O günlerde sağlığım da bozuldu. Belirli bir durum yoktu, keyifsizlik belki, keyfimi yeniden bulamama sıkıntısı gibi bir şey. Hekimlere gittim, bana kuvvet ilaçları verdiler. Canlanıyor, sonra yine düşüyordum. Yaşam benim için gittikçe zorlaşıyordu: Beden keyifsiz oldu mu yürek de ölgünleşir. Öğrenmeye hiç gerek duymadığım halde çok iyi bildiğim bir şeyi, yani yaşamayı unutuyordum sanırım. Evet, her şey o zaman başladı galiba.
Hadi, gel benim Kate'im, babanın evine gidelim,
Kılığımız böyle saygın ve gösterişsiz de olsa ne çıkar.
Üstümüz yoksul da olsa keselerimiz zengin,
Bedeni zenginleştiren yalnızca kafadır;
Güneş nasıl en koyu bulutların ardından bile kendini gösterirse,
En gösterişsiz kıyafetin altından namus da öyle görünür.
Tüyleri daha güzel diye alakarga tarlakuşundan daha mı değerli?
Ya da alacalı derisi göze hoş görünüyor diye
Engerek yılan balığından daha mı iyi?
Hayır Kate, bu basit takılar, bu sade kıyafetle
Değerinden bir şey kaybetmezsin.