Afra

Müslümanca davranış, bazı temel ilkelerde kişiyi kendisiyle yalnız bırakır. Başkalarının hangi eğilimde olduğu hesap dışı tutulur. Yani, kişi hak bildiği yolda başkasından yardım beklemeden, başkasının ne diyeceğini umursamadan kararını o yönde oluşturur ve bir başına yola çıkar. Bu davranış biçimi, özellikle çoğunluğun İslam dışı kurallarla hayatını düzenlediği durumlarda önem kazanır.
Sayfa 88·Kitabı okudu
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Asr-ı Saadettte kötü bir dünyada yaşayan Müslümanı iyi kılan hususla günümüzde kötü bir dünyada yaşayan Müslümanı kötü Müslüman haline getiren husus, onun kötü bir dünyaya karşı takındığı tavırdan ileri gelmektedir.
Sayfa 84·Kitabı okudu
Farz edelim ki, İslam insana gözyaşından ve eşitsizlikten başka bir şey vaat etmiyor. Bu durumda bile Müslüman Allah’ın rızasını kazanmanın yolu budur diyorsa, o yola uyum sağlamaktan başka bir şey düşünmez. Kaldı ki, materyalistik kafa yapısının gaye diye tanıdığı ve beklentisinin nihayetine yerleştirdiği her türlü refah ve huzur aslında yalnızca İslami hayat tarzında gerçekleştirilebilmesine rağmen Müslüman, sözü edilen beklentilerin hatırına itibar etmez. Çünkü onun için Allah’ın hatırının önüne geçebilecek başka hiçbir değer ve gayenin bulunabileceği varsayılmaz.
Sayfa 76·Kitabı okudu
Şer’i hükümler manzumesiyle kendi mizacımıza hoş gelen veya uygun düşen davranışlarımız arasındaki sınırın farkında olmak, Müslümanca tavrın oluşması hususunda belirleyici bir yer tutar.
Sayfa 74·Kitabı okudu
Demek ki Müslümanlar kendilerine bu nedenle kimsenin lütfu ve ihsanı olarak bahşedilmemiş olan bu nedenle de kimseye boyun eğmek zorunda bulamadıkları bir özgürlüğe taliptir: Müslüman olma özgürlüğü.
Sayfa 69·Kitabı okudu