Puan vermedi·128 syf.··
2026 95. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 11:14
Kitabın adı:Küçük Şirin Evin Gizleri Yazarın adı: Nadir Gezer Sayfa sayısı 128 Ali usta çok çalışan ve çok çalıştığı için de çok yiyen tatlıya düşkün bir insandır. Hulusi Ali Usta'nın oğludur herhangi bir işi yoktur çünkü iş bulamamıştır Ali Usta'nın canına tak eder oğlum artık çalış sen de bir aile kurdun ayrıca kardeşlerin büyüdü askere gidecekler onların paraya ihtiyacı var diye söylenir iş nerededir ekmek aslanın ağzındadır ama o ekmeği aslanın ağzından da çıkarmak çok zordur çok bir sürü işsiz güçsüz insan vardır çünkü günümüzde de öyle değil mi aslanım midesinden bağırsaklarına gitti ekmek ama işte çıkarılamıyor neden? Hatta bağırsaklar düğümlendi çöz çözebilirsen.. Ali usta bir gün komaya girer hastaneye kaldırırlar ve şeker hastası olduğu ortaya çıkar. Doktor yemesi ve yememesi gereken yiyecekleri söyler Ali usta bu duramaz bir sepet üzümü yer veeee... Sonuç mu kitapta bence okuyun yazarımızın kitapları çok güzel Yalın bir dille yazılmış gerçekten çok güzel okunuyor.
Küçük Şirin Evin GizleriNadir Gezer · Kum Yayınları · 20051 okunma
Puan vermedi·157 syf.·
2026 27. kitabı
Bir yazarın ilk eseri çoğu zaman ya çıraklığının itirafı ya da olacaklarının habercisidir. İnsancıklar her ikisidir. Dostoyevski bu romanı 1846'da, yirmi dört yaşında yazdı. Belinski onu "yeni bir Gogol" diye ilan etti, Petersburg salonları genç adamı omuzlarına aldı, sonra bir yıl içinde yere bıraktı. Yirmi yıl boyunca Dostoyevski o ilk anın gölgesinde yaşadı; Suç ve Ceza gelene kadar adı bu kitapla birlikte anıldı. Şimdi geriye dönüp baktığımızda, gençliğin coşkusu sönmüş, gerçek görünür: *İnsancıklar* iyi bir roman değildir; ama büyük bir romandır. İkisi aynı şey değildir. Hikâye basit: orta yaşlı, yoksul, alkol problemi olan bir devlet katibi Makar Devuşkin ile uzak akrabası olduğu öksüz genç kadın Varvara Dobroselova mektuplaşır. Aynı sokakta, karşı pencerelerden birbirlerini görebilecek mesafede yaşarlar. Makar maaşının önemli bir kısmını gizlice Varvara'ya gönderir; bunun karşılığında bir teşekkür, bir mendil, bir kitap, bir umut alır. Roman bu mektupların birikiminden ibarettir. Sonunda Bikov adlı zengin bir adam çıkagelir, Varvara'yı eski bir hesabı kapatmak için satın alır, taşradaki çiftliğine götürür. Makar yapayalnız kalır. Hikâye burada biter; ama hikâyenin yıkıcılığı tam burada başlar. Dostoyevski'nin bu kitapta yaptığı şey Rus edebiyatına bir arketip kazandırmaktı: "küçük adam." Devlet katibinin paltosunu Gogol önce kendisi giydirmişti, ama o paltonun içine bir ruh yerleştiren Dostoyevski oldu. Gogol'ün Akaki Akakiyeviç'i acınası bir karikatürdü; Dostoyevski'nin Makar'ı acınası bir insandır. Aradaki fark devasadır. Çünkü Makar yoksuldur, ama gururludur. Yoksulluğunun farkındadır, üstelik gizlemeye çalışacak kadar gururludur, daha da kötüsü, bu çabasının boşunalığını bildiği için iki kat acı çeker. Romandaki en derin satırlar bu utancın etrafında
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · İletişim Yayınları · 200776,9bin okunma
Reklam
9/10
·144 syf.··
2026 52. kitabı
Merhaba, bugün sizlere 𝕯𝖚𝖆𝖞ı 𝖄𝖊𝖓𝖎𝖉𝖊𝖓 𝕶𝖊ş𝖋𝖊𝖙𝖒𝖊𝖐 kitabının yorumu ile geldim Yazarımızın kalemini her okuduğumda ayrı bir huzur buluyorum Bu eserinde bizleri dua ile karşılıyor Çaresiz olduğumuz zamanlar vardır. Kapılar üzerimize bir bir kapanırken, elimizdekiler tükenmeye başladığında tek bir kapı açılır bizlere.. Göğe uzanan yolun adı 𝑫𝒖𝒂 'dır. 𝑫𝒖𝒂, kul için bir yöneliştir aslında.. Aczimizi dile getirdiğimiz sığınağımızdır Rabbimiz bizi unutmadı. Kul yapamam dediği anda Rabbimize yönelerek ancak sen yaparsın diyerek açıyoruz ellerimizi semaya Dua, bazen kalpten geçen sessiz niyazlarımızdır. Rabbimizle aramızda kurulan en saf bağımızdır bizim Eserimizde, bu bağı yeniden hatırlatmak için vardır. Rabbimizle bağ kurmak, O'na dua etmek, üstesinden gelemediğimiz durumlarda tek sığınağımızdır. Muhtaçlığımız yalnızca O'nadır İş𝐭𝐞 𝐝𝐮𝐚, 𝐢𝐥𝐚𝐡𝐢 𝐢𝐧𝐚𝐲𝐞𝐭𝐢𝐧 𝐳𝐚𝐲ı𝐟 𝐢𝐧𝐬𝐚𝐧ı𝐧 𝐞𝐥𝐢𝐧𝐝𝐞𝐧 𝐭𝐮𝐭𝐦𝐚𝐬ı𝐝ı𝐫. İ𝐧𝐬𝐚𝐧𝐚 𝐛𝐮 𝐲𝐚ş𝐚𝐦𝐝𝐚 𝐛𝐚𝐡ş𝐞𝐝𝐢𝐥𝐞𝐧 𝐬𝐚ğ𝐥𝐚𝐦 𝐛𝐢𝐫 𝐭𝐞𝐦𝐢𝐧𝐚𝐭 𝐧𝐨𝐤𝐭𝐚𝐬ı𝐝ı𝐫. Yazarımız bizlere 𝑫𝒖𝒂 'yı bir kurtuluş, teselli, imtihan gibi pekçok başlık altında aktarmıştır Sizlerinde mutlaka listesine alması gereken bir eser Kitapla ve sevgiyle kalın
Duayı Yeniden KeşfetmekMecit Ömür Öztürk · Hayy Kitap · 202693 okunma
İnceleme yazısı Can'ım Tenimden Ayrıldı- Ebru Asya
10/10
·250 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
Ares Kitap tarafından ikinci baskısı yayımlanan “Can’ım Tenimden Ayrıldı,” adlı eser, iki yüz sayfadan oluşmaktadır. Yazar ve şair, Ali Haydar Koyun’un altıncı kitabıdır. Kitapta kırk beş anlatı vardır. Metinler genel yapı itibariyle birkaç sayfadan oluşmuştur. Her bölümün başlangıç sayfasında okuru anlatıya hazırlayan lirik geçişler bulunur. Bu geçişler anlatının duygusal eşiğini belirlerken aynı zamanda epigraf işlevi görür. Kitabın içeriğine dair bölümde yazar, eseri kaleme alma gerekçesini açıklamaktadır. Geride yazılı bir eser bırakmamış olsa da can dostum dediği Yücel Doğanşahin’in yazılmaya değer bir hayat sürdüğünü vurgular. Bu kitabı yirmi altı yıllık hatıraların vefa nişanesi olarak okura sunar. Bir kayıp üzerinden duygu paylaşımının yapıldığı metinlerde yazar, süslü anlatımlardan kaçınmıştır. Okurla sohbet ediyormuş gibi kurduğu içten dil sayesinde kitabı herkesin kolayca anlayabileceği ve içselleştirebileceği bir zemine taşımıştır. Ancak bu sadelik anlatımın şiirsel yönünü gölgede bırakmamıştır. Bazı cümleler şiirsel mısralar inceliğinde sayfalara süzülmüştür. Yalınlık içinde derinlik barındıran bu üslup, esere duygusal bir zarafet kazandırmıştır. Yürüme engelli Yücel Doğanşahin’in hayatına adanan Can’ım Tenimden Ayrıldı adlı eser biyografik ve tanıklık temelli bir kitaptır. İçerikte; anılar, mektuplar, günlükler, dost duygular adı altında yapılan yorumlar ve taziye mesajları yer almaktadır. Acı, burukluk, boşluk, çaresizlik, dostluk, düşler, fedakârlık, karanlık, ölüm, özlem, sancı, sevgi, sonbahar, vicdan, yara, yas gibi temalar işlenerek, yer yer Ali Tura, Ahmet Arif, Benjamin Franklin, Cemal Süreya, Charles Bukowski, Konfüçyus, Mevlâna, Osho, Paul Carson, Publilius Cyrus, Şükrü Erbaş, Tuncel Kurtiz, Yusuf Hayaloğlu gibi yazar- şair ve düşünürlerden
Can'ım Tenimden AyrıldıAli Haydar Koyun · Ares Kitap · 20223 okunma
Puan vermedi·97 syf.··
2026 5. kitabı
Cumhuriyet döneminin tanınmış yazarlarından Orhan Kemal'e ait romanımız Baba Evi ve Avare Yıllar olarak iki bölümden oluşmakta. Türk edebiyatında çocukluktan gençliğe geçişi en iyi anlatan eserlerden biri olan bu kitabımızın toplam sayfa sayısı iki yüz yirmi bir. İlk bölümü oluşturan ''Baba Evi'' ise doksan yedi sayfa. Kitap girişi Orhan Kemal'in hayatına ve eserlerine ayrılarak yazar hakkında ön bilgilendirme yapılmış. Orhan Kemal edebi hayatına şiirle başlamış ancak şiirin yanında deneme niteliğinde olan düzyazılar da yazmaktaymış. Orhan Kemal’in çalışmaları arasında bir roman denemesi bulan ve çok beğendiğini belirterek ona “Bırak şiiri miiri birader; hikaye yaz, roman yaz sen” diyen Nazım Hikmet'le olan tanışıklığının da bin dokuz yüz kırk yılında Bursa Cezaevinde olduğunu bu bilgilendirmelerden dolayı öğreniyoruz. Kitabımızın ilk bölümünde yer alan eser adı Baba Evi... Otobiyografi türündeki bu eserde kimi zaman biyografik öğelerden de faydalanılarak; toplumda saygınlığı bulunan, statü sahibi, ataerkil bir ailenin konakta yaşadığı günler anlatılır.. Önsözde yazar Adana kahvehanelerinden birinde Küçük Adamı tanıdığını sohbet sırasında onun hayatından etkilendiğini ve yazmaya karar verdiğinden bahseder. Küçük Adamın hikayesidir kitapta anlatılan ancak Orhan Kemalin hayatını az çok bilenler kurgusal karakterlerin yanında kendi hayatından derin izler taşıdığını rahatlıkla görebilirler. Baba evinin anlatımı Çanakkale savaşlarının devam ettiği dönemde küçük adamın doğumunun dedesi tarafından askeri görevde olan babaya telgraf çekilerek haber edilmesiyle başlar. İlerleyen sayfalarda Osmanlı’nın son demlerinde zaman zaman görevi dolayısıyla başka şehirlere gitmek zorunda kalan otoriter, despot bir yapıya sahip babanın çocuklarının okumasını, onların saygın bir meslek
Baba EviOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20082,758 okunma
Rezil herif Necib
8/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 15:51
Öncelikle aslında başka bir kitap okuyordum ama maalesef bayram sürecinde Kırıkkale’de unutmuşum kitabı o yüzden de Eylül’e başlamak zorunda kaldım. Kitabımı aldığım zaman diğer kitabı da bitiricem inşallah alana kadar başka kitaplarla devam. Kitabımızın konusu Süreyya ile Suad evli bir çifttir. Süreyya ailesinin yaşadığı konakta yaşarken sıkılıp bunaldığı için kendilerine Beyoğlu taraflarından bir yalı tutarlar Suad’ın babası sayesinde ve bu yalıya arkadaşlık etmek için sürekli Necib gelir. Bu arada bilgilendirme olsun Süreyya erkek Suad ise kadın. Ve bu yaz tatili sürecinde Suad ile Necib arasında önce gizli sonra ise alenen ikisinin bildiği bir şekilde aşk gelişir. Kitap ahlaksızlığın vücut bulmuş hali aslında bence doyumsuz ve narsist insanların kitaplaştırılmış hali. Süreyya; doyumsuz bir adam, karısıyla ve evliliği ile asla ilgilenmeyen, karısının hobilerine karşı alaycı yaklaşan, karısının iyiliğini suistimal edip hep ben yapan bir adam. Necip, gece hayatına düşkün, kadınlara düşkün, ahlaksız her şeye düşkün olan düşkün bir adam; kendi içsel pisliklerini kadınlara yansıtan ve sadece kadınlar kötü imiş gibi kadın düşmanlığı yapan kendi yaptığı ahlaksızlıkları örneğiniz; arkadaşının karısına aşık olma ahlaksızlığını asla görmeyip, evlilik üzerinden ben asla evlenmem çünkü kadınlar şöyle kötü böyle ahlaksız diyip kendini dev aynasında gören ama o aynaya bile tam bakmayan iğrenç bir adam. Suad ise namus timsali olmuş ama namustan uzak, kocasına veya etrafındakilere problemi anlatmak yerine susarak yaşamayı tercih eden bir dilsiz, kocasının arkadaşına aşık olup namussuzluk yapıp sonra da Süreyya’nın kız kardeşi Hacer’i kötü bulan iki yüzlü bir kadın. Evet Hacer kötü, iyi demiyorum kesinlikle ama iğneyi madem başkasına batırıcaksın o zaman çuvaldızı da kendine batır
EylülMehmet Rauf · Panama Yayıncılık · 201950bin okunma
Reklam
Reklam