Nazan Bekiroğlu’nun akıcı bir dille yazmış olduğu bu kitap Trabzon-Tebriz-Tiflis-Batum-Bakü-İstanbul hattında geçen ve 1.Dünya Savaşı zamanını ele alan iki genç insanın hayat hikayesini anlatıyor. Anlatıcımızın dedesi ve anneannesi aslında bu iki genç, Setterhan ve Zehra.
Tarihin tozlu sayfalarını, eski aile fotoğraflarını seven, aile geçmişini didik didik etmeye meraklı ben gibi bir anlatıcının varlığı kitapla bütünleşmemi sağladı. Arada dura dura, sindire sindire okunması, zamanın o anını yaşamak, yaşanan onca olayı sindirebilmek adına bence önemli. Kitapta sadece Anadolu halkının değil aynı zamanda İran, Azerbeycan, Gürcistan ve Rusya halkının da yaşadıklarına anlatılanlarla şahit oluyoruz. Bu açıdan tarihi bir değere de sahip.
İyi okumalar diliyorum.
Be ser-i türbet-i mâ çün güzer-i himmet-hâh
Ki ziyâret-geh-i rindân-ı cihan hâhed bûd
Divan’ı yan tarafa bıraktı. Türkçesini ağır ağır mırıldandı:
Yolun bizim kabrimize uğrarsa himmet dile çünkü bizim kabrimiz cihanın rindlerinin ziyaretgâhı olacaktır.
Bir tek veya milyon, fark etmezdi. Çünkü birinin ölümü her birinin ölümü gibiydi. Çünkü her insan bir evrendi ve her ölüm evrenin sönüşü demekti. Bu yüzden bir tek masumun dahi öldüğü yerde hiçbir haklı gerekçeden söz edilemezdi. Savaş insanı canavarlaştırıyordu ve insanın insana ettiğini kimse kimseye etmiyordu.