Son olarak benim adım hakkında yazmak istiyorum sana. Zaman zaman metinlerde Tanrıça olarak İştar adının geçtiğini bilisun. Aslında bu bir Sümer Tanrıçası. Onlarda adı İnanna. Bu, aşk, sevgi, bereket ve savaş Tanrıçası. Sumerlilcrde çok sevilmiş, hakkında birçok öykü yazılmış. O öykülerden bütün din kitaplarında, halk masallarında izler varmış. Sumerlilerden sonra Mezopotamya'da devletler kuran Akatlar onu Tanrıça olarak kendilerine almışlar ve adını değiştirerek İştar yapmışlar. Oradan Hititlere geçmiş.Fakat, onlar da daha çok savaşçı olarak algılanıyor. Daha sonra İsrailliler almış ve bu kez adı Astarte olmuş. Bu Sümer Tanrıçası, Yunanlılarda Afrodit, Romalılarda Venüs olarak varlığını sürdürmüş
hep. Aslında bu Tanrıça, Venüs yıldızını simgeliyor.
Belki de en önemli yegane şey dindi. Kildanilerin ele geçirdikleri diğer ülkelerin de kendilerine ait ulusal dinleri vardı; ancak kadim dünyadaki pagan dinlerinin en belirgin özelliklerinden birisi, bu dinlerin son derece kolay bir biçimde birbirleriyle bağdaşabilir nitelikte olmasıydı. Rüzgarla özdeşleştirilen tanrı, Babil'de Marduk, Kenan ülkesinde Baal-Haddad, Yunan dünyasında Zeus olarak adlandırılabiliyordu; ancak temelde o aynı tanrıydı; Rüzgar'dı. Mezopotamya tanrıçası İştar, aslında Kenan ülkesindeki tanrıça Aştoret ve Yunan dünyasındaki Afrodit'le aynıydı; Üretkenlik'ti. Bu liste uzatılabilir. Pagan tanrılarının bu şekilde birbirinin yerine geçebilmesi, fethedilen halkın, fatihlerin dinleri içinde asimile olmalarını mümkün kılıyordu.
"Zaten hayatım boyunca, kadın arkadaşlarımla daldan dala atlayan muhabbetlerimizi; ruj rengini konuşurken, hayatın anlamına atlamayı, oradan da birbirimizi ne kadar çok sevdiğimizi söyleyip ağlamamızı hep sevdim."