1987 yılında yapılan bu başvurunun ardında yatan temel saiklerden biri, 1980 sonrası dönemde Türkiye'nin Ortadoğu pazarında yaşadığı ihracat daralmasını Avrupa pazarı üzerinden ikame etme stratejisidir.
"Malesef"' dedi sahte bir üzgünlükle. "Kendisine sordum, AET turizmden memnunmuş. Bizle tamamlayacak yolculuğu, ama meraklanmayın, ben sapasağlam ulaştıracağım evine kendisini. Bizde yolcu rahatlığı önceliktir".
"Ne turizmi?" diye adam sordu.
"AET turizm. Ali Ecevit Tarhan turizm".
Kapitalist devletler AET'de, komünist devletler COMECON'da toplanıp, iktisadi bakımdan kendilerini güçlü duruma getirirken, İslâm devletleri neden aynı yöne gitmesin?
Özetle, Amerikan Başkanı darbeci Evren'e aba altından sopa gösteriyor, Yunanistan'ın NATO askeri kanadına dönmesine izin vermezse 12 Eylül'ün anti-demokratik uygulamalarını sorun edeceklerini söylüyordu. Evren, Büyükelçi Spain'in ardından, öğleden sonra Orgeneral Rogers'la da görüştü.
Spain anılarında "Tam 15 gün sonra Yunanistan'ın NATO'ya dönüşü açıklandı" diye yazacaktı.
12 Eylül darbesinin ardından, emekli deniz kuvvetleri komutanı Bülend Ulusu tarafından hükümetin ilk kararının, darbeye gerekçe yapılan vahim olaylardan hiçbiri olmayıp, Sovyetler'i sıkıştırmak üzere Yunanistan'ın NATO askeri kanadına dönüş izni olmasının öyküsü buydu.
Planda tabii Türkiye ve Yunanistan'ın birlikte AET'ye alınması gibi bir şey yoktu. Zaten NATO Komutanı'nın AET'ye kimin alınıp kimin alınmayacağı üzerinde bir karar hakkı ve yetkisi de yoktu. Ama Evren'in sonradan söylediğine göre, Rogers kendisine "NATO'ya tekrar dönmesine hayır demezseniz size asker sözü veriyorum, Yunanistan da sizin AET'ye girmenize karşı çıkmayacak" demişti. Asker sözü vermişti yani.
Bu iznin hemen ardından 1 Ocak 1981'de Yunanistan alelacele AET'ye alındı; gerekçeler arasında "Türkiye korkusu" da vardı.