Puan vermedi·736 syf.··
2026 412. kitabı
Gülün Adı, İtalyan bilim insanı, tarihçi ve göstergebilim uzmanı Umberto Eco’nun dünya edebiyatına kazandırdığı, hem çok katmanlı bir polisiye hem de muazzam bir tarihsel dönem panoraması sunan anıtsal bir başyapıttır. 1980 yılında yayımlanan bu ilk roman, yazarın engin Orta Çağ bilgisini edebi bir kurguyla harmanladığı entelektüel bir şölendir. Roman, 1327 yılında İtalya’nın kuzeyindeki zengin ve gözlerden uzak bir Benedikten manastırında geçer. Hristiyan dünyasındaki siyasi ve dini çalkantıların, tarikatlar arası çatışmaların zirvede olduğu bir dönemde, manastırda gizemli ve korkunç cinayetler işlenmeye başlar. Bu ölümleri aydınlatması için eski bir engizisyon yargıcı olan, keskin zekası ve rasyonel yaklaşımıyla tanınan Fransisken rahibi Baskervilleli William ve onun sadık çömezi Melkli Adso görevlendirilir. William, tıpkı bir Orta Çağ Sherlock Holmes'ü gibi, ipuçlarını ve göstergeleri takip ederek katilin peşine düşer. Olayların merkezinde ise dünyanın en zengin, en gizemli ve korunmuş kütüphanesi yer almaktadır. Bu labirentvari kütüphane, Hristiyanlık inancını sarsabileceği düşünülen ve yıllardır saklanan yasaklı bir kitabı barındırmaktadır. Umberto Eco, bu sürükleyici cinayet soruşturmasının arka planında; din, felsefe, göstergebilim, engizisyon vahşeti ve dogmatizm üzerine derin tartışmalar yürütür. İnanç ile akıl, kahkaha ile korku, hoşgörü ile fanatizm arasındaki amansız savaşı gözler önüne serer. Gülün Adı, sadece bir solukta okunacak bir polisiye değil; her bir satırında Orta Çağ felsefesinin ve kültürünün şifrelerini barındıran, edebiyat tarihinin en entelektüel ve sürükleyici romanlarından biridir.
Gülün AdıUmberto Eco · Can Yayınları · 202015,9bin okunma
Dizisinin adı the name of the rose(2019 yapımı olan)
Puan vermedi·736 syf.··
2026 7. kitabı
Orta Çağ’da bir manastırda geçen gizemli cinayetleri anlatıldığı bir roman. Baş karakterler William Baskerville ve öğrencisi Adso , manastırda yaşanan ölümleri araştırırken aynı zamanda büyük bir kütüphanede saklanan yasak bilgilerin peşine düşer. Kitap sadece bir polisiye değil aynı zamanda bilgi, din, güç ve sansür gibi konuları da işler. Özellikle “bilginin kimde olması gerektiği” ve “gerçeğe ulaşmanın zorluğu” üzerinde durur. Genel olarak kitap, hem gizemli bir hikâye anlatıyor hem de okura düşünsel olarak derin mesajlar veriyor.Ancak dili zaman zaman ağır ve detaylı olduğu için okurken zaman zaman akıştan kopabilir sıkılabilirsiniz ben bunu önlemek için dizisini de konuyu okudukça bölüm bölüm izleyerek ilerledim ancak öyle bitirdim siz de bırakmayı düşündüğünüzde aynısını yapabilirsiniz.;)
Gülün AdıUmberto Eco · Can Yayınları · 202015,9bin okunma
Reklam
Gülün Adı
8/10
·736 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
70 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 23:19
Umberto Eco’nun 1980 tarihli ilk romanı Gülün Adı, Orta Çağ’da geçen ustaca kurgulanmış bir gizem romanı. 1327’de Kuzey İtalya’daki bir Benediktin manastırında, Fransisken rahip William of Baskerville ve çömezi Adso, bir dizi cinayet soruşturması yürütürken dönemin dinsel, siyasi ve entelektüel çatışmalarının ortasına düşüyorlar. Eco’nun en güçlü yanı atmosfer yaratmadaki ustalığı. Soğuk manastır koridorları, labirent gibi kütüphane ve ağır Orta Çağ havası çok etkileyici şekilde betimleniyor. Roman aynı anda hem klasik bir katil kim romanı hem de akıl-inanç, bilgi-güç, yorum ve göstergebilim üzerine derin bir tartışma. Aristotle’un kayıp Komedi kitabı etrafında şekillenen fikirler kitaba ayrı bir katman katıyor. Ancak objektif olmak gerekirse, kitap yer yer oldukça ağır ilerliyor. Uzun teolojik diyaloglar, felsefi tartışmalar ve Latince alıntılar nedeniyle zaman zaman sıkıldığımı söylemeliyim. Polisiye bekleyenler için fazla yavaş, sadece fikir romanı arayanlar için ise gerilim dozajı ideal olabilir. Ben ikisinin arasında kaldım. Genel olarak, sabır gerektiren ama okuduktan sonra uzun süre düşündüren, katmanlı bir eser. Kolay tüketilen bir kitap değil; tarih, felsefe ve Orta Çağ ilgisi olanlar için değerli.
1000Kitap
Gülün AdıUmberto Eco · Can Yayınları · 202015,9bin okunma
Puan vermedi·741 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2026 13:37
Bir inceleme yazmak istiyordum fırsatım olmadı. Aklımda kaldığı kadarıyla yazacağım.. William adında Fransisken bir rahip var. Daha doğrusu eskiden sorgucu imiş. Bu adam mantığıyla hareket eden, doğru, dürüst ve akılcı biri. Onun bir de çömezi var adı Adso. Bunlar Benedicten manastırına çağrılıyorlar. Aslında tarikatların uzlaşması için dense de asıl amaç manastırda biri ölmüş. Nasıl ve kim tarafından yapıldığı bilinmiyor. Baş rahip onu bulmasını ve dolayısıyla kilisenin ve kendi itibarının düzelmesini istiyor. William ve çömezi kilisedeyken başka cinayetler de olunca bu işe öncelik veriyorlar. Ve durumun kilisenin çatısındaki kütüphaneyle ilgili olduğunu anlıyorlar. Kütüphane dediğime bakmayın. Günümüzdeki gibi değil. Çoğu eser okunmak için değil okunmamak için tutuluyor orada. Yasaklı yani. Çağlar değişse de zihniyetler ne kadar da benziyor değil mi!? Ölümler aslında basit nedenlerle olsa da kehanetlere dayandırılıyor ve din adıyla insanlar korkutuluyordu. Şaşırdık mı, hayır. Ama tabi ki ölümler Aristo'nun gülmek üzerine yazdığı kitapla ilgiliydi. Kitaba değen bir şekilde ölüyordu. Aristo neden önemli? Çünkü Aristo kilisenin gücü eline almasını sağlayan dindar biri aslında. Gülmek ise dini kitaplarında yasak kabul ediliyor {İsa hiç gülmemiş çünkü} hatta gülmenin yüz şeklini bile bozduğu söyleniyor. Eğer bu kadar etkili bir adamın gülmekle ilgili sözleri duyulursa kilisenin gücü azalır, kimseyi korkutamadıkları için kilise biter dolayısıyla kendileri de biterler. Koca bir YAZIK! Koskoca kilisenin itibarı bir kitaba bağlıysa zaten YAZIK! Tabi ki William kütüphanenin labirentini de olayları da çözer. Bunun olacağını bilen ve cinayetlerin de sorumlusu olan kör ve yaşlı rahip Burgoslu Jorge en sonunda kitabı da manastırı da yakar. Kurdukları düzen bozulmasın diye
Gülün AdıUmberto Eco · Can Yayınları · 198715,9bin okunma
Bu kitap seni yormak için yazılmış
Puan vermedi·736 syf.··
2026 285. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2026 00:29
Bazı kitaplar vardır, okurken sadece hikayeyi takip etmezsin, sanki zihninin içinde yeni bir oda açılır. Gülün Adı benim için tam olarak böyle bir kitaptı. İlk başta dürüst olayım: Kitapla aramız hemen ısınmadı. İlk sayfalarda uzun tasvirler, teolojik tartışmalar, isimler, kavramlar… "Ben nereye geldim lao?" dedim birkaç kez. Ama sonra fark ettim ki yazar seni acele ettirmiyor, aksine o manastırın taş duvarları arasında yavaş yavaş yürütüyor. Bir süre sonra ritme alışıyorsun ve o yoğunluk yerini meraka bırakıyor. Hikaye kısmı zaten başlı başına sürükleyici. Orta Çağ da bir manastırda işlenen cinayetler ve bunları çözmeye çalışan Baskervilleli William… Karakterin akıl yürütme biçimi, detaylara yaklaşımı gerçekten etkileyici. Yanındaki Adso ile kurduğu ilişki de hem sade hem samımi. Polisiye seven biriyseniz, kitap sizi zaten bir noktadan sonra bırakmıyor. Ama bu kitabı farklı yapan şey sadece katil kim? sorusu değil. Arka planda dönen tartışmalar, inanç, bilgi, iktidar ve yorum meselesi… Bunlar kitabın asıl yükünü taşıyor. Özellikle o meşhur kütüphane sahneleri. Sadece bir mekan değil, adeta bir fikir. Bilginin saklanması mı, paylaşılması mı gerektiği sorusu, bugün bile çok tanıdık geliyor. Gelelim işin biraz tartışmalı tarafına. Burda bazı incelemelerde gördüm "kitap İslam'a şöyle demiş, o yüzden bıraktım vs" gibi yorumlar var. Zaten yabancı bir yazardan kendi inanç dünyamıza birebir uygun bir metin beklemek de pek gerçekçi değil sayın insanlar. Bence mesele şu: Yanlış bulduğunu kenara koyarsın, doğru bulduğunu alırsın. Kitapla kavga etmek yerine, ondan ne alabileceğine bakmak daha anlamlı. Tabii her şey güllük gülistanlık değil. Kitabın temposu yer yer düşüyor, bazı tartışmalar gerçekten ağır gelebiliyor. Her okura hitap etmeyebilir, bu çok normal. Hatta bazı
1000Kitap
Gülün AdıUmberto Eco · Can Yayınları · 202015,9bin okunma
10/10
·736 syf.··
2026 22. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 16 Mart 2026 00:00
1327 yılının kışında, İtalya’daki gizemli bir manastıra götürüyor. Hikâyeyi genç öğrenci Adso anlatıyor, yanında zekâsı ve mantığıyla dikkat çeken William Baskerville var. Kitap, bir diplomatik zirve sırasında başlıyor ve William’ın görevi, ortamı hazırlamak. Ama manastıra vardığında peş peşe cinayetler işlenmeye başlıyor ve kitabın ortasına kadar ölümlerin nasıl gerçekleştiğini anlamak neredeyse imkânsız. Katil beklenmedik biri, her ceset ayrı bir gizem. Manastırda farklı tarikatlar var: BENEDİKTİN TARİKATI :Manastırın asıl sahipleri, bilgiyi kutsal ve sadece seçilmiş kişilere özel tutuyor; kütüphaneyi koruyorlar. FRANSİSKEN TARİKATI :William’ın mensup olduğu grup; “İsa yoksuldu, Kilise de mal varlığından vazgeçmeli” anlayışıyla dönemin zenginliğine karşı çıkıyorlar. DOLSİNİSYEN TARİKATI: Kilise’nin zenginliğine şiddetle karşı çıkan, her şeyin ortak olması gerektiğini savunan radikal gruplar. Yedi gün süren soruşturma boyunca gizli geçitler, şifreler arasında kayboluyorsunuz; William ve Adso her ipucunu takip ediyor, mantık ve gözlemle katilin izini sürüyor. Ölümler şaşırtıcı ve hesaplanmış; merak ve gerilim sürekli yüksek. Kitap hem cinayetleri hem de bilgi ve iktidarın sınırlarını anlatıyor. Kitap kalın ve ilk sayfaları Latince sözlerle dolu, biraz zorlayıcı; akıcı değil ama bir kez içine girdiğinizde, polisiye gerginliğinden çok, okurken yaşadığınız deneyim ön plana çıkıyor. Eco, sadece bir din dünyasını anlatmıyor; sizi o manastırda, kitapların arasında nefes alırken hissettiriyor. Ben bu kitabı okurken, manastırdaki olayları, sanki oradaymışım gibi deneyimledim. Karakterler oldukça fazla, yoğun bir dönemde olduğum için günde yaklaşık 50 sayfa okuyarak uzun bir süreç yaşadım ve notlar aldım. Eğer Umberto Eco’nun kalemiyle tanışmak isterseniz, kesinlikle bu
Gülün AdıUmberto Eco · Can Yayınları · 202015,9bin okunma
Reklam
Reklam