"Yalnız evcilleştirdiğin şeyleri tanıyabilirsin," dedi tilki, "insanların tanımaya ayıracak zamanları yok artık. Aldıklarını hazır alıyorlar dükkanlardan. Ama dost satan dükkanlar olmadığı için dostsuz kalıyorlar."
"Olabilir," dedi tilki, "dünyada neler olmuyor ki?"
"Ama bu dediğim Dünya'da olmadı!"
Tilki şaşırmıştı, meraklanmıştı:
"Yoksa başka bir gezegende mi?"
"Evet."
"O gezegende avcı var mıdır?"
"Yok."
"Bak bu çok ilginç. Peki, ya piliç?"
"Yok."
"Hiçbir şey tam istediğin gibi olmuyor," dedi tilki içini çekerek.
"Yapraklar da bulutlar gibi rüzgarı görünür kılıyor, yaprakların kıpırtısı, bulutların hareketi olmasa boşluğun ürkütücü derinliğiyle yüz yüze kalırdık."
"Sokakta olup bitenleri, gece, el ayak çekildikten sonra, tuvalet bekçisinin masasına oturup kağıda geçiriyor, sabah, yazdıklarını tenekede tutuşturup ısınıyordu."