Bunlardan kurtulmak mümkün mü, sen hayatı ne sanıyorsun? Ben hayatı benim sanıyorum. Bana ait sanıyorum. Başkalarına ait bir hayatı yaşayamaz zaten insan, yaşıyorsa kendisinindir, istediği gibi değilse bile. Şartları kendisi belirlemiyor diye başkasının olmaz hayat. Başkası denen insanın, insanların hayatları var zaten, hayatları varken bir yenisini neden almak istesinler veya kabul etmek durumunda kalsinlar? Fazla mal göz çıkarmaz denir ama bu lafı zaten fazla malı mülkiyetinde bulunduranlar söylemiş, zenginliklerine rağmen içinde debelendikleri açgözlülük çamuruna meşruiyet kazandırmak için. Zira her ne kadar mal canin yongası da sayılsa, fazla mal göz çıkarır. Fazla hayat ise akıllara seza. İnsan yaşadığını sanarken ufalanır gider. Peki, tüm bunların Harun'la ve onun cadde boyunca uzanan kaldırımda yürümesiyle alakası ne? Cevap basit; fakirlik. Yoksa ekonomik sıkıntı diyerek işi başka bir boyuta mı atalım? Yapmayalım, sebep fakirlik, yoksulluk, bunun adı bu. İnsan ne veya kim olursa olsun, fakirlik denen serseri, "daha saygınlığın" önündeki en büyük engel. Para dik yürümeyi sağlayan bir bastondur. Bunun Harun'la alakası fevkalade derin. Mesela patates. Ama o sonra. Yine de nedeni belirsiz, Harun bunu da düşünmüyor. Bir zamanlar aklından atamadığı bu gerçeği şimdi gündeminin dışına iten ise, kendi hayatının mülkiyetini eline geçirdiğine dair içinde uyanan minik hissiyat. Sinek küçüktür ama mide bulandırır, inanç ve umut yumruk büyüklüğündeki et parçasında yaşar ama dünyayı değiştirir. Dünyayı mı değiştireceksin. Harun, bu mu niyetin? Sorsalar şaşırarak bakar Harun suratlarına. Dünya da ne? Dünyam olmasın kastettiğiniz şey. Ki o da eğilmeyecek kadar kuru artık.