Eğer Trabzonlu denecek bir tip varsa-ki vardı-, onun, burnu kopup yere düşse gururundan eğilip almayan ama kendisine emanet edilen bir avuç samanı korumak uğruna kendi samanlığının yanmasını da göze alan insanların en saf temsilcisini Setterhan ilk defa bu kaptanla tanıdı.
Bir nefret kalmıştı ona bu kazadan geriye. O kadar büyüktü ki aşktan geri kalan boşluk orayı ancak nefretin cüssesi doldurabilirdi. Nefret, aşkla boy ölçüşebilecek yegane duyguydu ve ne kadar güzeldi. Nefret etmese, Setterhan oracıkta ölecekti ve nefreti de ancak aşk yok edebilirdi.