İçimde bir pas var
adını anınca kabaran.
Dokundukça çoğalıyor,
avuçlarıma bulaşıyor kokusu —
demirle beklemiş yağmur gibi.
Duvarlar yüzünü çeviriyor benden,
sırtımı dayamak istediğim her yüzey
bir adım geri çekiliyor.
Göğsümün içinde
küçük bir hayvan kapıyı tırmalıyor:
Sevme onu.
Oda eğiliyor.
Zemin kayıyor ayaklarımın altından.
Köşedeki masa,
tam yaslanacakken
ışığını söndürüp yok oluyor.
Tökezliyorum.
Bakışlarım insanlara çarpıyor
ve geri sekip düşüyor.