Çünkü gerçeği bilirseniz, yani sevmenin bedelinin eninde sonunda yas tutmak olduğunu bilirseniz kimseyi sevemezsiniz.
Asla bu tuzağa düşmezsiniz. Ama bir kez düştüğünüzde -aklınıza, mantığınıza rağmen birini ya da bir şeyi sevdiğinizde-bırakmak istemezsiniz.
Onu gerçekten tanımış olsaydım... diye düşündü Adelaide.
Onu sadece iki kez görmüş değil de gerçekten tanışmış olsaydım...
Nathalie'nin arkadaşlarını, kardeşlerini, anne babasını düşündü.
Ona iyi geceler öpücüğü verenleri, üniversiteye başladığında onu yurda götürenleri, sarhoş olup kustuğunda saçlarını tutanları, mezuniyetinde onu kucaklayanları, önemli iş görüşmelerinden önce ona moral verenleri... Artık onu göremeyeceklerdi. Dünya artık onu göremeyecekti. Insanların öyle bir anda bu dünyadan çekip gitmesi -var olmaya bir son vermesi- çok korkutucu, çok acımasızdı. Adelaide bununla nasıl başa çıkacağını bilemiyordu.