efsa

Hayır, bunların hiçbirini henüz bilmiyordu. Tek bildiği, hayatta olduğu, nefes aldığıydı. Dünyadaydı. Ve her şey yoluna girecekti.
Sayfa 340·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Neden benim gibi birine katlanıyorsun ki? Ben sadece sana katlanmıyorum, dedi Celeste, Adelaide'in saçını okşayarak. Seni seviyorum, güzelim. Gerçekten mi? Evet. Sarhoş olsan da olmasan da. Banyomun zemininde sızsan da dimdik ayakta dursan da. Seni seviyorum, Adelaide. Ben de seni seviyorum, dedi Adelaide.
Sayfa 328·Kitabı okudu
Alıntı
(Sonrasında unutacaktı. Kalbinin kırgınlığını, kötü hissettiği o günleri unutacaktı. Yerde oturup koyu gri kanepesine yaslanarak gözyaşlarını yeni yıkanmış tişörtleriyle sildiğini, sonra da bir aptal gibi hepsini maskara içinde bıraktığından kendine küfrettiğini unutacaktı. Parçalarını tekrar bir araya getirdiğinde, parçalandığı zaman nasıl hissettiğini unutuyordu insan. İyileşen yaraların ilk açıldığında nasıl hissettirdiğini de. O yaraların nerede olduğunu az çok hatırlıyor, tazeyken nasıl sızladıklarını biliyor ama artık parmağını üzerine bastırıp, Işte, beni tam buradan incittin, diyemiyordu. Acı zamanla dinecekti. Ama şimdi değil.)
Sayfa 315·Kitabı okudu
Alıntı
İşte bu yüzden yaşamamaya karar verdi. Ardından binlerce kişinin yas tutmayacağını, Twitter'da adına hashtag açılmayacağını biliyordu. Onu özleyecek birkaç kişi vardı elbette. Ama onlar da üstesinden gelirdi, herkes en sonunda hayatına devam ederdi. Kalbinin göğsünde atmaya, zonklamaya, acımaya devam etmesine izin vermektense onu durdurmak daha merhametli bir hareket olurdu. Tek ihtiyacı birkaç haptı. Hapları neredeydi?
Alıntı
Bu türden bir acının en kötü yanı, diye düşündü Adelaide, kendini kaybetmemiş olmasıydı. Karakterinin en temel parçaları, içinde daima var olan arzuları hâlâ yerli yerindeydi; başarılı olmak, iyi arkadaş, iyi evlat, iyi çalışan olmak, sağlıklı, bakımlı ve çekici görünmek. Hepsini hâlâ istiyordu. Bu arzular nabız gibi aynı ritim ve hızda atıyordu. Hâlâ tüm bunları umursuyordu. Ama bu sorumlulukları yerine getirebilecek gücü artık tükenmişti. Bunları yapamamak, kendine olan nefretini körükleyen benzin gibiydi. Sadece iyi olmak istemiyordu. Harika olmak istiyordu. Ama olamıyordu.
Sayfa 309·Kitabı okudu
Alıntı