Kork Adso, peygamberlerden ve hakikat uğruna ölmeye hazır olanlardan kork; çünkü onlar, kendileriyle birlikte, çoğunlukla pek çok kişiyi, bazen de herkesi ölüme sürüklerler.
William'ın bir yanıt alamayınca, kendisine birbirinden çok değişik birçok yanıt önerdiğini anladım. Şaşıp kaldım.
"Ama öyleyse," diye fikir yürütme yürekliliğini gösterdim, "henüz çözümden uzaksınız..."
"Çok yakınım," dedi William, "ama hangisine yakın olduğumu bilmiyorum."
"Öyleyse sorularınızın tek bir yanıtı yok."
"Olsaydı, Paris'te tanrıbilim okuturdum Adso."
"Paris'te her zaman doğru yanıtı buluyorlar mı?"
"Hiçbir zaman," dedi William, "ama yanlışlarından çok eminler."
"Ya siz?" dedim çocukça bir küstahlıkla. "Hiç yanlış yapmaz mısınız?"
"Sık sık," diye yanıtladı. "Ama yalnızca bir yanlıştansa, birçok yanlış tasarlıyorum, böylece de hiçbir yanlışın tutsağı olmuyorum."
. Dışlanmışların toplumla yeniden bütünleştirilmesi, onların ayrıcalıklarının kısıtlanmasını
gerektiriyordu; bu nedenle de, dışlandıklarının bilincine varan dışlanmışlar, öğretileri ne olursa olsun, sapkınlıkla damgalanıyorlardı. Dışlanmışlıklarının körleştir-diği bu insanlarsa, kendi adlarına, gerçekte hiçbir öğretiye ilgi duymuyorlardı. Sapkınlığın yanılgısı buradadır. Herkes sapkındır, herkes ortodokstur; bir akımın sunduğu inancın önemi yoktur; önemli olan sunduğu umuttur. Bütün sapkınlar bir dışlama gerçekliğinin bayrağıdır. Sapkınlığı kazı, altında cüzamlıyı bulursun. Sapkınlığa karşı girişilen her savaşın istediği tek şey şudur: cüzamlının olduğu gibi kalması. Cüzamlılara gelince, onlardan ne bekleyebilirin? Üçleme doğmasının ya da Aşai Rabbani âyininin tanımının ~he kadarının doğru, ne kadarının yanlış olduğunu ayırdetmelerini mi? Hadi canım, Adso, bu oyunlar biz okumuş adamlar içindir. Basit insanların başka sorunları vardır. Hem unutma, bunların tümünü de yanlış yoldan çözerler. Bunun
için sapkın olurlar."