Truvalı Paris Heykeli Mitolojik Yanılgı ve Paris: Heykel ilk bulunduğunda, elindeki elma ve başındaki Frig başlığı (Frig külahı) nedeniyle Truva mitolojisindeki Prens Paris sanılmıştır. Mitolojiye göre Paris, tanrıçalar arasındaki güzellik yarışmasında elmayı Afrodit'e (Venüs) vererek meşhur Truva Savaşı'nın fitilini ateşlemiştir. Restorasyon çalışmaları da bu yorum üzerinden yapılmıştır. Gerçek Kimliği: Ancak daha sonra yapılan arkeolojik ve tarihi incelemeler, heykelin aslında antik Roma döneminde (MS 2.-3. yüzyıl) gizemli Mitras (Mithras) Kültü'ne ait bir meşale taşıyıcısı (Cautes veya Cautopates) olduğunu ortaya çıkarmıştır. Hatalı Restorasyon: Heykel 1785 yılında Roma'daki Porta Portese yakınlarında bir yeraltı mağarasında (Mithraeum) bulunduğunda kolları kırıktı. 18. yüzyıldaki restoratörler, onun aslında iki eliyle aşağıya doğru bir meşale tuttuğunu fark edemeyip sağ eline bir elma iliştirmiş ve onu Truvalı Paris olarak restore etmişlerdir. Bu heykel Vatikan Müzeleri'nde (Vatikan Şehri / Roma, İtalya) bulunan Museo Chiaramonti (Chiaramonti Müzesi) bölümünde sergilenmektedir 🤔 bu şapka tarihte hep gözüme ilişti
10 Gün 10 çiçek : Gün 4 Gül
Antik Yunan efsanelerine göre aşk tanrıçası Afrodit, sevdiği kişi Adonis için büyük bir aşk besliyormuş. Bir gün Adonis yaralanınca Afrodit ona ulaşmak için dikenli çalıların arasından koşmuş. Beyaz güllerin üzerine düşen kanı onları kırmızıya çevirmiş. Bu yüzden kırmızı güller aşkın, tutkunun ve bazen de acının simgesi olmuş. Eskiden insanlar birine kırmızı gül verdiğinde sadece “seni seviyorum” değil, “senin için acıya bile katlanırım” anlamı taşıdığına inanırmış.
Reklam
Tomris
Hakka tapan haksız Kaç saat uğraştın be imansız Gözleri perdelenmiş arzularıyla Kabullenmez yansımadaki farz-ı mahlukuyla Gir içeri çık duadan be fail-i mechul insan Dilim yerin dibinde Sende sevmezsin söyleşimi belki de Hak hukuk değil dengide Sıksın suyunu dünya Alsın ahımı bir rûya Dönmez devran buradan geri amâ Gün vahşet dil dehşet şuuru buhardan bir kasvet Kaygan bir köpük akar damla damla yere bulanık bir gerçek zihninde tekrar edecek Ey farkındalık beş durak ayân Yaz gözünle beyân Venüs Ak deli Al belli Kimse sevmesin seni Ne semud Ne Talmud Ne de Lut Dili kirletemez sen gibi ey put
Gardenya
"Çiçeklerin en farklısıdır Gardenya... " Bana öyle bakma Gardenya Aklımı şaşırtıyorsun  Çek gözlerini gözlerimden  O yeşilliğiyle kör ediyorsun  Gülme öyle Gardenya Haddimi aşacak sorular soruyorum Tanrı tek ise  Neden bu kadar baş döndürüyorsun Tutma elimi Gardenya  Hazır değilim ben böyle aşka Ne sen Afrodit  Be ben Adonis  Daha da acıklı olur bizim hikayemiz  Bükme dudaklarını Gardenya
Şiir
Sutüven
Bir kayadan duman duman On yedi metre atlayan Dağ kokusuyla yüklü su. Boşluğa fırlayınca, saç Düştüğü yerde üç kulaç Mavi su, ak köpüklü su. Şi'rin elindesin bugün Eski masalların bütün Canlanacak birer birer. Akhalılar da bir zaman Şair, ilâhe, kahraman, Şi'rini burda içtiler. Hepsi tapardı rengine, Rastlamamıştı dengine, Hiçbiri, mor Tesalya'da. Öyle füsunludur bu yer Şi'rine borçludur Homer Çünkü senindir İlyada. Eski, uzun zamanların, Tığ gibi kahramanların Türküsüdür sesin henüz. Dağda hayat uyandıran Taşları duygulandıran
Şiir
"Belki". Sema Soykan
Kıbrıs adı “Kıbrıs, Aşk Tanrıçası Homeros’un ‘Kypris’ olarak hitap ettiği ve ‘dalgalardan doğan’ anlamına gelen ‘Afrodit’in doğduğu yer’ olduğu rivayet edilir. Ayrıca bakır madeni birçok yere adadan gittiği için, bazıları ise adanın adını bakırdan aldığını söyler (‘kubar’ Sümerce’de ‘bakır’ anlamına gelirdi). Belki de bakır Kıbrıs’a değil, Kıbrıs bakır’a isim babalığı yapmıştır. Bazıları da adada bolca yetişen ve ‘Kına Çiçeği’ olarak bilinen ‘Kypros’tan geldiğini; Mitoloji sevenler ise Aşk Tanrıçası ‘Kiprus’tan geldiğini söyler. Kimine göre de ada adını ‘Cupress’ yani ‘Servi Ağaçları’ndan almış. Bu arada, eğer bir evin bahçesinde, sokağında servi veya hurma ağacı varsa ve evin panjurları yeşilse, bilin ki o bir Türk evidir. İngilizlerin evleriyse beyaz panjurlu, Rumlarınkilerse mavi panjurludur.”
Reklam
Reklam