Sultan

Bahçıvan ve Ölüm sonrası
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 14 Ocak 2026 10:17
Gospodinov, babasının ölümünü büyük cümlelerle anlatmayı reddediyor. Onun yerine küçük anlara, gündelik jestlere, bahçede kalan izlere eğiliyor. Çocukluğuna iniyor, hatta babasının çocukluğuna da iniyor. Sessiz bir yaşamın tüm detaylarını tüm hisleriyle ilmek ilmek önümüze seriyor. Yasın diğer yüzü ölümle tanıştım bu kitapta. Beni çok derinden etkiledi. Gidenin neler çektiğini, ve arkasında kalanların nelere direndiğini çok iyi yansıtıyor. Babasının ölümünün ani olmaması, bir sürece dahil olması ve her geçen gün kaçınılmaz sonun bilincinde olarak hatıralara tutunmaları, çevirdiğim her sayfada beni kayıp vermişim gibi üzdü. Bahçenin yabanileşmesi ve babasını rüyalarına beklemesi, ölümün ardında bıraktığı boşluğa hüzünle doluyor. Yaşadıklarını tam gerektiği gibi yazmış. Cümle yapıları, kullanılan kelimeler; hepsi beni sürece dahil etti. Kendimi bir hastane odasında kalan günleri sayıyor gibi aileden hissettim. Ki zaten kitapta aile yapısı çok naif sınırlarla çiziyor kendini, hiç yabancılık çekmeden odanın bir köşesine oturtuyor insanı. Ayrıca mesleğimi ilgilendiren terimler, raporlar, ilaçlar ve çekimler içerdiği için okuması daha anlamlıydı benim için. Kitabın sonunda Gospodinov babasıyla bir fotoğrafını eklemiş. Uzun uzun baktım bu tanımadığım babanın yüzüne. Oysaki çok iyi tanıyorum. Benzer bir kitap olarak bunu bırakıyorum buraya; Max Porter - Tüylerle Kaplı Yas
Hayata Dair
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,6bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Theo'ya Mektuplar Sonrası
9/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2023 3. kitabı
Vincent'ın kardeşi Theo'ya yazdığı mektupları derlemiş, 'Van Gogh' tarzının yaratıcısı yüzlerce esere de yeni, biraz buğulu bir pencere açmışlar. Duvarında Yıldızlı Gece tablosu asılı olan, günü o şaheser ile ayan biri olarak, bu kitap benim ruhumun her sızısında ve benliğimin her tınısında yavaş yavaş aktı. Yalnız Vincent'a değil, sanata da olan bakış açıma sanki yeterince yokmuş gibi biraz daha hüzün eklendi. Mektuplar ardı sıra ilerledi, bir palet tutuşturdu elime, her sayfa bir renk ekledi, son sayfayı kapattığımda yüzlerce tabloyu kucaklıyordum kucağımda, büyük bir sorumluluk, bastırılmış mahvolmuşluk ve belirsiz bir huzmeden sızan gururla. Bir ressamın içinde savaştığı ekonomik problemler, sosyal yetersizlikler ve içe dönük, kişisel yadırgamalar yüzünden usulca, lakin kanatarak nasıl da aklını kaybettiğini okudum biraz. Biraz Vincent'ın kardeşine tavsiyeleri ki şahsen o kardeş benmiş gibi üzerime alındım, bolca da sanat, boyalar, tablolar, ressamlar, tuvaller, fırçalar ve tekrar sanat. Beni en çok kıran Vincent'ın toplumdaki yerini asla bulamayışı - aslında, toplumun Vincent'ı inatla ittirip onu yersiz, evsiz ve dünyasız hissettirişi. Kimi tanıdıysa nasıl mahvedilişi ve zamanla insanlardan ümidini kesmesine rağmen paçasını, yakasını çekemeyişi. Ne üzücü, ve bozucu, sinirleri. Kitapta yer alan son mektup, Vincent'ın buruşuk, kimyasallardan pürüzlü, tırnak araları boyalı ellerinin son kez kalem tutuşunda yazdığı o mektup, Vincent'ın cesedi üzerinde bulunan mektup - nasıl da acıklı, bir veda mektubu bile değildi. Oysa ki yine Theo'ya teşekkür ile başlamıştı. Kitabı okuma süremi özellikle uzatıp araya da alakalı yapımlar yerleştirmiştim. İşte, turuncu, sarı, yeşil ve mavi içeren yapımlar: ‌Van Gogh: at Eternity's Gate 2018 ‌Lust for Life 1956 ‌Vincent & Theo
Sanat
Theo'ya MektuplarVincent Van Gogh · Remzi Kitabevi · 20188,2bin okunma
Kamelyalı Kadın Sonrası
9/10
·234 syf.··
Beğendi
·
2023 2. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2023 15:37
Yazarı Alexandre Dumas Fils, Fils ise yazarın soy adı değildir, Fransızca'da oğul anlamına gelir. Bu şekilde anılması ve kitaplarının da bu şekilde basılmasını nedeni Üç Silahşörler, Monte Cristo Contu gibi eserlerin yazarı olan babası Alexandre Dumas ile karıştırılmasını engellemektir. Alexandre Dumas Fils, babası ve metresi ya da o zamanın adıyla yosması Laure Labay'ın evlilik dışı oğluymuş. Alphonsine Plessis adından güzel ve kibar bir hayat kadını ile tanışmış ve zaten duygulu ve romantik biri olduğu için hemencecik aşık olmuş. Daha sonrasında kendi aralarında ismini Marie Duplessis olarak değiştirdikleri bu kadın, kitaptaki Marguerite Gautier ile çokça benzer özelliğe sahipmiş. Her iki kadın da bir köyde fakir olarak doğmuş, güzellikleriyle ön plana çıkmış, Paris'te geçimlerini sağlamaları karşılığında erkeklerle birlikte olmuş ve çokça para kazanmalarına rağmen parasız ve trajik bir şekilde veremden ölmüş. Hatta her ikisi de ölüm döşeğindeyken alacaklılar tarafından daireleri resmen ele geçirilmiş. Bu benzerliklerden sonra kitabın başında, adını birkaç kez duyduğu bir yosmanın cenazesine katılarak kitabını satın alan adamın aksine, olayları bizzat yaşayan Armand Duval karakteri bir nevi yazarın ta kendisi oluyor. Böylece ilk beyefendi, okuyucuları temsil ediyor denebilir. Ayrıca gerçek hayatta da Alexandre Dumas Fils bir Kont ile birlikte Marie'nin mezarına gitmiş ve açtırmış. Günümüzde bile bu kitabı okuduktan sonra Kamelya çiçeği alıp Paris'te, Marie'nin mezarını ziyarete giden insanlar varmış. Kitabı okurken çoktan farklı versiyonlarda filmlerinin olduğunu düşünmüş ve hemen izleme kararı alsam dahi kitap hakkında düşünürken, kafamdaki karakterlerin aksine filmdeki oyuncuları anımsarım korkusuna kapılmıştım. Ama zaten sandığımın aksine düzgün bir film
Edebiyat
Kamelyalı KadınAlexandre Dumas (fils) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201924,2bin okunma