Bu küçük ara sokaklar büyük şehirlerin çukurlarında gizlenirler çünkü onlar, yüzlerce maske takmış seçkin insanların yaşadığı aydınlık, pencereleri pırıl pırıl evlerin neler gizlediğini küstahça ve utanmadan söylerler.
Artık acımıyordu. Fakat içinde bir şeyler yanıyordu, yavaş yavaş çürüyordu, bir şeyler ölmeye başlamıştı. Yaşadığı her şey, sevdiği her şey bu ağır ağır tükenen alevde sönüp gidiyordu, umursamazlığın gevşek çamurunda ezilip kömürleşmeden önce,kapkara oluncaya kadar için için yanacaktı. Bir şeyler oluyordu, bir şeyleri belli belirsiz hissediyordu, orada öylece uzanırken ve heyecanla yaşamını düşünürken bir şeyler oluyordu. Bir şeyler sona ermişti. Neydi o?
Kendini dinledi, içini dinledi.
Böylece yavaş yavaş yüreği ölmeye başladı.