Tanrı’nın ilk kelamını hatırladım: ‘İnsanda ne var öğren?’ İnsanda sevgi olduğunu anlamıştım.
...
Tanrı’nın diğer kelamını hatırladım: ‘İnsana ne verilmemiştir öğren.’
İnsanda ne olduğunu öğrenmiştim. Artık insana ne verilmediğini de biliyordum. İnsana neye ihtiyacı olduğunu bilme yetisi verilmemişti.
...
Çocukların yaşaması için anneleri bana yalvarmış, beni de ikna etmişti. Ana-babaları olmadan yaşayamayacaklarını sanmıştım. Oysa başka bir kadın çocukları besleyip büyütmüş. Kadının başkasının çocuklarına acıyıp ağlamasını görünce, içinde yaşayan Tanrı’yı gördüm ve insan ne ile yaşar anladım. Tanrı’nın son kelamını da öğretip beni artık affettiğini de anlamıştım.
Sayfa 25 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Nazan Bekiroğlu’nun akıcı bir dille yazmış olduğu bu kitap Trabzon-Tebriz-Tiflis-Batum-Bakü-İstanbul hattında geçen ve 1.Dünya Savaşı zamanını ele alan iki genç insanın hayat hikayesini anlatıyor. Anlatıcımızın dedesi ve anneannesi aslında bu iki genç, Setterhan ve Zehra.
Tarihin tozlu sayfalarını, eski aile fotoğraflarını seven, aile geçmişini didik didik etmeye meraklı ben gibi bir anlatıcının varlığı kitapla bütünleşmemi sağladı. Arada dura dura, sindire sindire okunması, zamanın o anını yaşamak, yaşanan onca olayı sindirebilmek adına bence önemli. Kitapta sadece Anadolu halkının değil aynı zamanda İran, Azerbeycan, Gürcistan ve Rusya halkının da yaşadıklarına anlatılanlarla şahit oluyoruz. Bu açıdan tarihi bir değere de sahip.
İyi okumalar diliyorum.