aafeyzaa

Masumiyet Müzesi
Puan vermedi
İnsan sayısı kadar sevme biçimi vardır. Benim en kıymet verdiğim sevme hâli, sevdiğinin şerefini ve haysiyetini incitmeden sevebilmektir. Bu yüzden Kemal’in Füsun’a duyduğu aşkla aramda hep mesafeli bir soğukluk oldu. Kitabı okurken içimde sessiz ama ısrarlı bir huzursuzluk büyüdü. Çünkü bu aşk, yüceltmekten çok eksilten bir yere yaslanıyordu. Kemal, sevdiğini bir insan olarak çoğaltmıyor; onu anılara, eşyalara, vitrinde sergilenen bir hatıraya indiriyor. Sevgi, burada bir temas değil, bir sahiplenme biçimine dönüşüyor. Takıntının estetik bir kılıfa büründürülüp “aşk” diye sunulmasını masum bulmak zor. Füsun, yaşayan bir kadın olmaktan yavaş yavaş sıyrılıyor; iradesi, sesi ve zamanı elinden alınarak nesneleşiyor. Belki de asıl ironi burada saklı: Adına Masumiyet denilen şey, masumiyetini en çok kaybeden oluyor. Çünkü haysiyetin zedelendiği yerde, aşk ne kadar güzel anlatılırsa anlatılsın, geriye yalnızca iyi parlatılmış bir yalnızlık kalıyor. aafeyzaa #k:128orh Orhan Pamuk
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,3bin okunma
Reklam
Vatan Şairi
Puan vermedi·72 syf.··
2026 2. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 23 Ocak 2026 22:09
Namık Kemal’den okuduğum ikinci kitaptı. Tanzimat dönemine ait bir tiyatro eseri olması ve kendi döneminde birçok kez sahnelenmiş olması, eseri benim için daha da anlamlı kıldı. Dört perdeden oluşan bu oyunda karakterlerin şiirsel dili oldukça belirgin. Okurken sahneler gözünüzün önünde canlanıyor; olay akışı sıcak, samimi ve sürükleyici bir şekilde ilerliyor. Vatan sevgisi, alıntılarla birlikte çok güçlü ve vurgulu biçimde ele alınmış. Bu yönüyle Namık Kemal’in Tanzimat döneminde neden “Vatan Şairi” unvanını aldığını bu eserde derinden hissettim. Okudukça bu unvanın boşuna verilmediğini anlıyor insan. Gerçekten etkileyici bir eser; hayran kaldım. Yazarın, tiyatroya dair kaleme aldığı yazılarda bu türü diğer edebî türlerden ayrıcalıklı görmesi ve tiyatronun toplumsal fayda açısından daha etkili olduğuna inanması, eserin ruhuna açıkça yansımış. Tatlı ve masum bir aşk hikâyesi etrafında şekillenen bu kahramanlık anlatısı, aynı zamanda Türk kadınının cesaretini ve kararlılığını da güçlü bir biçimde ortaya koyuyor. Bir edebiyat mezunu olarak şu küçük bilgiyi de eklemek isterim: Oyun, sahnelendiği dönemde halkı galeyana getirdiği gerekçesiyle büyük yankı uyandırmış; bu sebeple Namık Kemal Magosa’ya sürgüne gönderilmiştir. Bu da benden, sevgili okurlarıma küçük ama anlamlı bir not olsun.
Vatan Yahut SilistreNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202427,5bin okunma
10/10
·622 syf.··
2025 3. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2025 11:26
En sevdiğim kitaplar arasında ilk ikiye yerleşmeyi fazlasıyla hak eden bir eser oldu Oblomov. Karakterler arasındaki diyaloglar yer yer gülümseten, yer yer insanı durup düşünmeye zorlayan bir derinliğe sahip. Zahar ise Oblomov’dan sonra gönlümde taht kuran ikinci karakter oldu. Oblomov, hayatınızda karşılaşabileceğiniz en üşengeç insan olabilir; çorap giymeyi bile erteleyecek kadar hareketsiz, karar almaktan kaçacak kadar yorgun bir ruh… Hayatında olup biten her şeyi öteledikçe, okur olarak onun yerine sinirleniyor, sabırsızlanıyor ama bir yandan da kendinizden bir parça buluyorsunuz. Ne zaman bir işi ertelesem ya da tembelliğe yenik düşsem, Oblomov usulca düşer aklıma. Böylesi bir karakterin âşık olduğunda nasıl dönüştüğünü görmek ise bambaşka bir his. Onunla birlikte üzülüyor, onunla birlikte seviniyor, kalbinin atışlarını kendi içinizde hissediyorsunuz. Oblomov; okuduğum en masum, en çıkarsız ve en içten seven karakterlerden biriydi. Onun sevgisi sessiz ama derin, kırılgan ama gerçekti. Keşke yolunuz bir gün Oblomov’a düşse; onunla tanışsanız, dünyaya biraz daha yavaş, biraz daha kalpten bakmayı öğrenseniz.
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,8bin okunma
Yanmayan Evler
Puan vermedi·238 syf.··
2025 26. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 27 Mart 2025 22:29
Yanmayan evler. İtfaiyaiyiciler. Yıl 1952 Madem evler yanmıyor neden itfaiyecilik diye bir meslek var ? Gelin biraz da bu kitap hakkında konuşalım. Yazdığı dönemde okusaydık'yok artık ya' diyeceğimiz şeylere 2025 yılında hiç de imkansız gözüyle bakamıyoruz maalesef. Bu korkunç bir şey,çünkü bu kitap distopik bir kitap. Olması mümkün ama olma olasılığı uzak bir konuyu ele alan bir eser. Ama biz şuanda bunlara o kadar yakınız ki bu beni korkutuyor. Kitap okumanın suç sayıldığı bir dünya hayal edin. İtfaiyaiyiciler evleri söndürmek için değil yakmak için varlar. Üstelik yakma sebepleri o evde kitap olması. İçinde başka bir canlının olması umurlarında bile değil. Onlar sadece görevlerini yapıyor. Okumayan bir toplum mutlu bir toplum diyerekten... Neyden korkuyorlar peki ? Hemen bir alıntıyla anlatmak istiyorum. "Kitaplardan bu kadar nefret edilmesinin ve korkulmasının sebebini şimdi anlıyor musun? Onlar hayatın yüzündeki gözenekleri gösterir." Evet bir halkı kör etmek istiyorsan önce gerçekten gören gözleri kör etmelisin. Toplumun aydınlık tarafını. Aydınlık insanını. Yani yazarları ve kitapları. Sonra istediğin şekli verebilirsin ve sana itaat eden birer koyun sürüsü haline getirebilirsin. Kitabın edebi yönüne gelecek olursak okurken hiç keyif almadığımı ve zaman sıkıldığımı belirtmek istiyorum. Bu kadar güzel bir konu bu kadar yüzeysel anlatılamazdı. Şahsen elimde bu şekilde bir konu varken onu öyle can alıcı anlatırdım ki okuyanı titretsin. Ben bu eserde o istediğim şeyi alamadım. Konu itibariyle şahane, ancak kurgusu ve anlatımıyla yazık edilmiş bir eser. Bu kadar basit bir yaklaşımla yazılmasaydı tadından yenmezdi. Yazıldığı dönemi baz alırsak aslında çok normal. Yine de değersiz bir eser diyemem. Oldukça farkındalık yaratabilecek yerlere parmak basmış yazar.
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2010108,3bin okunma
Rezalet!
1/10
·192 syf.··
2025 25. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Mart 2025 21:44
Okuduğum en saçma kitaplar arasına girdi yazarın kedisini tebrik ederim bu konuda :) Bir olayı yada konuyu asla açık ve net bir şekilde ifade edememiş örnekler veriyor verdiği örnekleri açıklamaya çalıştığında en başını unutuyorsun, bu kadar karmaşık olmaya gerek yoktu. Değindiği konular kendi düşüncelerini okura empoze edebilmek için çoğu insanın inandığı gerçekleri kibar Bi dille aşağılayıp saftirik olduğumuzu ifade etmesi de ayrı bir tartışma konusu. Empati den ve başka görüşlere olan fikirlere saygı duymaktan yoksun bir yazar. Başlıktaki konudan bağımsız bir kitap. Okuduğum için ayırdığım zamana üzüldüğüm bir eser oldu. Eğer bu bıraktığım incelemeye denk gelirseniz kitabı aldığınız gibi yerine bırakmanızı tavsiye ederim. aafeyzaa İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma David Hume
Duygu ve Düşünce
İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir SoruşturmaDavid Hume · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20171,687 okunma
Reklam