B

B
@admontlibrary
Öğrenci
10 okur puanı
Eylül 2021 tarihinde katıldı
Kahkaha attı. "Kırmızı beyaz güzel oldun böyle." Gözlerim kısıldı. Şu benimle uğraşmaları hiç bitmiyordu. Zevk alıyordu adam. "Derdin buydu değil mi yüzbaşı?" Elimi tutarak dudaklarına götürdü. "Benim hayat felsefem bu sarışın." Dudaklarım büzülürken mızmızlandım. "Beni utandırıp sinir etmek mi?" Yüzünü yüzüme yaklaştırıp fısıldadı. "Hayır güzelim. Vatanım, bayrağım ve kadınımı bir tutmak."
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
"Unuttunuz mu? Ben bir yazarım, Şevval Hanım. Kimseye anlatamadığım hislerimin hepsini cümlelerimin altına gizledim. Sizin, benim ve herkesin kimseye belli etmeden atlatmak istediği hisleri vardır. Kimi yazar, kimi okur, kimi izler, kimi çizer, kimi dinler... Gizlediğim her hissim yüzlerce kelimeye dönüştü. Bir sürü karaktere, bir sürü olaya, bir sürü hikâyeye ve bir sürü kitaba dönüştü. Bazen dünyayı çevreleyecek kadar kelime yazsam bile yeterli olmuyor gibi gelirdi. Yine de teşekkür ederim. Artık iyiyim."
"Keyfe keder olsaydı dertlerim, ne sana içerler ne de hasretini çekerdim. Cümlelerimde bul kendini, kendimi harflere gizledim..."
"Yaşadığımı hissetmek için canım yansın diye yeni bir yola çıkıyordum. Gideceğim yolların sonunu çok iyi biliyordum ama o yollarda yürürken yaşayacaklarım ve yaşatacaklarım hakkında hiçbir fikrim yoktu. Dikenler bedenime batabilirdi, düşebilirdim ve tekrardan kalkıp koşabilirdim; çiçek bahçelerinde yürüyebilirdim, gökyüzüne sarılabilirdim ve bir am bile tökezlemeyebilirdim. Yürürdüm belki de arkama bile bakmazdım; beni durdurabilirlerdi ama ben yine de koşmaya devam edebilirdim. Nasıl yollardan yürüyeceğimi ve neler yaşayacağımı bilmiyordum ama bütün yolların tek bir sona bağlanacağının farkındaydım. O sonu yazmak için ilerliyordum, o son ise benden kaçmak için elinden geleni yapıyordu. O sonun adı artık ölümdü."
"Sokaklar, sokak çocukları için geceleri aydınlanır, gündüzleri ise karanlığa gömülürdü. Geceyi aydınlatan sokak lambaları, insanların kalbinden daha sıcak ve aydınlıktı, bu yüzden o çocuklar kendilerini geceye daha fazla ait hisseder, gündüzleri ise kalpleri karanlığa bulanmış insanlardan bir adım daha uzaklaştırırdı. Gündüz olurdu. Bir adım daha geriye ve sonra bir adım daha geriye ve sonra bir adım daha... İnsanlar, terk edilmiş çocukları üzerlerine yürüyerek uçurumun kenarına sürüklerdi ve sonrasında o çocuklar kendilerini uçurumdan aşağıya attıkları zaman geriye çekilme sırası insanlara dönerdi. Kimse, kimsesiz bir çocuğun uçurumun kenarına nasıl geldiğini konuşmazdı; herkes o çocuğun terk edildiği ânı konuşurdu."