mayıs 2022 tarihinde katıldı
erkeklerin dünyasındaki "hastalıklı" kadınların yazarı
8/10
·123 syf.··
2026 37. kitabı
Çok uzun zamandır inceleme yazmamış olmamın verdiği paslanmışlığı bile hiçe saymak ve bu eser hakkında konuşmak istedim. Son zamanlarda Tennessee WilliamsTennessee Williams okumalarını sık sık yapıyorum ve şimdilik hedefim, yazarın elime geçirebildiğim tüm oyunlarını okumak yönünde. Baby Doll, bir süre önce arkadaşımın okuduğu ve benim de okumak için can attığım bir eserdi, onun da vermiş olduğu heyecanla listemde sıra ona gelir gelmez hemen elime aldım. Eseri, yazar hakkında hiçbir şey bilmeden okuduğunuz zaman dehşete düşeceğinizi tahmin ederek kendi çapımda biraz yazardan söz etmek istiyorum: Williams, tiyatro dünyasına gelmiş geçmiş belki de en kendi kulvarında kalan, içinizi yakacak kapalı hikayelerin yazarı. Daha önce yazarın okuduğum oyunlarından yola çıkarak söyleyebilirim ki kadın hikayelerini işleyiş şekli gereği, tüylerinizi ürpertiyor. (Mesela Arzu TramvayıArzu Tramvayı) Kendisi eserlerine bolca yardımcı not bırakıyor, dekorundan ışığına kadar oyunu izlemiş kadar olacağınız detayları takip edince tat almaya başlıyorsunuz. Eserlerinde kendi hikayesinden parçalar gizliyor. Annesinin, ablasının, babasının nasıl kimseler olduğunu bilmek de bu açıdan işinizi kolaylaştırıyor zaten. Ablası, Rose, lobotomi ameliyatı olan ve belki de kardeşini en çok etkileyen figür olarak karşımıza çıkıyor. Zaten eserlerindeki kadın karakterlerin hastalıklı yapıları, işin sonunda akıl hastanesine çıkan yolları ve silik de olsa izini görebileceğimiz abla karakterleri de ondan geliyor. (Dikkat Çökme Tehlikesi Var'daki hayranlık duyulan ama ölümüne karşı hiçbir şey yapılamayan Alva'yı hatırlayın.) Anneleri, Edwina, ise katı ve ahlakçı yapısıyla çocukları üzerinde otorite kurmuş Güneyli bir kadındı ki yine eserlerde ondan gelme düşünce yapılarına, sözlere, ahlaki normlara kolaylıkla erişme şansınız var ama belki de tüm bunlardan
Baby DollTennessee Williams · Penguin Books · 19578 okunma
Reklam
rüzgârı kendinden menkul bir uçurtma
7/10
·59 syf.··
2023 4. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2023 17:09
Yine üç sene evvel okuduğum, hala daha nasıl oluyor da bu kadar eleştiriye maruz bırakıldığını anlamadığım için yeniden, bu sefer daha derli toplu ve açıklayıcı bir eleştiri yazmak istediğim bir kitapla geldim. Nasıl oluyor da dönüp dolanıp bunu buluyorum ve nasıl oluyor da bu kitabı böylesine savunuyorum anlamıyorsanız size, içinden bir replikle cevap vermeye hazırım: "Fakat Müzeyyen, Bu Derin Bir Tutku." Etkisi hacminden uzun süren yedi bölümden oluşan, kısacık bir kitap. Bakmayın siz böyle bir solukta okunur gibi göründüğüne. Evinizden karakterle çıkmalı, dinlediği şarkıları açmalı, bahsettiklerini aklınızda tutmalı ve oraya buraya bıraktığı ipleri kendi kafanızda birleştirmelisiniz ki kitabı okurken fark edeceğiniz "sokak ağzını" kendi mahallenizin bir köşesinde duyuyor gibi olasınız. Çünkü bu kitap, başınızı kaldırıp da incelemeye zahmet dahi etmeyeceğiniz sokakların; denk geldiğinizde tanıdık hislerle dolup sözlerini pek hatırlamayacağınız o şarkıların küçük ama etkili bir kolajı. Bizden biri canım, tanıdık. Mabel Matiz bir şarkı sözünde "Hatırlayarak yaşamak boynumuzun borcu ama ölürdün unutmasan." diyor. Bu söz, kitaptaki Müzeyyen'in o arada kalmışlığını, gerçeklikle hayal çizgisinde dans edişini, flu görüntüsünü öyle güzel anlatıyor ki. Unutmaktan kaçınan ama hatırlamaktan da çekinen bir adam oluveriyorsunuz. Bir aşk hikayesi değil de varoluş sancıları arasında kaybolan bir kadının izlerini takip ettiğiniz, belki onunla birlikte ayak izlerinizin silinişini izlediğiniz, örneklerine pek denk gelmediğimiz bir akış. ​"Müzeyyen, bazı şeyler vardır, anlatılmaz. Sadece hissedilir. Sen o hissedilenlerin en güzelisin." İsmiyle müsemma derler ya, o işte. Sanki baştan bilir gibi aldığı tüm sözlere karşılık bir "fakat", kendisini pek de görmediğimiz için içimizden
Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutkuİlhami Algör · İletişim Yayıncılık · 201434,7bin okunma
Kelimelerden Kurulmuş Bir Çarmıh; De Profundis
9/10
·176 syf.··
2023 3. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2023 16:19
Bu kitabı, çok sevdiğim biri okuyor diye baş ucuma koyup bana vereceği ızdıraptan habersiz bir şekilde okumaya başlayalı birkaç gün oluyor. Yer yer duraksayıp defalarca tekrar ettiğim cümleler, bazen nefesimi kesen satırlar... Bir dostun kırık kalbini en ince noktasından hissettiğim ama her şeye rağmen yaşamaya bu kadar sıkı tutunuşuna özendiğim her kelimesiyle kalbimde yer edinen nadide bir eser. De ProfundisDe Profundis , genel anlamda Oscar ile Alfred'in geçmişlerini ilmek ilmek işleyen, son derece titizliklikle kaleme alınmış uzunca bir mektup. Bu satırlar, Wilde hapisten çıkmadan yalnızca iki ay evvel yazılmış fakat planladığının aksine okuyucusuna ulaşması seneler sürmüş. Bu trajik detayı bilince, her bir satır daha manalı, daha özel ve yaralayıcı oluveriyor. Yaşadıklarını kendine ait diliyle öylesine güzel anlatmış ki, Wilde yanıbaşımda oturmuş ve mektubunu okumamı sabırla bekliyormuş gibi hissettim. Yalnız bazı yerlerde içimi büyük bir sıkıntı kaplaması, benim utanç duymam, bazen sadece "bu kadarına da pes yahu!" sitemleri etmem şaşırtıcı değil. Mektubun ilk yarısı son derece öfkeli başlıyor, Lord Alferd ile Wilde'ın sözüm ona "dostluğu" en ince ilişkisiyle ele alınıyor ve hatta, Alfred'in kendi sanatsal dehasını tüketişi gibi sığ tartışmalara olan tutkunluğu da bir yıkım portresi gibi özenle tasvir ediliyor. Bu satırlarda en yürek burkan kısım ise Wilde'ın zehirli okları kendine çevirmesi oluyor tabii. "Korkunç olan senin karakterin değil, benim karakterimin senin karakterine boyun eğmiş olmasıdır." Okurken ne kadar sinirlenseniz, Wilde'ı oradan çekip almak isteseniz de içten içe onu ve çaresizliğini, aşkını o kadar iyi anlıyorsunuz ki; kendinize bile zor itiraf edebileceğiniz bir dost kazanıveriyorsunuz. Acı, insanın en iyi öğretmenidir. Wilde, acılarıyla büyüyor ve
İnceleme
De ProfundisOscar Wilde · Can Yayınları · 20175bin okunma
bu kitap yazılmadı, ben de bu kitabı okumadım
2/10
·230 syf.··
2025 48. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 09 Eylül 2025 23:43
bu kitapla ilgili yazmak istediğim hem çok fazla şey var hem de bir yandan, hiçbirini kaleme dökmek istemiyorum. kitaba büyük umutlarla başlamadığımı baştan itiraf edeyim. bence ilk kitap olan adınla çağır beni, harika bir sonla bitmişti. açık kapılar kapanmış, iplerin uçları birbirine bağlanmıştı. bazı şeylerin tadında bırakılması, zorlanmamadı gerekiyor. tahminlerim eserin popülerliğinin kullanılmak istendiği yönünde. kitap, üç BUÇUK hikayeden oluşuyor. isimleri değiştirerek hepsini ayrı bir kitap olarak anlatsa, yazarı okumayı yine çok isterdim. ancak burada, ilk kitapta olmayan bir "yaş farkı güzellemesi" mevcut ve bunu hiçbir şekilde inkar edemeyiz. özellikle elio'nun kısımlarında. önce ilk hikayeyle başlayacağım. kitabın başlangıcından ne bekliyordum bilmiyorum ama kesinlikle bunu beklemiyordum. hikaye bütünüyle mantık hatalarıyla doluydu, lolita havası çok inceden hissediliyordu. yine de de uzun tren sahnesini göz önünde bulundurup karakterlerin karakterlerin bir anda kendilerini kaybettikleri noktaya kadar keyifle ilerlediğini söylemek zorundayım. kitabın temelindeki ana problem bu hikayede kabak gibi ortada: hikayeler sonradan, ilk kitap bittikten de sonra kurgulanmış ve kurguya yedirilmeye çalışılırken ilk kitapla alakası olmayan portreler kullanılmış. keşke miranda gibi bir karakteri böylece harcama hatasına düşmeseydi ve ilk kitaptaki samuel'in en azından esintilerini burada görme şansımız olsaydı. elio ve michel kısmı ise tahmin ettiğimden kat kat daha büyük bir fiyaskoydu. aralarındaki ilişki o kadar yavan, o kadar basitti ki bunu okumak bile bana kötü hissettirdi ve kitabı bırakmak istedim. michel'in bu yaşına gelip hala hayatta babasının gölgesinden çıkamamış biri oluşu, aralarındaki yaşa sürekli değinilmesi ve romantize edilmesi... berbat bir
İnceleme
Bul BeniAndré Aciman · Sel Yayıncılık · 20221,036 okunma
aziz clement sendromu & italya'da altı hafta
Puan vermedi·246 syf.··
2025 47. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Eylül 2025 13:54
bu kitap, bana lanetleriyle birlikte geldi ve hatta yarısını okuduktan hemen sonra başa dönmem bile gerekti ama sonuç olarak kitabı bitirmeyi başardım ve hikayenin bıraktığı kalp kırıklığına sarılma şansı buldum. kitabı okumamı şiddetle tavsiye eden, filmini beğendiysem bunu da beğeneceğimi söyleyen çok fazla kişi olmuştu. ben de değerlendirmemi en sona saklayacağım konusunda hep ısrar ettim ve şimdi o "son"dayız. öncelikle kitap, filmden binlerce kat daha güzeldi. filmini izlediğimde renk paletini, çekimleri ve masalsı havasına rağmen o burukluğunu ne kadar sevdiğimi hatırlasam da kitapta hissettiğim karmaşanın, gerçekliğin ve beni sokaklarına çeken yaz günlerinin yanından bile geçemeyeceğini şimdi anlıyorum. adeta sıcak bir yaz meltemiyle elio'nun deniz kenarındaki evinin bahçesinde gezinmeye, şeftali ağaçlarının kokusunu içime çekmeye, yarım bırakılmış limonata bardaklarına ve tenis kortuna misafir olmaya şans bulmak kitaptan beklediğim en son şey bile değildi ve sonucunda beni fazlasıyla memnun etti. kitaba yönelik bugüne kadar duyduğum eleştiriler aralarındaki yaş farkına ve çeviriye yönelikti diye hatırlıyorum. bu ikisi için de söyleyecek tonlarca şeyim olsa en kısa yoluyla: yaş farkı romantize edilmiş değildi ve çeviri, kitabın atmosferini olduğu gibi yansıtacak kadar başarılıydı. kitaba şöyle bir bakmak gerekirse, entelektüel seviyesi oldukça yüksek bir ailenin tek oğlu elio, her sene yaz tatillerinde babasının eve bir öğrenciyi misafir etmesine bağışıklık kazanmış, tam bir ada çocuğu; her yere bisikletiyle giden, kitap okumayı ve müzik aletleriyle ilgilenmeyi seven, doğanın ve küçük heyecanların peşinde koşan ama her şeye bir o kadar yabancı, deneyimsiz, küçük bir çemberin içinde, aynı yüzlere bakarak senelerini geçiren 17 yaşında biri. o yaz evlerine gelen
Adınla Çağır BeniAndré Aciman · Sel Yayınları · 20244,320 okunma
Reklam