o dev ayrılık makinesinin kapısından çıkıp bir
kaç saat önce birlikte geçtiğiniz yollardan, bu defa tek
başına elin kolun bomboş dönerken kuru ekmek gibi
ufalanıyordu için. Evet, bir insanın sahih varlığı eksili
yordu dünyandan. Bu büyük bir şeydi. Ama arkadaş
tan, kardeşten, çocuktan fazlasıydı o vakti zamanında
inci gibi dizilmiş evleri bozup bozup, o uçaklara binip
binip gidenler. Hemen değil ama zamanla anlıyordun
ki, bir hayattı kaybettiğin, kendi hayatına bitişik bir ha
yat, bir komşu yaşam öyküsü. O gidince hayatlarınızın
yabani bitkiler gibi yıllarca birbirine doğru büyüyüp iç
içe geçtiği yeri, bu müşterek alandaki şahsi hikayeni,
yani onun yanındaki seni de kaybediyordun. Karşılıklı
oturduğunuz masaları kaybediyordun mesela. Sadece
ona anlatacağın şeyleri kaybediyordun