Son zamanlara kadar "Fena bir sey yapmıyorum ya!" der ve kendimi temize çıkarmaya çalışırdım.
Fakat hadiseler gösterdi ki, fena olmayışım tesadüf eseriymiş, fırsat düşmemiş, zaruret olmamış. Nitekim hayatın ilk. Çelmesinde yuvarlanıverdim, iyilik demek kimseye kötülüğü dokunmamak değil, kötülük yapacak cevheri içinde taşımamak demektir. Bende bu fena cevher fazla miktarda meveutmuş. Belki herkeste var... Fakat insan olan onu söküp atmasını, yahut boğmasını biliyor..
İnsanın kendi kendini suçlamasının keyif veren bir yanı vardır. Kendi kendimizi suçladığımız zaman başka birinin bizi suçlamaya hakkı kalmadığını düşünürüz. İnsanın ruhunu suçluluk duygusundan arındıran șey itiraf etme eyleminin kendisidir, günah çıkartan rahip değil.
Genç adam ciddi bir ifadeyle, "Kadınlar bize vermedikleri şeyleri istemezler bizden" diye mırıldandı. "Kadınlar yüreğimize sevgi tohumu ekip bize sevmeyi öğretir. Karşılığında bizden sevgi istemek de hakları."
Taparcasına sevilmek bașa beladır. İnsanoğlu yüzyıllarca tanrılara nasıl davrandıysa kadınlar da biz erkeklere öyle davranır. Bizi adeta ilahlaştırırlar; biz de bunun karşılığında onlar için
hep bir şeyler yapmak zorunda kalırız.