zevk adı çokça kaygı, sıkıntı ve nedametle birlikte ve ya onlardan sonra doğan
yalancı zevklere verildiğinden, birçok kimseler Epikuros’un bu kanaatinin rezileti
öğrettiğini sanmıştır. Doğrusu fazileti de öğretmiyor. Fakat nasıl hedefe isabet ettirene bir mükâfat verilen yerde, mükâfatı görenlere hedefe atma arzusu verilir, fakat hedefi
görmedikçe, mükâfatı kazanmazlarsa ve hedefi görenler de, kazanacak bir mükâfat
görmedikçe, hedefe atmazlarsa; aynı suretle hedef olan fazilet de, tek başına görüldüğü
zaman, insanda büyük bir arzu doğurmaz; fakat faziletin mükâfatı olan memnunluk da
faziletin yolundan gidilmedikçe kazanılamaz
René Descartes
Bir yığın cenaze gömdüm derinlerimde bir yerde …Her biri boynundan asılı şiirlerle .Gözüm, dilim bağlandı selasına yetişemediğim kafiyesi bozuk dörtlüklerin içerisinde . Bir mahlası kaldı yüreğin adı Eylül’zede’
okuryazarkitaplar.com/kalu-bela
Bir gün, adını hiç bilmediğim bir yere getirildim. Gariptir ki nereden getirildiğimi hiç hatırlamıyorum. Ama öyle güzel bir yermiş demek ki geldiğimde çok ağlamışım. Ne gökyüzü tam gökyüzüydü ne de toprak bildiğim toprak. Adı Dünya imiş. Sanki dünya ile düş arasında unutulmuş bir eşikte durmuştum. İlk zamanlar orayı sevdim, çünkü her şey güzeldi; rüzgâr çiçeklerin arasından geçerken ince bir ney sesi çıkarıyor, güneş yaprakların üzerine altın renkli dualar bırakıyordu. Uzaklarda gümüş renkli tepeler uzanıyor, akşamları gökyüzü mor ve turuncunun birbirine karıştığı kutsal bir denize dönüşüyordu. Her sabah uyandığımda yeni bir mucize görüyordum.
Bende Mecnun’dan füzûn aşıklık istidâdî var,
Aşık-ı sâdık menem, Mecnun'un ancak adı var.
(Bende Mecnun'dan daha fazla aşk yeteneği ve kapasitesi var. Gerçek ve sadık aşık benim, Mecnun'un sadece adı var.)