Puan vermedi·288 syf.··
2026 14. kitabı
İlber Ortaylı Seyahatnamesi'ni gezi rehberi ya da tarihçe beklentisine girmeden bitirdim. İlber Hoca'nın seyahat not defterine göz atıyormuş hissine kapılarak ve bu doğrultuda okuyarak keyifli bir süreçte ilerledim. Aksini aradığım anlarda hemen bu ruh halinden sıyrılmaya çalıştım. Bu kadar ülkeyi tarihçesiyle ve gezi rehberi niteliğinde, derinlemesine işlemesi elbet ciltleri bulurdu. Gönlüm biraz daha fazla doluluk istemiş olabilir elbet, gönül bu ister. İlber Ortaylı'nın anısına saygıyla Kitapla gezdiğim yerlerden (Biraz benden, biraz İlber Hoca' dan notlar) Suriye: Özellikle Şam tarihimizde büyük önem taşır. Şam bütün Doğu ticaretinin yapıldığı bir ticaret merkeziydi. Ayrıca Sultan Abdülhamid Han yalnızca Türklerden değil bütün İslam dünyasından topladığı bağışlarla Şamdan başlayıp, Medineye kadar uzanan Hicaz Demir Yolu'nu inşa ettirmiştir. Dört asır Osmanlı'nın hükmettiği Suriye Osmanlı mimarisinin izlerini barındırmakta. Suriye kısmını pür dikkat okurken İlber Hoca' dan şu satırlar kendime aferim dedirtti. "Asıl önemlisi bizler, Türkiye tarihini öğrenirken Suriye, Lübnan, Filistin çizgisini ihmal edemeyiz. Buraları tanımayan, bilmeyen bir gençliğin, bırakınız uzak tarihi, çok yakındaki Türkiye tarihini bile anlayıp kavraması mümkün değildir." Ürdün: Suriye ve Filistin'in aksine sonradan değil, ezelden beri bir Arap ülkesidir. İsrail: "Hayfa Osmanlı'yı özleyen şehir" Kendileri böyle dillendirmişler... Daha ötesine diyecek bir şey yok. İran:"Etnik unsurlar birbiriyle didişmiyor ama rakipler" Azerbaycan: Değişen Bakü'de Gökdelen sorununa dikkat çeken İlber Hoca, şehir mimarisinin korunması sorununu bir kez daha Bakü üzerinden dillendirmiş. Çok önemli bir konu. Rusya: Ortaylı'nın notlarından Rusya tarihine göz atıyoruz. Ünlü şair Nekrasov'un şu dizesi:"
İlber Ortaylı Seyahatnamesiİlber Ortaylı · Kronik Kitap · 20214,978 okunma
10/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
Herkese merhaba Bugün sizlere çok severek okuduğum ve bitmesini hiç istemediğim bir kitaptan bahsetmeye geldim herşeyden önce söylemek istediğim yazarımızın kaleminj öyle çok özlemişim ki kitaba nasıl başladım nasıl bitirdim hiç anlamadım Şimdi hazırsanız eğer sizleri Aden ve Can ile tanıştırmak istiyorum, onlar bu zamana kadar ki okuduğum en naif ve en güzel çift o kadar tatlılar ki böyle ikisine de sıkı sıkı sarılıp çocuk gibi sevesi geliyor insanın(Aden'e sarılınca sorun olmaz ama Can kesin bayılıp kalır bir yerde) Keza yan karakterler de aşırı derecede tatlıydılar, Miray, Simay ve Mesut muhteşem bir ekip oldular Tolga hariç neyse konumuza dönelim. Güzeller güzeli kızımız Aden, merhametli, anlayışlı, fazlasıyla iyi niyetli, biraz duygusal, çok çalışkan ve cıvıl cıvıl bir kız (tabi can ile tanışana kadar Aden, Can ile tanıştıktan sonra evrim geçirdi resmen aslen Mersinli olan kızımız İstanbulda arkadaşları ile birlikte yaşıyor Yakışıklı oğlumuz can ise bir bakanın dönüp bir daha bakacağı ve ilk görüşte aşık olacağı bir delikanlı biraz takıntılı tabi ama kötü anlamda değil, Can rahatsızlığı sebebiyle çocukluğundan beri çok zor bir hayat yaşıyor ve görüştüğü insanların sayısız bir elin beş parmağını geçmiyor (tabi ki hayatına Aden girene kadar) Can'ın en büyük destekçisi annesi ve kuzeni Mesut birde babası var ama o biraz dayaklık bir adam İlk başta imkansız gibi görünen bu güzel aşk hikayesi sayfalar ilerledikçe sizi kendine bağlıyor. Aden ve Can'ın geçmişten gelen bağları, okurken içinizi ısıtan aşkları, yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen sevginin iyileştirici gücüne sığınmaları, arkadaşlığın, dostluğun sarsılmaz bağını yazarımız yine öyle güzel anlatmış ki okurken yüzünde oluşan tebessüme engel olamıyorsunuz ve tabiki hikayemizin kötü adamı Tolga sana ne desem
İzoleIşıl Parlakyıldız (Işılca) · İndigo Kitap · 202619 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·560 syf.··
2026 23. kitabı
꧁ꪖŞİꪗꪖꪀ꧂ 𝓨𝓮𝓰𝓪𝓷𝓮 Mutlu sonların hastasıyız güzel bi serinin daha sonuna geldik. Hıkayede kimi sevmediysen hakettiği şekilde defolup gitti çok şükür beş günde üç kitaplık seriyi bitirdim. Kendime bir aferim birde teşekkür ederim. Seriyi okurken derdim tasam rafa kalktı . İyi ki okudum dediğim serilerden biri oldu. Savaş karakteri yer yer beni gerse bile Gülfem'e başkası yakışmazdı. Zaten birbirlerini onlardan Baska kimse çekmezdi Efsun karakterini çok sevdim . Kaan beni en çok güldüren karakter oldu. Levent'i çözemedim pek bir yere oturtamadım onu zaten yazarda onu olması gerektiği gibi bırakmış hikayede. Tuba tam bi manyaktı yazar onu final kitabında ön planı çıkarmış onu okumak çok keyıf verdi hele Emre'yi nikahında masasına oturması taktir edilesiydi Tarık en oturaklı karakterdi kendıne yakışan birini bulmasına çok sevindim. Savaş ve Gülfem yeniden barışınca Gülfem'in abisi ve babası sıcak bakmadı onlarda çareyi nikah tarıhı alıp karşılarına çıkmakta buldular. Tansıyonlar baya yükseldi ama tatlıya bağlandı nikah günü. Bizim kız bekarlığa veda gecesi yaptığında bunlar gene ayrılacak eyvahlar olsun dediğim bi olay yaşanıyordu ki büyük bir sürprizle oh be dedim. Bu Savaş harbi manyak. Akabinde kızımız hamile kaldı ve Savaş yeniden göreve gitti uzun bir süre gelmedi bu da Gülfem'in zor günler gecırmesıne neden oldu ve baya iyi dayandı. Kızları Asya dünyaya geldikten kısa süre sonra timin içindeki hain ortaya çıktı.Gülfem ve Asya'yı rehin aldı eyvah mutsuz son dıye ağlayacaktım ki Selçuk çıkıp geldi çok şükür. Oktay pisliği de hakettiğini buldu ,hiç sevmemiştim onu ve ondan böyle bişey çıkacağını biliyordum. Anlatmaya doyum olmaz ama siz bence bu seriyi okuyun. Sevgiyle ve kitapla kalın
Aşiyan 3 - YeganeHümeyra · Dokuz Yayınları · 2022871 okunma
Puan vermedi·268 syf.··
2026 10. kitabı
Herkese merhaba Bugün sizlere çok severek okuduğum bir kitaptan bahsetmeye geldim. Benim ejderhalara olan zaafımı bilmeyen yok artık gerçek hayatta ejderhalar yaşıyor olsaydı Nigreos gibi güçlü bir ejderham olsun isterdim, şimdi hakkını yemeyelim Lúthien de çok güçlü bir ejderha ama benim bebeğim Nigreos oldu Konumuza dönelim hemen Kral Talerion yıllar önce ejderhalar ve insanlar arasındaki büyük savaşı bitirmiş ve huzuru sağlamıştı ama, bu savaşı bitirmek için de çok büyük bir olayı gerçekleştirmek zorunda kalmıştı. Bu olay kral Talerion'a göre fedakarlık (bana göre de büyük bir fedakarlık tabi) ama bazı insanlara göre de ihanet olarak adlandırıldı. Kralın yaptığı fedakarlığı öğrenen Valeris içinde yükselen kıskançlığa engel olamadı ve en yakın arkadaşına ihanet edip Lúthienin gücünü ele geçirdi (neyse ki Nigreos gereken cezayı verdi ama herşey için çok geç kalmıştı) Kral Talerion hiç beklemediği bir anda ihanete uğramış ve bu hayata veda etmişti ama bu bir son degildi herşey daha yeni başlıyordu. Kralın ölümünden sonra ihanetin gölgesinde yeniden kurulan krallıkta tüm dengeler değişti. Firethorn krallığında bundan sonra neler olacağını kimse bilmiyordu ama kesin olan tek birşey vardı o da gerçek gücün eninde sonunda sahibine geri dönecek olmasıydı. Talerion'un yıllar önce barışı getirmek için başlattığı bu savaşı şimdi de Erlion büyük bir yıkımı getirmek için yeniden alevlendirdi, intikam tüm duyguların önüne geçti, tarih son birkez tekerrür etti, zafer ya Waelyanların olacaktı yada ateş tüm krallığı yok edecekti... Arthur Sana helal olsun gerçek bir arkadaş nasıl olur herkese gösterdin ama aynı şeyi Ethan için söyleyemeyeceğim o tam bir pislik, arkadaşına ihanet edip güç delisi olacak kadar hemde (tam bir viserion olduğunu kanıtladın aferim sana) diye düşünürken
ErlionSongül Akdoğan · Elpis Yayınları · 20252 okunma
İyi Konu, Yarım Kalmış İşleyiş..
3/10
·215 syf.··
2025 14. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 10 Aralık 2025 02:24
Bu kitaba nasıl bir inceleme yazacağımı bilemiyorum. Biraz karışık ve eksik olacak kesin ama başlayalım.. Öncelikle konu aslında güzel; fakat işlenişi de bir o kadar kötü. Hikayenin zemini bana göre yeterince sağlam değildi. Kitapta en sevmediğim şey olay geçişleri oldu. Normalde iyi kurgulanmış geçişler kitabı ileri taşır; ancak bu kitapta tam tersine, bazı yerlerde okuyucuyu koparan bir etki yaratmış bence. ~•~ Beğenmediğim Bazı Noktalar ~•~ ✓ Daniel ve Jacop iki özel ajan ve birbirlerine “birimiz kaybolursa mutlaka bir iz bırakalım” diye söz veriyorlar. Jacop kaçırıldığında duvara iz bırakıyor, fakat biz Daniel’in, Jacob'ın kaçırıldığını anladığı ve bu izleri bulduğu anı hiç okumuyoruz. O kısım tek cümlede söylenip geçilmiş bence okusaydık daha iyi olurdu. ✓ Daniel'i göreve gönderen müdür 'Jacop tehlikedeyse geri gönder ve ne olursa olsun sende iki gün kalıp geri geleceksin' diyor. Ama bize o kısımda verilmedi. Niye geri dönmedi, döndü de biz mi bilmiyoruz veya müdür gelmeyince ne yaptı..? Hiç haberimiz yok. Sıfır bağlam yani. ✓ Daniel karakterinin garipliği: SENİ KİM AJAN YAPTI ALLAH AŞKINA, İSTİFA ETSİN O KİŞİ RİCA EDİYORUM. Yazar ajanlar ve polisler için minik bir iki zeka parıltısı sahnesi yazıp bırakmış ve o kadar sanki otelin önünden alelade geçerken olay olduğunu görüp çözmeye çalışan kişiler gibi yansıtmış ki, şaşırdım. Ben gelip araştırayım daha gizli hallederim. Adam göreve gidiyor, önceki ajanın bilgilerini tam olarak umursamıyor, ego savaştırıyor gibi. Bunun yanında izlendiğini ve bir şeylerin iyi olmadığını biliyor, üstüne meslektaşı kayboluyor. Ama o napıyor? Gidip şüphelendiği kişilere 'yeraltı sırrınızı konuşmak istiyorum' diyor ve hazin son... kaçırılıyor aferim aferiim tebrikler yani. ✓ Havada kalan karakterler: Özellikle Fred... Kitabın
1000Kitap
Kabus OteliJudy Wilkins · Kalipso Yayınları · 2012473 okunma
Puan vermedi·424 syf.··
Beğendi
·
2025 184. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 27 Kasım 2025 14:38
Levi ve ben bir masal gibi başlamamıştık ve bunun masal gibi bir sonla bitmeyeceğini de biliyordum. . Ben bir Rina Kent hayranıyım. Ne yazsa okurum. Sorunlu karakterleri, zor ilişkileri öyle gerilim ve tutku dolu yazıyor ki kitaba ne zaman başlayıp bitirdiğimi anlamıyorum. Acımasız Kral Royal Elite serisinden tanıdığımız Levi King'in hikayesi. Levi King, futbol takımının yıldızı, okulun son sınıf öğrencisi. Onun bir bakışı bir sözü yeter istediklerinin yapılması için. Annesi onu küçük yaşta terk etmiş, babası ölmüştü. Amcası ve kuzeni Aiden'le yaşayan Levi 18 yaşına girmeyi dört gözle bekliyordu. Amcasının baskısından kurtulacaktı. Astrıd Clifford çok sevdiği annesini kaybetmiş babasının yanında yaşıyordu. Üvey annesi ve kızı ona evde rahat vermiyordu. Çizim yapmak en büyük zevkiydi. Okulun son senesi ve oda bu seneyi bitirerek kurtulacağı günü bekliyordu. En yakın arkadaşı Dani'nin ısrarıyla gittiği partide Levi ile karşılaşır. Astrıd o gece bir kaza geçirir ve yaz ayını hastanede geçirir. Astrıd, görünmezliği başarırken Levi yüzünden artık okulda dikkat çeken biriydi. Levi'den uzak durmaya çalışsa da aralarındaki tutku bunu imkansız hale getiriyordu. Astrıd'in babasının ondan istediği iki şey vardı. Clifforod ismine leke getirme, King'lerden uzak dur. İki aile arasında düşmanlık vardı ve bu ortaya çıktığında Levi ve Astrıd ne yapacak merakla okuyorsunuz. Levi baskın bir karakterdi ama Astrıd'de dik, inat ve onu zorladığında karşı gelen biriydi. İkisinin atışmalarını okurken çok keyif aldım. Korkulan Levi'ye öyle şeyler yaptı ki aferim Astrıd dedim. İkisinin de yaralı olduğu konular vardı. Birbirlerini anladıkça herşey daha güzel olmaya başladı. Levi'nin futbol, Astrıd Güzel Sanatlar hayali ve gelecek planları gerçekleşecek mi okuyarak öğreniyoruz. Rina kitaplarını
Acımasız KralRina Kent · Ren Kitap · 2025100 okunma